Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği "hak ihlali" kararına dair Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un "Bazı davalar siyasallaştırılıyor" açıklamasına tepki gösterdi.
Hatimoğulları, "Sizin iktidarınız değil mi bu davaları siyasallaştıran? Selahattinleri, Figenleri, Can Atalayları, AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutarak siyasal kararlar alan siz değil misiniz? Yargıyı da bu davaları da siyasallaştıran düpedüz sizsiniz. Türkiye'nin itibarını zedelemeye devam ediyorsunuz. Bir an önce bundan vazgeçin. AİHM ve AYM kararları uygulansın, Kobane kumpas davasından ve Gezi direnişi davasında yargılanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın" diye belirtti.
"İmamoğlu ve seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır"
Hatimoğulları, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda belediye başkanının ve çalışma arkadaşlarının tutuklandığı İBB soruşturmasında iddianamenin açıklamasının beklendiğini belirtti. "Bu dava da yargının siyasallaştığının en önemli göstergesidir. Ekrem İmamoğlu, seçilmiş belediye başkanları ve eş başkanları pekâlâ tutuksuz yargılanabilirler. Buradan bir kez daha diyoruz ki Ekrem İmamoğlu ve seçilmişler derhal serbest bırakılmalıdır" dedi.
Siyasi iktidarı "Türkiye'ye daha çok zarar vermekten vazgeçmeye" çağıran Hatimoğulları, "Türkiye'nin AB raporunu ters yüz etmesi için tarihi bir fırsat var. İç barış sürecini başlatmak, demokrasiyi güçlendirmek, hukuku ayağa kaldırmak… Şimdi bunları yapabilmek için dafa fazla cesaret, demokrasiyi sahiplenme ve mücadele etme, harekete geçme zamanı" dedi.
"İkinci aşama demokratik siyasetin zamanıdır"
Bir yıldır devam eden süreçte ikinci aşamaya geçildiğini söyleyen Hatimoğulları, "İkinci aşama, demokratik siyasetin zamanıdır. Bu aşama barış stratejisinin konuşulması gereken bir aşama. Barış stratejisi, silahların gölgesinden tamamen çıkıp demokratik siyasetin ışığına yürümektir. Bu aşama geçilecek en önemli kapının eşiğidir" ifadelerini kullandı.
"Barış siyasi partilerin seçim hesaplarına kurban edilemez"
"Muhalefet barıştan yana, maalesef barıştan yana olmayanlar var. Tarihi fırsatın önüne set çekenler var. İktidar içinde iktidar adına açıktan barış karşıtlığı yapan manşetler görebiliyoruz. Bu manşetler barış adına büyük bir utançtır" diyen Hatimoğulları, barışa karşı çıkmanın, "gelecek nesillere karşı işlenmiş tarihi bir suç" olduğunu söyledi.
Hatimoğulları, "Barış basitçe anketlere, belirsiz kamusal araştırmalara indirgenemez. Barış ve Kürt sorununun çözümü kimi siyasi partilerin seçim hesaplarına kurban edilemez. Barış, ekmek ve su gibi hayati bir ihtiyaçtır. Barışı tesis etmek hepimizin boynumuzun borcudur" dedi.
"Devletin gittiği yere siyaset neden gitmesin?"
Abdullah Öcalan'ın sürecin ilk gününden beri pozitif dil kullandığını ve sağduyuyla hareket ettiğini belirten Hatimoğulları, süreç komisyonunun İmralı'ya gitmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanı 'İmralı bu konuyla ilgili her türlü desteği verdi, veriyor' dedi. Sayın Bahçeli 'Komisyondan seçilecek milletvekillerinin İmralı'ya giderek ilk ağızdan mesajları alması süreci güçlendirecektir' dedi. Devletin gittiği yere siyaset neden gitmesin? Siyaset kurumu böylesi tarihi bir meselede neden en aktif şekilde görev almasın ki? Sayın Öcalan gibi bir aktörü atlamak mı, yoksa sürece daha fazla dahil etmek mi doğru? Yanıt belli. Komisyonun Sayın Öcalan ile görüşmesi ve onu dinlemesi, süreci hızlandıracak ve topluma çok daha güçlü bir güven verecektir. Önyargılarla yol alınamıyor. Barışla dağlar ve denizler aşılır. Komisyon gecikmeksizin İmralı'ya gitmeli, adada bu görüşmeyi gerçekleştirmelidir."



