DEM Parti Van Milletvekili Mahmut Dindar, eğitim hakkı, burs ve kredi sistemi ile yurt dışında eğitim gören YLSY bursiyerlerinin yaşadığı sorunlara ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru önergeleri ile Meclis araştırması önergesi sunduklarını açıklayan Dindar, mevcut sistemin özellikle ekonomik açıdan dezavantajlı öğrenciler için ciddi mağduriyetler yarattığını savundu.

Borç WhatsApp’tan bildirildi, tahsil edilen faiz geri ödendi
Borç WhatsApp’tan bildirildi, tahsil edilen faiz geri ödendi
İçeriği Görüntüle

Türkiye'de uzun süredir eğitim hakkının çeşitli nedenlerle sistematik biçimde ihlal edildiğini öne süren Dindar, teşvik sistemlerinin eşitsizlikleri giderecek şekilde yeniden düzenlenmediğini belirtti. Eğitime duyulan güvenin giderek azaldığını ifade eden Dindar, ekonomik yetersizlik nedeniyle birçok yurttaşın çocuklarını ilk ve ortaöğretimden almak zorunda kaldığını, önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde de ekonomik nedenlerle okul terk oranlarının ciddi seviyelere ulaştığını söyledi.

Yurt dışında burslu eğitim gören öğrenciler ile diğer bursiyerlerin önemli geri ödeme sorunları yaşadığını belirten Dindar, burs ve kredi miktarlarının enflasyon karşısında reel olarak eridiğini, yükseköğrenim kredilerinin geri ödemelerinde de ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti. Bu nedenle burs ve kredi sisteminin yoksul ve dezavantajlı kesimlerin erişebileceği şekilde yeniden düzenlenmesi, burs miktarlarının öğrenci ihtiyaçlarına göre artırılması ve kredi geri ödeme koşullarının kolaylaştırılması gerektiğini dile getirdi.

YLSY BURSİYERLERİNİN MAĞDURİYETLERİ GÜNDEME TAŞINDI

Dindar, 1416 sayılı Yabancı Memleketlere Gönderilecek Öğrenciler Hakkında Kanun kapsamında yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilen YLSY bursiyerlerinin, Türkiye'nin nitelikli insan kaynağını yetiştirmeye yönelik önemli bir kamu politikası çerçevesinde eğitim aldığını belirtti.

Ancak çeşitli nedenlerle tazminat sürecine giren bursiyerlerin borçlarının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 34. maddesi kapsamında yapılandırılırken son yıllarda yaşanan yüksek kur artışları nedeniyle ağır mağduriyetlere yol açtığını savunan Dindar, döviz cinsinden yapılan harcamaların güncel kur üzerinden yeniden hesaplanmasının ve bu tutarlara faiz uygulanmasının borçların katlanmasına neden olduğunu ifade etti.

Bu durumun yalnızca bursiyerleri değil kefillerini ve ailelerini de ödenmesi fiilen mümkün olmayan borçlarla karşı karşıya bıraktığını belirten Dindar, YLSY programının temel amacının yetişmiş insan gücünü ülkeye kazandırmak olduğunu, mevcut uygulamanın ise binlerce kişiyi uzun yıllar sürecek borç ve dava süreçleriyle karşı karşıya bıraktığını söyledi.

Ortalama yedi yıl süren eğitim karşılığında yalnızca dört yıllık geri ödeme süresi tanınmasının da ödeme güçlüğünü artırdığını ifade eden Dindar, borçların tahakkuk tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplanması, faiz uygulamasının kaldırılması ve ödeme sürelerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu.

BAKANLIĞA DOKUZ MADDELİK SORU

Dindar, Milli Eğitim Bakanlığı'na yönelttiği soru önergesinde şu konuların açıklanmasını istedi:

2010-2025 yılları arasında 1416 sayılı Kanun kapsamında burslardan yararlanan kişi sayısı ile yararlanıcıların cinsiyet ve branş dağılımı,

Tazminat sürecine giren bursiyer sayısı ve halen borç takibi süren dosya sayısı,

Toplam borç miktarı ile bunun ana para, kur farkı ve faiz dağılımı,

Son on yılda borç hesaplamasında kullanılan döviz kuru yönteminde değişiklik yapılıp yapılmadığı,

Güncel kur üzerinden hesaplamanın bursiyerler üzerindeki mali etkisine ilişkin etki analizi bulunup bulunmadığı,

Ortalama yedi yıllık eğitim süresine rağmen neden yalnızca dört yıllık ödeme süresi tanındığı,

Son beş yılda kaç bursiyer, kefil veya aile bireyi hakkında icra takibi başlatıldığı ve açılan dava sayısı,

Borçların faizsiz yapılandırılması ya da kur farkının sınırlandırılmasına yönelik çalışma yapılıp yapılmadığı,

Ödeme süresinin uzatılması, borçların tahakkuk tarihindeki kur üzerinden hesaplanması ve faiz uygulamasının kaldırılmasına yönelik taleplerin değerlendirilip değerlendirilmediği.

İLKÖĞRETİM BURSLARININ ARTIRILMASINI İSTEDİ

Dindar, İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Bursluluk Sınavı (İOKBS) kapsamında verilen bursların da günümüz ekonomik koşullarında yetersiz kaldığını belirtti.

Artan yaşam maliyetleri, barınma, ulaşım, eğitim materyalleri ve beslenme giderleri karşısında mevcut burs sisteminin öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu ifade eden Dindar, özellikle çok çocuklu ailelerde kişi başına gelir kriterinin gerçek yoksulluğu yansıtmadığını savundu.

Yaklaşık 2 bin 700 TL seviyesinde olduğu belirtilen aylık burs miktarının günümüz koşullarında dört kişilik bir ailenin tek akşamlık temel gıda harcamasına ya da bir öğrencinin aylık ulaşım ve kırtasiye giderlerinin önemli bölümüne ancak karşılık gelebildiğini belirten Dindar, bursların reel alım gücünün yıllar içinde ciddi şekilde eridiğini ifade etti.

İOKBS İÇİN SEKİZ MADDELİK ÖNERGE

Dindar, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ayrıca şu soruların yanıtlanmasını talep etti:

2026 yılı itibarıyla İOKBS bursu alan öğrenci sayısı ve bunun örgün eğitimdeki toplam öğrenci sayısına oranı,

Son 10 yılda burs miktarlarının yıllara göre değişimi ve enflasyon karşısındaki reel alım gücü,

Bir ortaokul ve lise öğrencisinin aylık eğitim, ulaşım, kırtasiye, beslenme ve iletişim giderlerine ilişkin bakanlık hesaplamaları,

Çok çocuklu aileler açısından gelir kriterine yönelik başvuru ve şikâyet sayısı ile bu kriterin değiştirilmesine yönelik çalışma bulunup bulunmadığı,

Son on yılda İOKBS'ye başvuran ve burs almaya hak kazanan öğrenci sayıları,

Yoksulluk nedeniyle eğitimine devam etmekte zorlanan öğrencilere sınavsız ve doğrudan gelir destekli burs verilmesine yönelik çalışma yapılıp yapılmadığı,

Burs miktarlarının asgari ücret, açlık sınırı, yoksulluk sınırı veya öğrenci yaşam maliyetine endekslenmesine yönelik hazırlık bulunup bulunmadığı,

Çok çocuklu aileler, tek ebeveynli haneler, engelli birey bulunan aileler, mevsimlik tarım işçisi aileleri ve sosyal yardım alan hanelerde yaşayan öğrenciler için ilave burs ve pozitif ayrımcılık programlarının planlanıp planlanmadığı.

Dindar, ekonomik nedenlerle hiçbir öğrencinin eğitim hakkından mahrum kalmaması gerektiğini belirterek, burs ve kredi sisteminin sosyal devlet ilkesi doğrultusunda yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu savundu.

Muhabir: BESNA EDİŞ