Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi, bu yıl 5 yüze yakın yaban hayvanına kapılarını açarak bölgenin en önemli doğa hastanesi haline geldi. Van Gölü Havzası’ndaki 5 ile hizmet veren merkezde; aralarında yüzyılda bir görülen yakalı toy kuşunun da bulunduğu yüzlerce hayvan rehabilite edilerek doğaya kazandırıldı. "Kreş hizmeti" ile öksüz yavruları büyüten ve yaralı yırtıcıları tedavi eden merkez, modern tedavi süreçleriyle bölge biyoçeşitliliğini korumaya devam ediyor.
Van Gölü Havzası’ndaki 5 ilde yaralanan veya bitkin düşen yaban hayvanları, bölgenin doğa hastanesinde yeniden hayata tutunuyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Loğman Aslan, önceliklerinin hayvanları esaret altında tutmak değil, habitatlarına döndürmek olduğunu vurguladı. Sadece tedaviyle yetinmediklerini belirterek; anaokulundan üniversiteye kadar her kademede düzenlenen yaban hayatı ve biyoçeşitlilik seminerleriyle toplumsal farkındalığı artırmayı hedeflediklerini ifade etti.

"Bölgemiz biyoçeşitlilik noktasında çok zengin"
Van Gölü Havzası’ndaki merkez, 5 ilden gelen yaralı yaban hayvanlarını rehabilite ederek bölgedeki biyoçeşitliliği koruyor. Prof. Dr. Loğman Aslan, "Van Gölü Havzası; yaban hayatı yönünden oldukça zengin bir coğrafyaya sahip. Burada hem karasal hem de sucul ekosisteme ait hayvanlar bir arada bulunuyor. Bu zenginlik, merkezimize gelen tür çeşitliliğini de artırıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Siirt, Bitlis, Van, Hakkâri ve Muş illerinden; doğada tutunamamış veya bir sebeple yaralanmış tüm yaban hayvanları bize getiriliyor. Yılın her günü, her mevsiminde yeni bir hastamız kapımızı çalıyor," ifadelerini kullandı.
Merkez, öksüz yavrulara kreş hizmeti sunarak 5 yüz hayvandan birçoğunu sağlığına kavuşturup yeniden doğaya saldı. Aslan, "Bizim buradaki asli görevimiz, hayvanları esaret altında tutmak değildir. Aksine, onları bir an önce kendi ekolojik sistemlerine ve habitatlarına kavuşturmak için çalışıyoruz. Özellikle bahar aylarında annesinden ayrılmış, yuvasından düşmüş öksüz ve yetim yavrulara bir nevi 'kreş hizmeti' veriyoruz. Onları burada özenle büyütüp tekrar doğaya salıyoruz. Bu yıl itibarıyla 5 yüze yakın hayvan merkezimize ulaştı. Bunların içinden kreş hizmeti sunduğumuz yüz hayvanı ve tedavisi biten seksene yakın canlıyı habitatına kazandırdık," dedi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Loğman Aslan
"Yüzyılda bir görülen türü doğaya kazandırdık"
Çeşitli yabani türleri ve nadir yakalı toy kuşunu tedavi edip doğaya salan merkez, hayatta kalamayacak durumdaki engelli hayvanları ise misafir ediyor. Aslan, şunları ekledi: "Tedavi ettiğimiz türler arasında kurt, tilki, ayı ve dağ keçisinin yanı sıra; keklikten martıya, şahinden akbabaya kadar her çeşit yaban hayvanı bulunuyor. Bu seneki en önemli başarılarımızdan biri, bölgemizde yüzyılda bir görülen yakalı toy kuşunu tedavi edip tekrar özgürlüğüne kavuşturmak oldu. Bunun yanında akbaba, şahin ve kartal gibi pek çok yırtıcıyı da sağlığına kavuşturup doğaya bıraktık. Tabii her hayvanı doğaya salmamız mümkün olmuyor. Eğer bir kuşun kanadı kopmuşsa ya da bir yırtıcının pençesi yoksa doğada hayatta kalma şansı yoktur. Veyahut bir kurt evcilleşmişse onu tekrar doğaya bırakamazsınız. Bu durumdaki dostlarımızı merkezimizde misafir ediyoruz; onların yaşam refahını en üst seviyede tutarak hayata tutunmalarını sağlıyoruz."

"Bilinçli bir toplum için eğitim veriyoruz"
Ekolojik farkındalık için bilgilendirme levhaları dikip öğrencilere yaban hayatı seminerleri verdiklerini belirten Aslan, "Sadece tedaviyle yetinmiyoruz; ekolojik dengenin korunması için algı yönetimini de önemsiyoruz. Yaban hayvanlarının geçiş güzergâhlarını belirleyip buralara levhalar dikilmesini sağlıyoruz. Ayrıca merkezimizde bir eğitim üssü gibi çalışıyoruz. Anaokulundan üniversiteye kadar her seviyedeki öğrenciye, haftalık veya on beş günlük periyotlarla seminerler veriyoruz. Hedefimiz, yaban hayatının önemini gelecek nesillere aşılayarak doğadaki acıları en aza indirmektir," şeklinde konuştu.




