Maside Ocak ile Cumartesi Annelerinin 1096. Haftası Üzerine Söyleşi “Bir annenin sessizliği, en ağır çığlıktır.”

Galatasaray Lisesi’nin önünde yıllardır süren bir bekleyiş var. Aynı taşların üzerinde biriken zaman, haftaları aşarak eksilmeyen bir yokluğa dönüşüyor.

Bir zamanlar daha geniş bir tanıklığın eşlik ettiği bu yer, bugün daha çok sessizliğin ve ısrarın mekânı olarak duruyor. Kalabalıklar dağıldı, sesler azaldı; geriye yerini terk etmeyen bir arayış kaldı.

Cumartesi Anneleri…
Evlatlarını arayan, bulamayan, bulamadan bu dünyadan göçüp giden anneler… Her hafta aynı yere gelen, aynı soruyu yineleyen ve cevapsızlıkla yüz yüze kalan bir hafızanın taşıyıcıları…

Bu bekleyişin tanıklarından biri olan Maside Ocak, yıllardır aynı yerde durmayı sürdürüyor. Onun duruşu, ortak bir hafızanın ve kesintisiz bir arayışın izlerini taşıyor. Bir dönem bu meydan doluydu; tanıklık edenler, eşlik edenler vardı. Bugün ise çoğu zaman yalnızca anneler var.

Maside Ocak1Bu söyleşi, Maside Ocak’ın tanıklığı üzerinden kaybın, bekleyişin ve zamana yayılan arayışın izini sürüyor.

“Zaman ilerledikçe acılar yerinde kalır.”

Cumartesi Annelerinin 1096 haftaya ulaşan mücadelesini nasıl anlamlandırıyorsunuz? Bu kadar uzun bir süre boyunca aynı talebi dile getirmek sizde nasıl bir iz bırakıyor?

Her hafta aynı taleple yan yana geliyor, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi ve onlar için adalet istiyoruz. Her hafta insanlara aynı gibi gelse de aslında öyle değil. Çünkü her hafta bu topraklarda zorla kaybedilen farklı isimler için bir araya geliyoruz. Her birinin kaybedilerek yaşamdaki izlerini silmeye çalışsalar da, her biri için hem aynı hem de farklı taleplerimiz var.

Haftaların sayısı büyüyor, kayıpların isimleri değişiyor. Büyük bir ısrarın ardından yine mekânımızda olsak da, hâlâ yasaklı ve sayı sınırlı bir şekilde bir araya gelmek elbette biz kayıp yakınları için çok zor. Ama biliyoruz ki unutturmama mücadelesi susmamakla başlıyor.

Maside Ocak2“Bir insan kaybolduğunda, geride yalnızca yokluk kalmaz; hayatın dengesi de değişir.”

Gözaltında kaybedilen yakınlarınızın yokluğu, yıllar içinde hayatınızda nasıl bir değişim yarattı? Bu eksiklik zamanla dönüşüyor mu, yoksa aynı yerden mi konuşmaya devam ediyor?

Bizim için zaman orada duruyor. Yaşam devam ediyor ama her şeyi sevdiğinizin yokluğu belirliyor. Kurulan sofralardan söylenen sözlere kadar her şey onların bıraktığı gibi duruyor.

Yaşam tarzımızı, işimizi, ev düzenimizi onları arama mücadelesi belirliyor.

Maside Ocak3“Tekrar edilen bir söz, unutmaya karşı direnir.”

Her hafta aynı meydanda bulunmak, aynı soruyu tekrar etmek sizin için ne ifade ediyor? Bu bir direnç mi, bir hatırlatma mı, yoksa başka bir anlamı var mı?

Aslında hepsi. Hatırlatmaktan önce hatırlamakla başlar. Hatırladığımız kadar güçlüyüz. Sevdiklerimize ne olduğunu biliyoruz, gözaltında kaybedildiler. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin tüm toplumun hatırlaması ve unutmaması gereken şey budur. En azından bu topraklarda gözaltında kaybetmelerin önlenmesinin kayıp yakınları ve hak savunucularının yürüttüğü mücadele olduğunu kimse unutmamalı.

Bu ülkede adalet talebiyle meydanlara çıkan insanlarız. Sevdiklerimizi kaybedenler cezasızlıkla korunurken adalete ulaşabilmek için ısrarı sürdürebilmek de unutmaya karşı duranların gösterdiği dirençtedir.

Biz unutturmamanın bir zafer olduğunu Galatasaray Meydanı’nda deneyimledik. Unutturmamanın bir direniş şekli olduğunu da ispatlayanlarız. Hafızaları diri tutmakla bu mücadelenin büyüdüğüne de tanığız. Bizi ayakta tutan bu umutsa, biz unutturmamanın umuduna sarılıp sevdiklerimiz için hakikati ve adaleti aramaya devam edeceğiz.

Maside Ocak4“Bir mekân, hafızanın en somut hâline dönüşebilir.”

Galatasaray Meydanı sizin için ne ifade ediyor? Oranın yasaklandığı ya da erişilemediği dönemlerde bu bağ nasıl etkilendi?

Galatasaray, sinemaya, tiyatroya, konsere gitmek için buluştuğumuz yerdi. 27 Mayıs 1995’ten bu yana ise biz kayıp yakınları için diz dize oturup birbirimize dayandığımız, elimizdeki fotoğraflarda kalan sevdiklerimizle söyleştiğimiz yerdir. 19 yaşında bir gençtim Galatasaray Meydanı’na “kayıplarımızı istiyoruz” diyerek çıktığımızda.

Biz kayıp yakınlarının sevdikleriyle buluşma mekânıdır Galatasaray. Her karışında bir kaybımızın sesi ve izi vardır. Hepimizin okuludur aynı zamanda. Bir kayıp kardeşi olarak gelip, tüm kayıpların kardeşi olduğum yerdir.

Yönetenler gözaltında kaybetme suçunun üstünü örtmeyi her zaman denedi. Cumartesi Anneleri/Cumartesi İnsanlarının görünür olmasını engellemek için buluşma mekânımıza yasak kararları getirdi.

15 Ağustos 1998 - 13 Mart 1999 tarihleri arasında meydana çıkmamız engellendi, her cumartesimiz gözaltında geçti. Yine 8 Nisan 2023 - 11 Kasım 2023 tarihleri arasında da kayıplarımızla buluşma mekânımıza ulaşabilmek için her cumartesimizi gözaltında geçirdik.

11 Kasım 2023’ten bu yana 10 kişilik sayı sınırlamasıyla Galatasaray Meydanı’nı çevreleyen demir bariyerlerin önünde açıklamamızı yapıyoruz.

Biz kayıp yakınları ve hak savunucularının üzerindeki baskı ve şiddetin boyutu ne olursa olsun, karanfillerimizi meydanla buluşturabilmenin anlamını ifade edebilmek çok zor.

Kayıplarımızı ararken, kayıplarımızı aramak için buluştuğumuz meydan için de mücadele etmek zorunda bırakılmak, yönetenlerin en büyük ayıplarından biri olarak tarihe not düşüldü.

Maside Ocak5“Kalabalıklar değişir; acının yükü değişmez.”

Geçmişte daha geniş kitlelerin destek verdiği Cumartesi Anneleri, bugün daha yalnız bırakılmış görünüyor. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

90’larda gözaltında kaybedileni aramanın kaybedilme nedeni olduğu günleri yaşadık. Buna rağmen insanlar biz kayıp yakınlarının yanında duruyordu.

Şimdi de hak arama yollarının tamamen kapatıldığı günleri yaşıyoruz. Yanımızda olan insanların, bizi destekleyenlerin olduğunu biliyoruz. Sayı sınırlamasından dolayı bizimle fotoğraf taşıyamıyorlar belki ama her cumartesi meydana gelmeyi görev bilen insanların varlığı bize güç veriyor.

Gözaltında kaybedilen öğrencilerin, işçilerin, doktorların, avukatların savunuculuğunu yapmak sadece biz kayıp yakınlarının değil, herkesin vicdanında yer etmeli ve hatırlatılmalı.

Maside Ocak Cumartesi Anneleri“Adalet geciktikçe, soru daha derinleşir.”

Yıllardır süren bu arayışta, adalet sizin için ne ifade ediyor?

Bu toprakların ilk adalet arayıcılarıyız. Cezasızlık ve zamanaşımı gibi sorumluları koruyan mekanizmaların oluşturduğu derin adaletsizlik ortamı artık herkesin sorunu hâline gelmiş durumda.

Evrensel hukukta gözaltında kaybetme insanlığa karşı işlenen suç olarak yer alırken, Türk Ceza Kanunu’nda hâlâ bu şekilde tanımlanmış değil.

Bugün hâlâ aynı soruları soruyorsak, bu durum sorumluların korunmasından kaynaklanıyor.

Maside Ocak6“Hatırlamak, kaybolanı korumanın bir yoludur.”

Genç kuşakların Cumartesi Annelerinin mücadelesine yaklaşımını nasıl görüyorsunuz?

Azımsanamayacak kadar genç arkadaş bizlere ulaşarak mücadelemizle ilgili bilgi talep ediyor. Bu bizi çok mutlu ediyor. Bizleri okuyan, araştıran, ne yapabileceğini soran genç arkadaşlara buradan selam olsun.

Kayıplar mücadelesi hafızasının geleceğe taşınması için geçmişin unutulmamasına ihtiyaç var. Annelerimiz, babalarımız hakikatin bilinmesi için haykırdılar, adalete erişmek için bir yol açtılar.

Biz üç kuşak Galatasaray’dayız. Hakikat için, adalet için herkesin bulunduğu yerden ses vermesine ihtiyaç var.

Maside Ocak7Zaman geçer ama o bekleyişler eksilmez, yalnızca derinleşir.”

Maside Ocak’ın sözleriyle şekillenen bu söyleşi, kaybın yalnızca geçmişe ait bir mesele olmadığını; zamanın içinde büyüyen, derinleşen ve her hafta yeniden dile gelen bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor.

Cumartesi Annelerinin yıllara yayılan bu ısrarı, sorular cevapsız kaldığında bile hafızanın nasıl ayakta kalabildiğini gösteriyor.

Her hafta aynı meydanda yeniden kurulan bu bekleyiş, yalnızca kaybedilenleri aramak değil; unutmanın karşısında durmanın da bir biçimi.

Cumartesi Anneleri-1

Maside Ocak’ın tanıklığında bu uzun yürüyüşün yalnızca geçmişe değil, bugüne ve geleceğe de dokunduğu görülüyor. Çünkü bazı izler, bulunamadıkça silinmiyor; daha görünür hâle geliyor.

“Bir evlat kaybolduğunda, bir hayat yarım kalmaz; bir ömür eksilir.”

Hafızanın Tanıkları

Fotoğraflar: Kerim Eren