Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı uluslararası göç verilerine göre, nüfusu 1 milyon 112 bin 13 olan Van, yurt dışına net göç veren iller arasında yer aldı. Geçen yıl kentten yurt dışına bin 119 kişi göç ederken, Van’a yurt dışından gelen kişi sayısı 981’de kaldı. Böylece kentin net göçü eksi 138 olarak kayıtlara geçti.
Van’daki göç hareketliliğini değerlendiren İstihdam Uzmanı Sinan Ok, ortaya çıkan tablonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda tarihsel, sosyal ve siyasal nedenlerle şekillendiğini belirterek, kentteki genç nüfusun artık sadece Türkiye’nin batısına değil, Avrupa’dan Kanada ve Meksika’ya kadar uzanan yeni göç rotalarına yöneldiğine dikkat çekti.
“Van, göç açısından ayrı incelenmesi gereken bir kent”
Van’ın hem iç hem de dış göç açısından Türkiye’nin en özgün kentlerinden biri olduğunu ifade eden Ok, kentin göç dinamiklerinin detaylı biçimde araştırılması gerektiğini söyledi. Van’ın İran sınırında bulunması nedeniyle yıllardır Afganistan, Türkmenistan ve Orta Asya ülkelerinden gelen göç hareketlerinin güzergâhında yer aldığını belirten Ok, iç göç konusunda da kentin farklı bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı.
“Van, göç anlamında adeta bir laboratuvar gibi incelenmesi gereken istisnai bir kenttir. İran sınırında bulunmasının yanı sıra Afgan, Türkmen ve Orta Asya kaynaklı yasal ya da yasa dışı göçlerin güzergâhında yer almaktadır. İç göç açısından baktığımızda ise 90’lardaki köy boşaltmaları, yayla yasakları ve son olarak Hakkâri ve Yüksekova’daki çatışmalı süreçlerden dolayı farklı bir bölgedir; Malazgirt’ten Çukurca’ya kadar uzanan bir hinterlanda sahiptir. Dolayısıyla Van’daki dinamikleri hem iç hem de dış göç açısından iyi değerlendirmek gerekir.”
“Gençler kentte tutunamıyor”
Son yıllarda dış göçün küresel gelişmeler nedeniyle yavaşladığını ancak Van’dan ayrılma eğiliminin sürdüğünü belirten Ok, bunun temel nedeninin ekonomik ve sosyal politikalar olduğunu söyledi. Suriye’de çatışmaların azalması, Afganistan kaynaklı göç hareketlerinin durması ve İran’daki gelişmeler nedeniyle Van’a yönelik dış göçün azaldığını ifade eden Ok, kentten ayrılanların sayısındaki artışın ise farklı nedenlere dayandığını dile getirdi.
“Son beş yılın eğilimine bakıldığında, kentte göç verme oranı oldukça yüksektir. Dış göç bağlamında; Suriye krizinin hafiflemesi, Afgan akımının durması ve İran’daki kriz gibi etkenler Van’a gelişleri azaltsa da buradan gidişleri asıl tetikleyen unsur Türkiye’nin politikaları olmuştur. Bölge genelinde olduğu gibi Van da on yıl boyunca OHAL yasakları ve kayyum uygulamalarıyla sıra dışı bir dönem geçirmiştir. Gençlerin kentte tutunamaması, iş imkânlarının bulunmaması, sosyal ve ekonomik yaşamın doğru organize edilmemesi nüfusu azaltan temel etkene dönüşmüştür.”
“İnsan onuruna yakışır iş olanakları yok”
Van ve çevresinin Türkiye’nin en yüksek işsizlik oranlarına sahip bölgeler arasında bulunduğunu söyleyen Ok, üniversite mezunlarının bile iş bulmakta zorlandığını belirtti. Kentte kitlesel istihdam yaratabilecek alanların son derece sınırlı olduğuna dikkat çeken Ok, mevcut iş alanlarının da gençlere güven vermediğini ifade etti. “Gençler için üniversite ortamı bile bir iş kapısı yaratmamaktadır. Kayıtlı ve sigortalı çalışma imkânları ile insan onuruna yaraşır bir gelecek kurma hedefi açısından ümit verici bir yapılanma yoktur. Kentte çağrı merkezleri, Tekstilkent ve sınırlı sayıdaki oteller dışında kitlesel istihdam sağlayan bir alan bulunmamaktadır. Buralarda da çok uzun çalışma süreleri, düşük ücretler, mobbing ve keyfi işten çıkarmalar yaşandığı için insanlar gelecek kurma eğiliminde değildir.”
“Doğum oranları yüksek ama nüfus azalıyor”
TÜİK verilerinin Van’da dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirten Ok, doğum oranlarının yüksek olmasına rağmen nüfusun son beş yıldır gerilediğini söyledi. Göç edenlerin büyük bölümünün erkeklerden oluştuğunu ifade eden Ok, bunun çalışmak amacıyla kenti terk edenlerin geri dönmediğini gösterdiğini belirtti. “Doğum artış hızına rağmen Van nüfusu son 5 yıldır azalmaktadır. Cinsiyet bazlı bakıldığında daha çok erkeklerin göç ettiği görülmektedir; bu da gurbete çalışmaya gidenlerin bir daha dönmediğini gösterir. İlçe bazlı incelendiğinde; Başkale, Özalp ve Saray’dan önce kent merkezine, ardından Antalya, Tekirdağ, İzmir ve Bursa gibi batı illerine ikinci bir dalga göç yaşanmaktadır. Nüfusu bir dönem 50 binin üzerinde olan Başkale’nin bugün 40 bin bandının altına düşmesi buna örnektir.”
Göçün yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmadığını vurgulayan Ok, insanların gittikleri yerlerde kültürel uyum ve kimlik sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını da sözlerine ekledi. “İnsani bir tercih olmayan bu göçün ardından, gidilen yerlerde kültürel kimlik bunalımı ve dil uyumsuzluğu gibi pek çok sorunla karşılaşılmaktadır.”
“Göç rotası Avrupa, Meksika ve Kanada’ya kadar uzandı”
Son yıllarda bölgedeki gençlerin yalnızca Türkiye’nin batı kentlerine değil, Avrupa ülkelerine ve Kuzey Amerika’ya yöneldiğini belirten Ok, bu sürecin çoğu zaman yalnızca başarı hikâyeleri üzerinden değerlendirildiğini söyledi. Göç yollarında yaşanan ağır insan hakları ihlallerine ve uyum sorunlarına dikkat çeken Ok, göçün romantize edilmemesi gerektiğini ifade etti. “Son yıllarda bölgedeki gençlerin göç güzergâhı sadece batı metropolleriyle sınırlı kalmayıp Avrupa, Meksika ve Kanada’ya kadar uzanmıştır. Bu durumun trajik yönü, sadece ‘gitti, başarılı oldu’ şeklindeki başarı hikâyelerinin konuşulmasıdır. Oysa bu yollarda kaç bin insanın insanlık dışı muameleye maruz kaldığı, yıllar geçmesine rağmen adaptasyon ve entegrasyon süreçlerinde ne gibi sorunlar yaşadığı dile getirilmemektedir. Göç, tercih edilebilir bir seyahat değil; zorunlu nedenlerle plansız şekilde gelişen ve insanlık onuruna aykırı bir güzergâh sunan, iyi incelenmesi gereken sosyolojik bir olgudur.”
TÜİK verilerine göre Van, 2025 yılında yurt dışına net göç veren iller arasında yer aldı. İstihdam Uzmanı Sinan Ok, işsizlik, yoksulluk ve gelecek kaygısının gençleri önce batı kentlerine, ardından Avrupa, Kanada ve Meksika’ya kadar uzanan göç rotalarına yönelttiğini söyledi.





