Van’ın Özalp ilçesinde son yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle tamamen kuruyan Akgöl, bu yıl etkili olan yağışların ardından yeniden suyla buluştu. Doğal yaşamın yeniden canlandığı göl, göçmen kuşların uğrak noktası olurken, uzmanlar bölgenin ekoturizm açısından önemli bir potansiyel taşıdığına dikkat çekiyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Akgöl’ün geleceğinin ancak koruma odaklı ve sürdürülebilir bir planlamayla güvence altına alınabileceğini söyledi.

Yyü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Gölün Korunarak Sürdürülebilir Ekoturizm Anlayışıyla Değerlendirilmesi Gerektiğini Belirtti (1)

Van; dağları, yaylaları, sulak alanları ve zengin yaban hayatıyla Türkiye’nin önemli doğa turizmi merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Van Gölü ve Erçek Gölü’nün yanı sıra Özalp ilçesindeki Akgöl’ün yeniden su tutması, hem biyolojik çeşitliliğe hem de alternatif turizm faaliyetlerine yeni fırsatlar sunuyor.

Özalp ilçe merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve yaklaşık 9 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip Akgöl, son üç yılda kuraklık nedeniyle tamamen kuruyarak çorak bir arazi görünümüne bürünmüştü. Bu yıl etkili olan yağışlarla yeniden suyla dolan göl, Tuz Gölü’nü andıran manzarasıyla doğa tutkunlarının ilgisini çekmeye başladı. Flamingolar, ördekler ve çok sayıda göçmen kuş türü de yeniden gölü yaşam alanı olarak kullanmaya başladı.

Özalp’ta Yaz Aylarında Kuruyan Akgöl, Bu Yıl Etkili Olan Yağışlarla Yeniden Su Tutarak Tuz Gölü’nü Andıran Görüntüsüyle Doğaseverlerin Ilgisini Çekiyor (4)

“Akgöl’ün önemli bir turizm potansiyeli bulunuyor”

Akgöl’ün bugüne kadar yeterince tanınmayan önemli bir değer olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, doğru planlama yapılması halinde bölgenin doğa turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğini söyledi.

Alaeddinoğlu, , “Van’ın en az bilinen sulak alanlarından biri olan Akgöl, doğru bir planlamayla doğa ve ekoturizm açısından değerlendirilmesi gereken çok değerli bir bölgedir. Yüksek rakımlı konumu, özgün peyzajı ve sakin atmosferi; kitle turizminden ziyade sürdürülebilir, düşük yoğunluklu faaliyetler için ideal bir zemin sunmaktadır,” şeklinde konuştu.

Gölün doğa yürüyüşleri, rehberli ekoturlar, çevre eğitimi etkinlikleri ve üniversitelerin arazi çalışmaları açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Alaeddinoğlu, sulak alan özelliği sayesinde kuş gözlemciliği açısından da büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çekti.

Özalp’ta Yaz Aylarında Kuruyan Akgöl, Bu Yıl Etkili Olan Yağışlarla Yeniden Su Tutarak Tuz Gölü’nü Andıran Görüntüsüyle Doğaseverlerin Ilgisini Çekiyor (1)

İlkbahar ve yaz aylarında oluşan doğal manzaranın fotoğrafçılar için eşsiz görüntüler sunduğunu belirten Alaeddinoğlu, göl çevresinin çadır kampı ve karavan turizmi için de uygun alanlardan biri olabileceğini kaydetti.

“Öncelik mutlaka koruma olmalı”

Akgöl’ün taşıma kapasitesinin ve çevresel hassasiyetlerinin mutlaka gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Alaeddinoğlu, bölgenin yoğun ziyaretçi çeken bir turizm merkezi yerine özel ilgi turizmine hitap edecek şekilde planlanması gerektiğini söyledi.

Van’da kahveyle başlayan süreç, büyük mağduriyete dönüştü
Van’da kahveyle başlayan süreç, büyük mağduriyete dönüştü
İçeriği Görüntüle

Alaeddinoğlu, “Akgöl; el değmemiş dokusu ve dingin yapısıyla doğa temelli turizm ürünleri için oldukça elverişlidir. Ancak burası yüksek ziyaretçi ağırlayan bir kitle turizmi destinasyonu olmaktan ziyade doğaseverlere, kuş gözlemcilerine, fotoğrafçılara ve bilim insanlarına hitap eden bir özel ilgi alanıdır. Dolayısıyla gölün doğal karakterinin korunması birinci öncelik olmalıdır.” dedi.

Özalp’ta Yaz Aylarında Kuruyan Akgöl, Bu Yıl Etkili Olan Yağışlarla Yeniden Su Tutarak Tuz Gölü’nü Andıran Görüntüsüyle Doğaseverlerin Ilgisini Çekiyor (5)

Turizm modelinin düşük yoğunluklu, çevresel etkisi sınırlandırılmış ve yerel halka ekonomik katkı sağlayacak şekilde oluşturulması gerektiğini belirten Alaeddinoğlu, bu yaklaşımın benimsenmesi halinde Akgöl’ün Van Gölü ve Erçek Gölü’nü tamamlayan önemli bir ekoturizm destinasyonu olacağını ifade etti.

“Kapalı havzanın hassas su dengesi korunmalı”

Akgöl’ün tektonik kökenli kapalı bir havza içerisinde yer aldığını belirten Alaeddinoğlu, gölün dışarıya yüzeysel su çıkışının bulunmadığını ve su dengesinin tamamen havza içerisindeki giriş-çıkışlara bağlı olduğunu söyledi.

Sürekli akan akarsular yerine büyük ölçüde kar ve yağmur sularıyla beslenen mevsimsel bir sulak alan olması nedeniyle gölün su bütçesindeki en küçük değişimlerden bile hızla etkilendiğini dile getiren Alaeddinoğlu, geçmiş yıllarda yaşanan kurumanın birçok nedenin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını ifade etti.

Özalp’ta Yaz Aylarında Kuruyan Akgöl, Bu Yıl Etkili Olan Yağışlarla Yeniden Su Tutarak Tuz Gölü’nü Andıran Görüntüsüyle Doğaseverlerin Ilgisini Çekiyor (3)

Kuraklık, yağış miktarındaki azalma, yüksek buharlaşma, kar yağışlarının azalması, gölü besleyen kaynakların zayıflaması, kontrolsüz tarımsal sulama, yer altı su seviyesindeki düşüş ve iklim değişikliğinin gölü tehdit eden başlıca unsurlar olduğunu belirtti.

“İklim değişikliği Akgöl için en büyük tehdit”

Küresel iklim krizinin ilerleyen yıllarda Akgöl üzerinde ciddi baskılar oluşturacağını söyleyen Alaeddinoğlu, gerekli önlemlerin alınmaması halinde gölün ekosisteminde geri dönüşü zor kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Alaeddinoğlu, kuşların üreme ve beslenme alanlarını kaybetmesi halinde göç dönemlerinde Akgöl’ü tercih etmeyeceklerini, bunun da tür çeşitliliğinde önemli azalmalara neden olacağını söyledi.

Su seviyesindeki olası düşüşün biyolojik çeşitlilik kaybı, tuzlanma ve tozlaşmayı beraberinde getireceğini belirten Alaeddinoğlu, göl çevresindeki bitki örtüsünün zamanla kurakçıl step türlerine dönüşebileceğini ifade etti.

Özalp’ta Yaz Aylarında Kuruyan Akgöl, Bu Yıl Etkili Olan Yağışlarla Yeniden Su Tutarak Tuz Gölü’nü Andıran Görüntüsüyle Doğaseverlerin Ilgisini Çekiyor (2)

Bu çevresel değişimin yalnızca doğal yaşamı değil, bölgedeki tarımsal faaliyetleri ve Akgöl’ün gelecekte oluşturabileceği ekoturizm potansiyelini de olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Alaeddinoğlu, “Akgöl’ün geleceği ancak doğayı merkeze alan koruma politikaları ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla güvence altına alınabilir,” diye konuştu.

Muhabir: SEMİH SARMA