Günümüzde estetik kaygılar ve hızlı sonuç alma arzusu, pek çok bireyi tıbbi denetimden uzak zayıflama yöntemlerine itiyor. Özellikle son dönemde popülerliği artan zayıflama ilaçları, bir "kurtarıcı" gibi görülse de uzmanlar madalyonun öteki yüzüne dikkat çekiyor.

Van Diyetisyenler Derneği Başkanı Rümeysa Altın ile yaptığımız özel görüşmede; bu ilaçların hangi durumlarda kullanılabileceği, vücutta yarattığı metabolik tahribatlar ve psikolojik riskler üzerine çarpıcı detayları ele aldık. Altın, zayıflamanın sadece rakamsal bir düşüş değil, bir yaşam biçimi değişikliği olduğunu vurgularken; kontrolsüz uygulamaların kas kaybından nörolojik sorunlara kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarını tetikleyebileceğinin altını çiziyor.

DEM Partili Dindar: Van, büyükşehirler arasında en pahalı suyu kullanıyor
DEM Partili Dindar: Van, büyükşehirler arasında en pahalı suyu kullanıyor
İçeriği Görüntüle

Vücut kitle indeksi ve kullanım sınırları

Diyetisyen Rümeysa Altın, doktor kontrolü dışında yapılan her türlü müdahalenin risklerine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Bizler doktor kontrolü olmayan, vücudun yapısını hızlı değiştiren her türlü uygulamaya karşıyız. Eğer birey bu yöntemlere mecbur kalmışsa; VKİ ≥30 kg/m² olup eşlik eden komorbiditesi bulunan bireylerde tıbbi gözetim altında kullanılır. Hızlı kilo kaybına eğilimli, düşük kas kütlesine sahip ve ileri yaş bireylerde kas kaybı ve yüz hacim kaybı daha belirgin görülebilir."

Mikro besin eksiklikleri ve uzun vadeli riskler

İlacın etkisiyle azalan iştahın, vücudu temel ihtiyaçlarından mahrum bıraktığını belirten Altın, riskleri şöyle özetledi: "İştah baskılanması ve düşük enerji alımı; demir, B12, D vitamini ve kalsiyum gibi mikro besin yetersizliklerine yol açabilir. Uzun vadede anemi, osteopeni, bağışıklık zayıflaması ve nörolojik sorunlar görülebilir."

Rümeysa AltinVan Diyetisyenler Derneği Başkanı Rümeysa Altın

Sindirim sisteminde oluşan hasarlar

Beslenme hatalarının sindirim sistemini doğrudan etkilediğini vurgulayan Altın, "Yetersiz lif ve sıvı alımı konstipasyona, bağırsak mikrobiyotasında dengesizliğe ve gastrointestinal motilite bozukluklarına yol açabilir. Uzun süreli düzensiz beslenmenin sonucunda fonksiyonel sindirim sorunları tetiklenebilir," dedi.

Yan etkilerle mücadele ve uzman desteği

İlaç kullanımında belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini hatırlatan Altın, "Şiddetli bulantı, kusma veya tolere edilemeyen sindirim sorunlarında derhal hekim kontrolü gereklidir. İlacın bırakılması planlandığında, kilo geri alımını önlemek için eş zamanlı olarak beslenme uzmanı desteği alınmalıdır," uyarısında bulundu.

Duygusal yeme ve psikolojik etkiler

İlacın zihinsel açlığa çözüm olmadığını savunan Altın, "Fiziksel açlık baskılansa da davranışsal ve duygusal yeme tetikleyicileri devam eder. İlaç kesildiğinde kontrolsüz yeme atakları ve kilo geri alımı riski artabilir; bu durum yeme bozukluğu eğilimini güçlendirebilir," şeklinde konuştu.

Metabolik adaptasyon ve kalıcı çözüm

Altın, "Zayıflama ilaçları yaşam tarzı değişikliğiyle birlikte kullanılması gereken yardımcı araçlardır. Kontrolsüz ve düşük kalorili beslenme ile birlikte kullanıldığında bazal metabolizma hızı düşebilir ve vücut enerji tasarrufuna geçerek metabolik adaptasyon geliştirebilir," dedi.

Bilimsel temeli olmayan bilgilere dikkat

Beslenmenin bir bütün olduğunu ifade eden Altın, son olarak şu uyarılarda bulundu: "Bizler, Hipokrat’ın çok güzel ifade ettiği 'Besinler ilacınız olsun' sözünden hareketle, danışanlarımıza her zaman sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığını bir beslenme uzmanı eşliğinde hayatlarına entegre etmelerinin önemini vurguluyoruz. Bilgiye erişimin son derece kolay olduğu çağımızda, ne yazık ki beslenme alanında da pek çok yanlış ve bilimsel temeli olmayan bilgiyle karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle güvenilir kaynaklardan beslenmek ve uzman desteği almak büyük önem taşıyor."

Muhabir: BÜŞRA TAMAN