Ben güneşin, medeniyetlerin, dünya harikası iç denizin, endemik bitki türlerinin, dünyaya kahvaltı kültürünü yayan anlayışın, tarihten gelen hoş görü kültürünün olduğu ve yaşandığı kadim ve her yönüyle aydınlık bir kentim.

Ben güzel gözlü kedilerin kenti Van’ım.

Beni kurtarın diye feryad ediyorum.

Kulak verin sesime diyor güzelliklerin kenti Van.

Aynı feryadı, bu şehrin tarihine tanıklık eden bütün güzellikleri, acıları, sevinçleri birlikte bu kentte yaşayan bizlerde, yaşanabilir bir kent olmaktan çıkmak üzere olan şehrimize kıymayın diyoruz.

Bu şehir ki, yeşilliklerin içinde kaybolan, her tarafından tarihi şamran kanalı ve kehrizlerinden gürül gürül berrak suları akıtan bir şehirdi.

Şimdilerde akan suları kalmadığı gibi, yeşilliğide yok edip iç içe nizamsız bir yerleşim haline geldi.

Bu şehirin dar alana sıkıştırılmış çarşı pazarına gidip alışveriş yapmak yada resmî bir kurumda iş takip etmek işkence haline gelmiş durumda.

Neden? Çünkü sokaklar ve caddeler imar planı yapılarak açılmış değil.

Vatandaş hayratı olan cadde ve sokaklardır.

Dolayısıyla neredeyse tamamı düzensiz sokak ve caddeler, insandan çok, motorlu taşıtların sokak ve caddeleri haline dönüşünce, artık adım atılamaz hale gelmiştir. Çünkü, her gün göç alan bir kent ve bu göçlere karşı önlem alama yönünde, kentin dokusunu bozmadan göçü doğru konumlandıracak projeler ve alternatif caddeler henüz açılamadı.

Yeni uydu kentler açmak yerine eski kent merkezine rötuş yapmayı tercih ettiler.

Sadece kısa bir dönem Belediye başkanılığı yapan ve yaptığı hizmetlerle Van halkının gönlünde taht kuran efsane Başkan Rahmetli Tayyar Dabbagoglu’nun açtığı caddelerle kalmış, ki o dönemde Van’ın nüfusu 50-60 bin civarındaydı. Ondan sonra dar bir cadde olan iki nisan caddesinin dışında bir cadde daha açılmadı. Hatta Türkiye’de çevre yolu olmayan tek il konumundayız. Şimdilerde bir bölümü ulaşıma açılmış. Umarım tez zamanda geri kalan bölümü biterde devasa iş makinalarının arasında endişeyle çocuklarımızı okullarına gönderme mecburiyetinde kalmayız.

Her gün büyüyen , daha doğrusu kalabalıklaşan kent, bir milyonun üzerinde bir nüfus ve merkezi konumunda olduğundan ve İran’a sınır olmasından dolayı günlük nüfus çok daha fazla oluyor. Tüm bu kalabalık insan ve araçlar dar bir alana mahkum edilmiş durumda.

Ve bu dar alanın çevresine baktığınızda serpme ekilmiş buğday tarlası gibi sokağı caddesi belli olmayan imarsız yerlerde, ruhsatsız ucube binalarla dolu.

Halbuki Van coğrafi konum ve ekolojik güzellikler bakımından Türkiye’nin ilk beş ili arasında olan bir yer olmasına rağmen, bu güzelim cennet misali bir yerde kurulmuş şehir nasıl bu hale geldi?

Böyle derme çatma imarsız alanlarda yapılaşmaları görünce, kendi kendime soruyorum belediyeler bu alanlara neden imar getirmiyorlar? Derme çatma düzensiz ruhsatsız yapılaşma olduktan sonra imar geliyor.

Neden böyle bir yol seçiliyor? Bunu anlamış değilim.

Hele hele Edremit gibi Van’ın Turizim cenneti, görünen yüzü ve doğa cenneti olan bir yeri TOKİ cenneti beton yığınına dönüştürme başarısına! Ne demek lazım? Fakat buradan hakkını teslim edelim, geçen dönemki kayyum belediyesi sahili gece kondu barakalarla dolu kirli görüntüsünden kurtararak onların yerine yaptığı parklar çehresini değiştirdi. Tabi Edremit doğa harikası bir yer ufak dokunuşlar bile kendini gösteriyor.

İşte bu harikalar diyarı Van kentimiz, 1700 mt rakımlı yerde, kendine has özellikleriyle dünya harikası gölü ve dünyanın en aydınlık coğrafyasının farkına varmış bir belediyecilik anlayışıyla doğru projeler üretip uygulamaya konulmuş olsaydı.

Yada henüz düzensiz yerleşimlerin yapılmadığı yerler önceden imara açılmış olsaydı,

imara açılan bölgenin konumuna uygun tip projeler uygulanmış olsaydı,

şehir, çevreye yayılarak rahatlasa, insanlar yaşanabilir bir şehirde isteyerek mutlu yaşasa,

üç kuruş parası olan insanların daha iyi yaşamak İçin dünyanın cenneti olan bu coğrafyadan göç etmezse,

yatırımlarını kendi memleketlerine yapsa,

buradan kazanılan paranın burada kalması İçin yerel yönetimler projeler üretse,

paraları ve sahip oldukları kadim şehir kültürlerini götürmeden burada yaşasa,

çevre ülkeler ve iller için sahip olduğu tarihi, kültürel ve coğrafi değerleri ile bir cazibe merkezine dönüşse fenamı olur?

Peki bunlar çokmu zor?

Bence değil.

Bu yanlışlar yılların birikimi ancak devletimizin atanmış valisinin vekalet ettiği belediye başkanı olarak bizlerin bu feryadına kulak verip şehrimizi kurtaracak projeler üreteceğine inanıyoruz. Çünkü biz biliyoruzki siyasi bir kaygı taşımadığından kamu, yani bizlerin menfaatine rahatlıkla bir takım düzenlemeleri yapabilecek iyi niyet ve kabiliyete sahipler. Mevcut durumda çok sayıda projeleri var. Biz bu projelerin nihayete ermesini ve yukarıda sıraladığım projelerin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Sayın Valimizin kentteki yatırımlarda kazandırdığı ivmenin kesintiye uğramadan devam etmesini istiyoruz.

Şunu da buradan gururla ifade edeyim ki, bu memleketin insanı yapılan hiç bir hizmeti unutmamıştır. Unutmaz.

Sayın Valimiz Dr. Ozan Balcı bey on yıllar öncesinde yapılması gereken sahil yolu gibi pek çok proje başlatmış, güzel işler yapılıyor.

Birde imar konusuna el atarsa Van’ın geleceğini kurtarır.