DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına yaşamını yitiren Abdulalim Kaya ile Suudi Arabistan'da çıkan yangında hayatını kaybeden Samandağlı işçiler için başsağlığı dileyerek başlayan Bakırhan, Suruç Katliamı'nın 11. yılında yaşamını yitiren 33 kişiyi de andı.
Suruç saldırısında yaşamını yitirenlerin unutulmayacağını belirten Bakırhan, adaletin halen sağlanamadığını savunarak, "33 Düş Yolcusunun düşlerini gerçekleştirmek için elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız" dedi.
İran'a Kürtlere yönelik saldırılar eleştirisi
Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Bakırhan, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık Kürtlere yöneldiğini öne sürdü. İran'ın Federe Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılar düzenlediğini söyleyen Bakırhan, bu saldırıları kınayarak İran yönetimine "Kürtlere yönelik saldırılardan vazgeçin" çağrısında bulundu. Kürtlerin demokratik ve siyasi haklar talep ettiğini ifade eden Bakırhan, sorunların askeri yöntemlerle değil demokratik yollarla çözülmesi gerektiğini savundu.
"Mutfak yangını büyüyor"
Konuşmasının önemli bölümünü ekonomik sorunlara ayıran Bakırhan, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının milyonlarca vatandaşı zor durumda bıraktığını söyledi. Kredi kartı borçları ve bireysel kredilerdeki artışa dikkat çeken Bakırhan, emekli maaşlarının ve asgari ücretin yetersiz kaldığını belirterek, iktidarın kaynak tercihlerini eleştirdi.
"Barışı konuştuğumuz bu günlerde aç karna barışı konuşmak zor" diyen Bakırhan, sosyal adaletin siyasi barışın tamamlayıcısı olduğunu ifade etti.
"Demokratik Türkiye'nin kalkış noktası çerçeve yasadır"
"Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümünde tarihi bir eşikte olduğunu savundu.
Çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için çerçeve yasanın çıkarılması gerektiğini belirten Bakırhan, "Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır. Yeni bir döneme geçmek için kullanacağımız bir kapıdır. Bu kapıdan geçmek için çerçeve yasa hemen çıkarılmalı ve uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Bakırhan, yasal düzenlemeyle eş zamanlı olarak tarafların üzerinde uzlaşacağı ortak bir yol haritasının hazırlanması gerektiğini de söyledi.
İmralı görüşmesine değindi
DEM Parti İmralı Heyeti'nin dün Abdullah Öcalan ile görüştüğünü hatırlatan Bakırhan, görüşmede Öcalan'ın kamuoyuna yönelik mesajlarının iletildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bakın, Sayın Öcalan en iddialı ve en radikal adımları atıyor. Hep birlikte şahitlik ettik. Adeta tarihin yönünü değiştiriyor. Ama ne yazık ki bu adımlar karşısında gerekli siyasi ve hukuki düzenlemeler yapılmakta gecikiyor. Yöntem hataları sürece zarar veriyor. Bu vesileyle iktidar temsilcileri ve Sayın Bahçeli ile heyetimizin yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönündeki ortaklaşmayı olumlu buluyoruz. Çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği ve yöntemi sürecin ruhuna uygun olmalıdır. Tek taraflı, dayatmacı, yüzyıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, yol tıkayıcı olur. Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmek, barışın haysiyetine yakışmaz. Kimse bu hatalara düşmemelidir. Çerçeve yasa kapsayıcı olmalıdır.
Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlamalıdır. Sayın Öcalan'ın hukuku barışın hukukudur. Bu çok iyi bilinmelidir. Bu sebepten Sayın Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir. Çerçeve yasa silahsızlanma süreci için mekanizmalar içermelidir. Demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak şekilde siyasi ve hukuki zeminde bir yol temizliği yapmalıdır. Parlamentodan çıkması muhtemel çerçeve yasayla eş zamanlı olarak siyaset kurumu da toplumsal uzlaşma ve ortaklığı esas alarak bir yol haritası çıkarmalıdır. Artık yürütme erki barış sürecinde iklimin pozitife dönmesi için üstüne düşeni oynamalıdır. İlk adım olarak da hemen kayyımlar geri çekilmeli. Halkımızın seçmiş olduğu temsilciler yerel yönetimleri yönetmelidir. Daha önce de ifade etmiştik. Bu vesileyle tekrar bir kez daha ifade edelim. Nusaybin Kamişlo Sınır Kapısı açılmalıdır. Bu adım hem barış sürecine hem iki ülke ekonomisine hem Suriye'nin iktisadi ve siyasi istikrarına katkı sağlar. Kapılar açılmalıdır derken aynı zamanda Türkiye ve Ermenistan kapısı olan Kars'taki Doğu Kapı da açılmalıdır. Bu da bölgesel istikrara katkı sağlar. Yargı erki de barış sürecine pozitif katkı vermelidir. Öyle Ayşe Gökkan'lara 20 yıl ceza vermek de olmaz. AYM ve AİHM kararları uygulanmalı, tahliyelerin önü bir an önce açılmalıdır.”
"Barış karşıtı dile izin verilmemeli"
Sürece yönelik medya yayınlarını da eleştiren Bakırhan, barış karşıtı söylemlerin toplumsal uzlaşıya zarar verdiğini savundu. "Kürt meselesi çözüldüğünde Türkiye ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak yepyeni bir döneme girecek" diyen Bakırhan, demokratikleşme, ekonomik refah ve toplumsal barışın birlikte sağlanabileceğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile gerçekleştirecekleri görüşmede çerçeve yasaya ilişkin önerilerini paylaşacaklarını açıklayan Bakırhan, "Yeni yaşamı yeni bir siyasi iklimde ve yeni bir dille kuracağız" dedi.




