Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. İdris Kuzu, hormonların vücuttaki hayati süreçleri düzenleyen kimyasal mesajlar olduğunu ve bu sistemdeki küçük bir dengenin bile tüm vücudu etkileyebileceğini belirtti.

Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. İdris Kuzu

Prof. Dr. Kuzu, hipofiz bezinin “ana kontrol merkezi” gibi çalıştığını, tiroitin metabolizmayı, pankreasın kan şekerini ve böbreküstü bezlerinin stres tepkisini yönettiğini ifade etti.

“Beynin tabanında yer alan hipofiz bezi, adeta 'ana kontrol merkezi' gibi çalışarak diğer bezleri yönetir. Boynumuzdaki tiroit bezi metabolizmayı düzenlerken, pankreas kan şekeri dengesini sağlar. Böbreküstü bezleri stres yanıtını organize eder, yumurtalıklar ve testisler ise üreme hormonlarını üretir”

Kuzu’ya göre kortizol, serotonin, insülin, melatonin, ghrelin ve leptin gibi hormonlar yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh halini, uyku düzenini ve iştahı da doğrudan etkiliyor. Özellikle stres hormonunun uzun süre yüksek kalmasının kaygı, uyku bozukluğu ve kilo artışı gibi sonuçlara yol açabileceği vurgulandı.

“Stresli bir an yaşandığında böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol devreye girer. Bu hormon kısa vadede insan vücudunu hayatta tutan bir alarm sistemi gibi çalışırken, uzun süre yüksek kalması durumunda kaygı, uyku problemleri ve kilo artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Serotonin ise genellikle 'mutluluk hormonu' olarak bilinir, aslında bir nörotransmitterdir ama ruh hali üzerinde güçlü etkisi vardır. Düşük seviyeleri depresyon ve anksiyete ile ilişkilendirilir. İnsülin hormonu ise pankreastan salgılanır ve kan şekerini düzenler. Dengesizliği diyabet gibi ciddi hastalıklara zemin hazırlar. Uyku düzeni bile hormonların kontrolü altındadır. Gece karanlık çöktüğünde melatonin salgılanır ve vücuda 'artık dinlenme zamanı' sinyali verir. Ancak geç saatlere kadar ekran ışığına maruz kalmak bu doğal ritmi bozabilir. Aynı şekilde açlık ve tokluk hissimiz de ghrelin ve leptin hormonlarının hassas dengesiyle yönetilir. Ghrelin açlık hissini artırırken, leptin doyduğumuzu beyne bildirir. Düzensiz beslenme ve uykusuzluk bu dengeyi altüst edebilir ve kişinin sürekli aç hissetmesine neden olabilir.”

Uzman, modern yaşam tarzının bu hassas sistemi zorladığını belirterek; düzensiz uyku, işlenmiş gıdalar, ekran maruziyeti ve kronik stresin hormon dengesini bozabileceğini söyledi. Bu durumun kilo değişimleri, yorgunluk, saç dökülmesi, cilt problemleri ve ruh hali dalgalanmaları gibi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

“Modern yaşam tarzı bu hassas sistemi zorlayan en önemli faktörlerden biridir. Sürekli stres altında olmak, düzensiz uyumak, işlenmiş gıdalarla beslenmek ve fiziksel aktivitenin azalması hormonların doğal ritmini bozar. Ayrıca ekran maruziyeti, şehir yaşamının getirdiği ışık kirliliği ve hatta bazı kimyasallar bile hormon dengesi üzerinde etkili olabilir. Bu yüzden günümüzde hormon dengesizliği şikayetleri giderek daha sık görülmektedir.”

Hormon dengesinin korunması için düzenli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin kritik olduğuna dikkat çeken Kuzu, gerektiğinde uzman desteği alınmasının önemini de vurguladı.

“Düzenli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve stres yönetimi hormon sağlığının temel taşlarıdır. Özellikle doğal gün ışığı almak, akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltmak ve rafine şeker tüketimini sınırlamak küçük ama etkili adımlar arasında yer alır. Elbette bazı durumlarda tıbbi destek gerekebilir, bu noktada bir endokrinoloji uzmanına başvurmak en doğru yaklaşım olur.”

Sabahları baş ağrısının nedeni diş sıkma olabilir
Sabahları baş ağrısının nedeni diş sıkma olabilir
İçeriği Görüntüle

Kaynak: AA