Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kolon ve rektum kanserleri, erkeklerde en sık görülen üçüncü, kadınlarda ise ikinci kanser türü olarak küresel boyutta ciddi bir tehdit oluşturuyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, bu kanser türünün erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermeden ilerleyebildiğini vurguladı. Soyer, kalın bağırsakta gelişen her polipin zamanla kansere dönüşme riski taşıdığını, ancak düzenli kontrollerle bu sürecin tamamen önüne geçilebileceğini ifade etti.
Kansere dönüşen polipler kolonoskopiyle temizleniyor
Kolorektal kanser vakalarının yaklaşık yüzde 95'inin bağırsak iç yüzeyindeki et beni benzeri poliplerden kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Soyer, adenomatöz türdeki yapıların yıllar içinde büyüyerek tümöre dönüştüğünü aktardı. Poliplerin başlangıçta hastaya hiçbir rahatsızlık vermediğini söyleyen Soyer, kolonoskopi işlemi sayesinde tüm kalın bağırsağın detaylıca incelenebildiğini, şüpheli alanlardan biyopsi alınırken saptanan poliplerin de aynı seansta çıkarılarak kanser riskinin henüz başlamadan ortadan kaldırıldığını dile getirdi.
Genç vakalar artınca tarama yaşı öne çekildi
Son yıllarda dünya genelinde genç yaş gruplarında kolon kanseri sıklığının artması, uluslararası sağlık kılavuzlarını da harekete geçirdi. Tıbbi protokollerde tarama yaşının güncellendiğini belirten Prof. Dr. Soyer, hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı bireyler için bile koruyucu sağlık yaklaşımı olarak 45 yaşından itibaren düzenli tarama önerildiğini kaydetti. Ailesinde kolon kanseri veya polip geçmişi bulunan risk grubundaki kişilerin ise çok daha uyanık olması gerekiyor. Bu bireylerde tarama sürecinin ailede tanı alan en yakın akrabanın yaşından en az 10 yıl önce ya da en geç 40 yaşında başlaması büyük önem taşıyor.
Yaşam tarzı kalın bağırsak sağlığını doğrudan etkiliyor
Hastalığın gelişiminde genetik faktörlerin yanında çevresel etkenlerin de rolü büyük. Sigara kullanımı, aşırı kırmızı et tüketimi, obezite, diyabet ve hareketsiz yaşam tarzı kolon kanserini tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor. İşlenmiş ve paketli gıdaların yoğun tüketildiği beslenme düzeninin bağırsak sağlığını bozduğunu ifade eden uzmanlar, lifli gıdalar, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin yanı sıra düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu kalkan vazifesi gördüğünü hatırlatıyor.
Bu sinyalleri fark ettiğiniz anda doktora başvurun
Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, sinsi ilerleyen hastalığın ileri evrelerinde ortaya çıkan ve kesinlikle ihmal edilmemesi gereken klinik tablolara da değindi. Dışkılama alışkanlığında uzun süre devam eden belirgin değişiklikler, inatçı kabızlık veya ishal atakları, dışkıda net olarak kan görülmesi, karın bölgesinde geçmeyen kramp ve ağrılar, nedeni açıklanamayan ani kilo kayıpları ile vücutta halsizliğe yol açan kansızlığın ciddi birer uyarıcı olduğunu belirten Soyer, bu sindirim sistemi şikayetlerinin görüldüğü anda vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulmasının hayati olduğunu sözlerine ekledi.


