Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli mesajlar veren Erdoğan, örgütün silah bırakma ve tasfiye sürecini hızlandıracak yasal düzenleme üzerinde çalışıldığını açıkladı.
Sürecin yeni bir aşamaya geldiğini belirten Erdoğan, "Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla uzatmadan söz konusu düzenlemeyi Meclis'in takdirine sunacağız" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Türkiye'nin uzun yıllardır mücadele ettiği güvenlik sorunlarının kalıcı biçimde çözülmesinin hedeflendiğini belirterek, "Tekrar Yenikapı ruhu aranıyorsa, vücut bulması gereken süreç Terörsüz Türkiye sürecidir" dedi.
CHP'deki Tartışmalara da Değindi
Konuşmasında CHP'de mahkemenin mutlak butlan kararının ardından yaşanan gelişmelere de değinen Erdoğan, ana muhalefet partisindeki iç tartışmaların siyaseti olumsuz etkilediğini savundu.
CHP'de ortaya çıkan tabloyu eleştiren Erdoğan, "Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor" ifadelerini kullandı.
Muhalefet cephesinde yaşanan gelişmeler için sert eleştiriler yönelten Erdoğan, "Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın?" diye konuştu.
Erdoğan, CHP'deki tartışmaların siyasi rekabetin ötesine geçtiğini savunarak, "Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Çerçici dükkanı gibi yok yok, ne ararsan hepsi var" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları, yeni çözüm sürecine ilişkin hazırlanan yasal düzenlemenin önümüzdeki dönemde TBMM gündemine taşınacağı yönündeki beklentileri de güçlendirdi.
"Partimizi Yeni Katılımlarla Büyütmeye Devam Ediyoruz"
Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlerinin Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz.
Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Nezaket içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten olursa olsun 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizle yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz. Cumhur İttifakı büyük ve güçlü Türkiye'yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğe umutla baktığı müreffeh Türkiye'yi inşallah kıza zamanda inşa edecek.
Bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal harbimizi sevk ve idare eden TBMM, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır. Meclis'imiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama dönemimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikâyetlere konu olan fahiş site aidatlarından, Türkiye'nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik.
12. Yargı Paketi'mizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.
"Entrika, Skandal, Ayak Oyunu, İhanet..."
Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclis'i tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını gazi Meclis'e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis siyaseti kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9'unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın. Dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın? Tekmili birden mevcut. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet... Çerçici dükkanı gibi yok yok, ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olur. Karşımızdaki manzara tam olarak bu.
"Paralel Yönetim Modeli, Türkiye Siyasetini De Paralize Ediyor"
Kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaları son günlerde aynen buna evrilmiştir. TBMM'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince 'Cumhuriyeti biz kurduk' diyen, Atatürk'ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı verici. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim gücüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir.
"Ülkenin Hayrına Olacak İşlere Takoz Koymak Doğru Bir Yöntem Olmaz"
Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hâkim olmasını istiyoruz. Muhalefet partilerinden özellikle önümüzdeki 1,5-2 senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergileyemediklerini özellikle söylüyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. İster iktidar, ister muhalefet sıralarında olan hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz.
Ülke meselelerinin çözüm noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum.
Verdiğimiz mücadelenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan ve rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en doğru şekilde yöneten ülkelerden biridir.
"Bölgemize Barış Eğer Gelecekse İsrail'e Rağmen Gelecektir"
İsrail'in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 günlük açıklamalarına bakıldığında aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidar ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükte birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Bu katliam şebekesi, tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir. Bölgemize barış eğer gelecekse İsrail'e rağmen gelecektir. Bölgemizde huzur olacaksa İsrail'in fitnelerine rağmen olacaktır.
Terörsüz Türkiye Açıklaması
Terörsüz Türkiye sürecine dair bazı önemli değerlendirmelerimi paylaşmak istiyorum. Şunu bir kez daha ifade etmek durumundayım. Cumhur İttifakı ortağımız MHP ile başlattığımız, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdiğimiz terörsüz Türkiye sürecimizde hamdolsun önemli aşamalar katettik. 23 Ekim'de yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabırla çalışmaları yönettik. Terörsüz Türkiye süreci geride bıraktığımız 22 yıllık zaman diliminde ciddi direnç testlerinden başarıyla geçti. Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye'nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara'nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen hamdolsun başarıyla hayata geçirdiler. Biz de süreci yakından takip ediyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir.
İran krizi, sürecin sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Türkler, Kürtler, Araplar, Persler olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ileride daha net görünecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha net anlaşılacaktır.
"Terörün Miadı Dolmuştur"
Terör çıkmaz yoldur. Terör miadını doldurmuştur. Terör aynı zamanda her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engeldir. Terörün gölgesi çekildikçe turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz. Diyarbakır'ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari'nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak.
"Örgütün Tasfiye Sürecini Hızlandıracak Bir Yasal Çerçeve Üzerinde Çalışıyoruz"
Gönül ister ki 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik, jeopolitik, aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi ve çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla uzatmadan söz konusu düzenlemeyi Meclis'in takdirine sunacağız. Tekrar Yenikapı ruhu aranıyorsa, vücut bulması gereken süreç Terörsüz Türkiye sürecidir. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe, gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Milletimizin niteliklerinden, değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Tarihe gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz."



