Türkiye’nin en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olarak bilinen Van’da, küçükbaş hayvan varlığındaki düşüş dikkat çekici boyutlara ulaştı. Geniş mera alanlarına rağmen üretici sayısının giderek azalması, kentte hayvancılığın geleceğine ilişkin endişeleri artırıyor. 1990’lı yıllarda bölgede yaşanan zorunlu göçler, yayla yasakları ve güvenlik sorunları nedeniyle kırsal üretimin ciddi darbe aldığını belirten Van Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kozat, aradan geçen yıllara rağmen hayvancılığın yeniden eski gücüne kavuşamadığını söyledi. Kozat’a göre, geçmişte kırsaldan kopmak zorunda kalan yurttaşların önemli bir bölümü üretime geri dönemedi. Bugün ise bu tabloya fahiş yem, akaryakıt, gübre ve veteriner ilaç maliyetleri, çoban bulamama sorunu, yanlış hibe politikaları ve plansız ithalat kararları eklenince Van’da hayvancılık kritik bir eşikten geçiyor.

“Kırsal boşaldı, üretim durdu”


Van’ın sahip olduğu mera potansiyeline rağmen bu imkânın yeterince değerlendirilemediğini dile getiren Prof. Dr. Süleyman Kozat, hayvancılıktaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve yapısal nedenlere dayandığını söyledi. Kozat, süreci şu sözlerle anlattı: “Son yıllarda ülkemizde bu sektörde ciddi bir gerileme var. Bu durum; temel politikalardan, bakanlığın stratejik hatalarından ve kırsala yönelik sorunlardan kaynaklanıyor. Van’ın tarihsel geçmişine bakıldığında, 1990’larda özellikle kırsal alandaki nüfus yayla yasakları ve terör olaylarından dolayı şehre göç etti; bu da üretimi sekteye uğrattı. 1994’te kentteki küçükbaş hayvan sayısı 12 milyon civarındayken, şimdi 3 milyon 750 bin seviyesine geriledi. Türkiye’nin en fazla mera alanına sahip ve küçükbaş bakımından birinci sırada olan bir şehir için bu tablo, dörtte üç oranında bir azalmayı gösteriyor. Şimdi o yasaklar kalktı, güvenlik sıkıntısı da yok; ancak geçmişte bu faaliyeti yürüten insanlar göç ettikleri için hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı.”

Whatsapp Image 2026 05 25 At 22.49.48 (1)“Üretici kâr edemediği için sektörden çekiliyor”


Hayvancılığın sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını ifade eden Kozat, üreticinin artık maliyetleri karşılayamadığını belirtti. Yem, akaryakıt ve gübre gibi temel girdilerin üretici üzerindeki yükünün her geçen gün arttığını kaydeden Kozat, veterinerlik alanında kullanılan ilaçlardaki fiyat artışlarının da sektörü zorladığını söyledi.

Kozat, özellikle son yıllarda veteriner ilaçlarında yaşanan artışlara dikkat çekerek, 2022 ile 2025 yılları arasında bu alandaki fiyat artışının yüzde 350 ile yüzde 500 seviyelerine ulaştığını ifade etti.
Üreticinin kâr edemediği bir alanda kalmasının mümkün olmadığını belirten Kozat, şöyle konuştu: “Üreticinin temel girdilerine bakıldığında; yem, akaryakıt ve gübreyi kapsayan maliyetler yüzde 30’luk payla en yüksek kalemi oluşturuyor. Veterinerlik alanında kullanılan ilaç girdileri ise yüzde 10-15’i buluyor ki 2022 ile 2025 arasında burada yüzde 350 ile yüzde 500 civarında bir artış yaşandı. Üçüncü bir sorun da hibe politikalarının yanlışlığından kaynaklanıyor. Tüm bunları ve ekonomik nedenleri üst üste koyduğumuzda, insanlar kâr etmediği için bu faaliyetle uğraşanların sayısı azalıyor. Kâr edilmeyen bir işle de kimse uğraşmaz.”

Whatsapp Image 2026 05 25 At 22.49.49“Plansız ithalat üreticiyi zorluyor”

İsveçli araştırmacı Iğdır’da kuşları inceliyor
İsveçli araştırmacı Iğdır’da kuşları inceliyor
İçeriği Görüntüle


Kurban Bayramı dönemlerinde üreticilerin büyük beklentiyle hazırlık yaptığını, ancak bazı dönemlerde ithalat kararları ya da fiyat baskılamaları nedeniyle zarar ettiğini söyleyen Kozat, tarım ve hayvancılıkta güçlü bir planlamaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Kozat, üreticinin desteklenmediği takdirde üretimden tamamen kopacağını belirterek, Avrupa’daki örnekleri hatırlattı: “Bazı noktalarda üreticilerimiz tam Kurban Bayramı’na hazırlık yaparken et ithal edildiğini ya da o arada fiyatların düşürüldüğünü, bu yüzden zarar ettiklerini belirtiyorlar. Avrupa’da benzer bir sıkıntı olduğunda devlet, üretici üretimden çekilmesin diye hemen müdahale ediyor. Üreticinin zararını üstlenip ürünü kendisi satıyor. Bizde ise planlama eksikliği var; bakanlığın burada güçlü bir planlama yapması gerekiyor.”

Hayvan PazariKırsalda çoban bulunamıyor

Van’da hayvancılığın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin de çoban krizi olduğunu belirten Kozat, kırsalda genç nüfusun giderek azaldığını söyledi. Köylerde üretim yapabilecek gençlerin sosyal güvence arayışıyla kentlere yöneldiğini ifade eden Kozat, birçok kişinin hayvancılıktan elde edebileceği yüksek gelire rağmen sigortalı ve düzenli iş aradığına dikkat çekti. Kozat, özellikle Özalp ve çevre köylerde genç nüfusun azaldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “En büyük sıkıntımız, kırsalda bu faaliyetle uğraşan genç nüfusun azalmasıdır. Aslında özümüze bakıldığında hepimiz köyden gelen insanlarız. Ancak bugün Özalp’in köylerine baktığımızda artık genç nüfus bulamıyoruz. Muhtarlar, hayvancılık yapabileceklerini ama çoban bulamadıklarını söylüyorlar. Bizim insanımız kendi hayvanına baksa belki bugünkü koşullarla ayda 100-150 bin lira para kazanacak; ama bu faaliyeti yapmıyor, güvencesi olduğu için gidip asgari ücretle çalışıyor.”

Whatsapp Image 2026 05 25 At 22.49.48“Kırsaldaki gençler ve kadınlar güvence altına alınmalı”


Hayvancılığın yeniden canlanması için kırsalda yaşayan yurttaşların sosyal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirten Kozat, özellikle gençlerin ve kadınların üretimde tutulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Kozat’a göre, kırsalda üretim yapan kadınlar ve gençler TARSİM üzerinden sigorta kapsamına alınmalı, devlet de bu primlerin belirli bir bölümünü karşılamalı. Bu adımın, kırsaldan kente göçü azaltabileceğini ve üretimi yeniden güçlendirebileceğini belirten Kozat, tarım ve hayvancılığın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Kozat, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Dolayısıyla hibe, destekleme ya da tarım ve hayvancılığı geliştirme politikalarıyla kırsal mutlaka desteklenmelidir. Tarım ve hayvancılık entegrasyonunu sağlayamazsak başaramayız. Devletin bu işe el atması, TARSİM üzerinden kırsalda üretim yapan kadın ve gençleri sigortalaması ve bu ödemelerin belli bir miktarını karşılaması lazım. Çünkü son 30 yıldır kırsalı çok acımasızca insansızlaştırdık.”


“Gıdada dışa bağımlılık büyük risk”


Kozat, hayvancılıktaki gerilemenin yalnızca üreticinin sorunu olmadığını, aynı zamanda ülkenin gıda güvenliği açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Salgın dönemlerinde gıda üretiminin ve stratejik stokların ne kadar hayati olduğunun görüldüğünü belirten Kozat, hayvansal gıdada dışa bağımlılığın uzun vadede büyük riskler barındırdığını ifade etti.
Kozat, sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı: “Hayvansal gıdayı ithalat ile karşılayabilirsiniz ama bunu salgın dönemlerinde de gördük; gıdanız ve silolarınızda tahılınız varsa o kadar güçlü bir ülkesiniz demektir. Gerekli adımları atmadığımız sürece bu durum ülkemiz için her zaman büyük bir problem olacak ve bizi dışa bağımlı hale getirecektir.”

Muhabir: SEMİH SARMA SİNAN IŞIK