Van Kalesi eteklerindeki Newroz Alanı’nda Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve DEM Parti tarafından “Özgür Önderlikle Özgür Topluma” şiarıyla düzenlenen mitingde konuşan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü talebini dile getirerek, barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına mitinge katılanları selamlayarak başlayan Tuncel, Newroz alanında dile getirilen özgürlük, eşitlik ve demokrasi taleplerini yinelemek için bir araya geldiklerini söyledi.
“Hep birlikte özgür olacağız”
Heyetin İmralı görüşmelerinde Abdullah Öcalan’a halkın özgürlük talebini ilettiğini aktaran Tuncel, Öcalan’ın “Hep birlikte özgür olacağız” yanıtını verdiğini belirterek, Van’dan aynı mesajı yinelediklerini ifade etti.
Bir halkın önderinin özgür olmaması halinde o halkın da özgür olamayacağını dile getiren Tuncel, gerçek barışın ve eşitliğin ancak her iki tarafın özgürlüğünün sağlanmasıyla mümkün olacağını söyledi.
“Barış ve demokratik toplum süreci”
Devletin süreci “Terörsüz Türkiye” olarak tanımladığını ifade eden Tuncel, Abdullah Öcalan’ın ise bunun “barış ve demokratik toplum süreci” olduğunu dile getirdiğini belirtti. Tuncel, 50 yıllık mücadelenin ardından Kürt kimliğinin görünür hale geldiğini, bundan sonraki dönemin ise özgürlük mücadelesinin yeni aşaması olduğunu savundu.
“Devletin adımları yavaş”
Tuncel, devletin gerekli adımları atmakta yavaş davrandığını söyleyerek, sürecin başarısının devletin tutumundan çok toplumun mücadelesine bağlı olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün yalnızca bireysel bir mesele olmadığını ifade eden Tuncel, bunun Kürt halkının iradesi ve barış süreci açısından önemli olduğunu dile getirdi.

“Barış talebi ortak”
Konuşmasının sonunda Türkiye’de yalnızca Kürtlerin değil, farklı kesimlerin de barış istediğini söyleyen Tuncel, ülkede halklar arasında çatışma yerine eşitlik ve ortak yaşamın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tuncel, konuşmasını, barışın sağlanması, çocukların yaşamını yitirmemesi ve Kürtlerin dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşayabildiği demokratik bir gelecek çağrısıyla tamamladı.





