Avrupa’da etkisini erken ve şiddetli şekilde gösteren aşırı sıcak hava dalgaları ile El Nino sürecinin oluşturacağı iklim baskısı, tarımsal üretim ve su kaynaklarına ilişkin endişeleri artırıyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, iklim krizinin etkilerine karşı Türkiye’nin su yönetimi ve tarımsal üretim politikalarını yeniden şekillendirmesi gerektiğini söyledi.
Dünyanın en hızlı ısınan kıtası olarak gösterilen Avrupa’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması kuraklık riskini artırırken, Prof. Dr. Yaşar, Anadolu’nun su kaynakları bakımından zengin bir coğrafya olmadığını belirterek, su planlamasının stratejik bir yaklaşımla ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.

“Doğaya verdiğimiz zararın sonuçlarını yaşıyoruz”
Küresel ısınmanın insan faaliyetlerinin sonucu olduğunu belirten Yaşar, doğanın hassas dengesinin bozulmasının bugün yaşanan iklim krizlerini beraberinde getirdiğini söyledi. “Tamamen ektiğimizi biçiyoruz” diyen Yaşar, doğanın hoyratça tüketildiğini ve bunun yağış rejimlerinde düzensizliklere neden olduğunu belirtti. Bu sezon son 60-65 yıl ortalamasının üzerinde yağış alınmasının tarımsal üretim açısından avantaj sağladığını ifade eden Yaşar, bunun kalıcı bir durum olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

“Kuraklık riski giderek büyüyor”
İklim değişikliğinin tarım ve hayvancılık üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydeden Yaşar, su tüketimi yüksek ürünlerin üretiminin kademeli olarak azaltılması gerektiğini söyledi. Kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çeken Yaşar, üniversiteler, Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili kurumların iş birliği içinde kuraklığa dayanıklı tohum ve ürün çeşitleri geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Yaşar, gerekli önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda gıda arzı ve su kaynakları açısından ciddi sorunlarla karşılaşılabileceğini ifade etti.

“Van Gölü Havzası önemli bir avantaja sahip”
Van Gölü Havzası’nın sahip olduğu mikroklima özelliklerinin bölgeye önemli avantajlar sunduğunu belirten Yaşar, Van’ın diğer birçok bölgeye göre daha serin bir iklime sahip olduğunu söyledi. Yaklaşık 1.700 metre rakıma sahip olan havzada iklim değişikliğiyle birlikte daha önce yetiştirilemeyen bazı sebze ve meyvelerin üretiminin mümkün hale geldiğini ifade eden Yaşar, mevcut sıcaklık değerlerinin bitkilerin fotosentezi açısından uygun seviyelerde olduğunu dile getirdi.

“Yeşil alanlar azalıyor”
Kentlerde artan betonlaşmanın yalnızca çevreyi değil, insan psikolojisini de olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Fikret Yaşar, yeşil alanların korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir unsur olduğunu söyledi. Doğal yaşam alanlarının giderek daraldığını vurgulayan Yaşar, doğaya verilen zararın sonunda yine insanları etkilediğini belirterek, çevreyi koruyan ve sürdürülebilir şehirleşmeyi esas alan politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.





