Türkiye’de son dönemlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, eğitim ortamlarının güvenliği ve çocukların psikolojik iyi oluşu konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu olaylar yalnızca bireysel davranışlarla açıklanamayacak kadar çok katmanlı olup; toplumsal, ekonomik ve psikolojik etkenlerle birlikte ele alınması gerekiyor. Güven duygusunun zedelenmesi, özellikle çocuk ve gençlerde kaygı, öfke ve sosyal geri çekilme gibi sonuçlar doğurabiliyor.
Konuya Van’dan bakıldığında da benzer riskler vurgulanıyor. Çaldıran Belediyesi Psikoloğu Gülşen Canan, okul saldırılarını psikolojik ve toplumsal boyutlarına dikkat çekti.
“Okullar güvenli alan olmaktan uzaklaşıyor”
Gülşen Canan, okullarda yaşanan şiddet olaylarının ciddi bir toplumsal alarm olduğuna dikkat çekerek, “Okullar güvenli sığınaklar olması gerekirken, bugün şiddetin ve hatta katliama varan olayların yaşandığı yerlere dönüşüyor. Bu durum, görmezden gelinen risklerin bir sonucudur,” dedi.
Canan, “Güven duygusunun zedelenmesi; öğrenci, öğretmen ve ebeveynlerde korku, panik ve kaygıya neden olur. Bu durum uzun vadede sosyal geri çekilme, yoğun stres ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir,” ifadelerini kullandı.
Gülşen Canan
“Şiddet sadece bireysel değil, toplumsal bir sorundur”
Şiddete eğilimli çocukların yalnızca bireysel olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Canan, “Bu tür olayları sadece çocuk ya da genç üzerinden okumak yüzeysel olur. Değer üretme kapasitesi zayıflamış bir toplum yapısı, ekonomik sorunlar ve gençlerin kendilerini gelecekte anlamlı bir yerde görememesi bu süreci besler,” diye konuştu.
Risk sinyallerine de değinen Canan, “Sosyal geri çekilme, izolasyon, şiddet içerikli konuşmalar, kesici-delici aletlere ilgi ve şiddet içerikli oyunlara kontrolsüz yönelim önemli uyarı işaretleridir,” dedi.
“Sosyal medya öfkeyi büyütebiliyor”
Sosyal medya kullanımının da etkilerine değinen Canan, “Denetimsiz sosyal medya kullanımı ve her içeriğe kolay erişim, özellikle çocuk ve gençlerde olumsuz örüntüler oluşturabiliyor. Eşitsiz yaşam koşullarıyla birleştiğinde bu durum öfke kontrol sorunlarını artırıyor,” ifadelerini kullandı.
Canan, “Zorbalığa maruz kalan, anlaşılmadığını düşünen bireyler destek görmediklerinde öfkelerini dışa vurma eğilimi gösterebilir,” dedi.
“Psikolojik destek bir zorunluluktur”
Okullarda psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Canan, “Öğrencilerin kendilerini ifade edebildiği, anlaşıldığı ve desteklendiği ortamların oluşturulması şart. Rehber öğretmenlerin gözlemleri hayati öneme sahiptir ve bu alan asla ihmal edilmemelidir,” şeklinde konuştu.
“Çözüm çok yönlü olmalı”
Canan, çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
“Şiddet bireysel bir sorun olarak değil, toplumsal bir mesele olarak ele alınmalı. Psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, rehabilitasyon merkezleri artırılmalı. Medyada şiddet içerikleri denetlenmeli, sosyal medya kullanımı kontrol altına alınmalı. Okul ve aile iş birliği güçlendirilmeli, riskli davranışlar normalleştirilmeden doğru şekilde müdahale edilmelidir.”
Ayrıca Canan, “Yasaların etkin uygulanması, suç aletlerine erişimin denetlenmesi ve toplumsal dilde şiddetin azaltılması da bu sürecin önemli parçalarıdır,” dedi.





