Bazen bir kitabı okumak sadece bir hikayeye tanıklık etmek değil, insan ruhunun en karanlık ve en parlak köşelerinde unutulmaz bir yolculuğa çıkmaktır. Fransız edebiyatının dahi kalemi Alexandre Dumas tarafından 1844 yılında yazılan bu dev eser, aradan geçen iki asra yakın zamana rağmen heyecanından, akıcılığından ve felsefi derinliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Eğer bu akşam sizi sabaha kadar uykusuz bırakacak, sayfaları çevirirken nefesinizi kesecek bir şaheser arıyorsanız, aradığınız kitap tam karşınızda duruyor.
Zindandan doğan bir intikam dehası
Hikaye, genç, dürüst ve başarılı bir denizci olan Edmond Dantès’nin, tam da hayalindeki hayata ve sevdiği kadına kavuşmak üzereyken en yakın gördüğü insanların ihanetine uğramasıyla başlar. Kendisini hiçbir suçu yokken If Şatosu’nun karanlık, nemli ve izole zindanlarında bulan Dantès, burada tam 14 yıl geçirir.
Her şeyin bittiğini düşündüğü an, yan hücredeki sıra dışı mahkum Rahip Faria ile tanışır. Faria, Dantès’ye sadece muazzam bir servetin yerini fısıldamaz; ona tarihi, dilleri, felsefeyi ve insan sarraflığını öğreterek adeta onu küllerinden yeniden yaratır. Zindandan kaçmayı başaran Dantès, artık sadece zengin bir adam değil, düşmanlarının günahlarını yüzlerine vurmak için Paris sosyetesine sızan gizemli ve soğukkanlı "Monte Kristo Kontu"dur.
Neden bu akşam okumalısınız?
Monte Kristo Kontu’nu sıradan bir intikam öyküsünden ayıran en büyük özellik, ana karakterin düşmanlarını kaba kuvvetle değil, tamamen onların kendi hırslarını, açgözlülüklerini ve zayıf noktalarını kullanarak kurduğu muazzam bir psikolojik satranç oyunuyla cezalandırmasıdır. Kitap boyunca adalet, sabır, ihanet ve bağışlama kavramlarını sorgularken, Dumas’nın o meşhur ve zamansız kapanış cümlesi zihninize kazınacak:
"İnsanlığın tüm bilgeliği şu iki kelimede gizlidir: Beklemek ve umut etmek."
Bu akşam, televizyon ekranlarının veya telefon bildirimlerinin karmaşasından uzaklaşıp kendinize nitelikli bir zaman ayırmak istiyorsanız, Monte Kristo Kontu'nun sürükleyici dünyasına adım atın. Cildin kapağını açın ve Edmond Dantès ile birlikte o karanlık zindandan Paris'in ışıltılı ama riyakar salonlarına doğru yolculuğa başlayın.




