Doğu Anadolu Bölgesi’nin yüksek rakımlı yamaçlarında ilkbaharın gelişinden bu yana süren geleneksel pancar ve ot toplama dönemi kapanıyor. Şemdinli’den başlayarak Çatak, Bahçesaray, Yüksekova ve Norduz gibi geniş bir coğrafyaya yayılan bu doğal döngü, bölge halkı için hem bir geçim kaynağı hem de asırlık bir kültürel mirası.
Doğal ortamı dışında, insan eliyle yetiştirilmesi imkânsız olan bu endemik bitkiler, dağların coğrafi yapısına ve bakısına göre kendiliğinden yetişiyor. Sarp kayalıklarda, at ve katır sırtında verilen zorlu mücadelenin ardından toplanan ürünler, güçlükle pazara sunuluyor. Sezon sonunun gelmesi ve tezgâhlarda hareketliliğin azalmasıyla birlikte uyarılarda bulunan bölge esnafı, "Doğal mirası korumak adına şifalı otları kökünden sökmeyin, bu durum bitki nesline büyük zarar veriyor" ifadelerini kullandı.

"Her dağımızın lezzeti ayrı"
Tezgâhlarındaki peynir pancarlarının ve otların bahçede insan eliyle yetiştirilemeyeceğini belirten esnaf Doğan Kırmız, bunların karın erimesiyle gün yüzüne çıkan tamamen doğal birer "dağ mucizesi" olduğunu vurguladı. Annelerin el emeğiyle toplanan bu eşsiz lezzetlerin hikâyesini dile getiren Kırmız, şunları söyledi:

"Bizler burada sadece ticaret yapmıyoruz, bir örfü ve âdeti yaşatıyoruz. Van peyniri denince akla ot gelir. Yüksekova’nın siyah otu, loş otu, Hakkâri’nin sırma otu, Norduz Yaylası’nın gariberk otu, Canik Timar tarafının uçkunu, Bahçesaray’ın akpancarı ve Özalp-Saray bölgesinden gelen aromalarla aslında her ilçemizin, her dağımızın ayrı bir lezzetini peynirimize katıyoruz. Doğanın bize izin verdiği o yoğun bir aylık süreye bu otları sığdırmaya çalışıyoruz. Ardından salamura haline getirilen otlar, gelecek yılın mevsimine kadar peynirimize o eşsiz tadı vermesi için özenle saklanıyor."

"Satışlar yarı yarıya düştü"
Artan lojistik ve yakıt maliyetlerinin fiyatlara yansıması nedeniyle işlerin yavaşladığına dikkat çeken Kırmız, "Kadınlar yüksek ulaşım maliyetleriyle Norduz Yaylası'na ot toplamaya gidiyor; getirdikleri ürün yakıt masrafı yüzünden kendilerine kâr bırakmıyor. Harcanan emeğe göre fiyatlar normal olsa da piyasada talep az; eskiden günde 1,5 ton satarken şimdi satışlarımız 600 kilograma düştü. Öte yandan bu otlar tam bir şifa deposu. Kenger otu çölyak hastalığına, siyah ot mideye, uçkun ve gün sirkesi ise şekere birebir. Nesillerdir bu işi yapan biri olarak tavsiyem; bu ürünlerin özellikle kahvaltıdan önce, aç karnına çiğ tüketilmesidir" dedi.

"10 gün sonra bulamazsınız"
Yağışlar sayesinde verimli bir dönem geçirdiklerini belirten esnaf Ziya Yıldız ise maliyet artışlarına rağmen fiyatları dengede tutmaya çalıştıklarını söyledi.

Yıldız, "Yağışlardan dolayı bu yıl bitki çeşitliliği açısından çok bereketli bir sezon geçirdik. Şu an tezgâhlarımızda çiriş, kenger, heliz ve kurat otları mevcut. Kilosunu 40 TL'ye alıp 50 TL'ye satıyoruz; sezon başından beri fiyatlar hiç değişmedi. Özellikle çiriş otunun sağlığa faydası çoktur; parazitleri döker, bağırsağı temizler ve sindirimi kolaylaştırır. Bu otlar, iklimi daha sıcak olduğu için ilk olarak Hakkâri ve Şemdinli taraflarından geldi. Orada süreç tamamlandığı için artık karların yeni eridiği Çatak, Bahçesaray ve Gürpınar bölgelerinden geliyor. Ancak bu doğal ürünlerin fazla bir ömrü kalmadı; bir hafta veya 10 gün sonra tezgâhlarda ürün bulamazsınız" ifadelerini kullandı.

"Aynı dağın karşı yamacında bile yetişmez"
Uçkunun (yayla muzu) piyasadaki durumuna ve lojistik zorluklarına dikkat çeken esnaf Ömer Savur da fiyat-emek dengesine vurgu yaparak toplayıcıların hakkının teslim edilmesi gerektiğini belirtti.

Savur , "Şekere, tansiyona iyi gelen uçkun, adeta bir şifa kaynağıdır. Kilogram fiyatı ilk çıktığında 750 TL'ydi, şimdi 100 TL'ye düştü ama insanlar yine de pahalı buluyor. Oysa toplayanların çektiği zahmeti bilseler fiyatına hiç itiraz etmezler. Bu insanlar otu toplayabilmek için araçla 100 kilometre yol gidiyor, dağda topladıkları ürünü sırtlarında 10 kilometreye yakın taşıyıp getiriyorlar. Bu ot sadece dağlarda yetişir; tohumunu alıp araziye ekseniz bile büyümez. Hatta aynı dağın karşı karşıya bakan yamaçlarının bile birinde yetişirken diğerinde yetişmez. Özelliği budur, her yerde bulunmaz,” şeklinde konuştu.





