Dağ buzullarındaki erimenin su kaynakları, tarım ve enerji üretimi gibi kritik alanlarda geri dönülemez riskler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Orhan İnce, "1,5 derecelik ısınmada dağ buzullarının yüzde 50'si, 3 derecelik ısınmada ise neredeyse tamamı yüzyılın sonuna doğru yok olacak" uyarısını yineledi. İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan İnce'nin verilerine göre, Türkiye'deki buzullar son 40 yılda önemli ölçüde küçülürken, bu durumun 2050 yılına kadar içme ve tarımsal sulamada mevsimsel akımı yüzde 25’e kadar azaltma riski bulunuyor.
TerrArctic Mega Grand Projesi Bilimsel Direktörü Prof. Dr. Orhan İnce, Türkiye'deki buzul kayıplarına ilişkin çarpıcı bilgiler paylaştı:
Özellikle Ağrı Dağı, Cilo-Sat Dağları, Kaçkar Buzulları ve Erciyes'teki buzulların son 40 yılda dramatik bir küçülme yaşadığı gözlemlendi. Bazı bölgelerde buz kütlesi kaybı yüzde 40-60 seviyesine ulaştı.
- Ağrı Dağı: Buradaki buzullar 1980'lere göre yarıdan fazla küçülmüş durumda.
- Kaçkar Buzulları: Yıllık ortalama gerileme hızı 10-20 metre bandında seyrediyor.
Prof. Dr. İnce, bu durumun Doğu Karadeniz'deki su rejimini, tarımsal sulamayı ve elektrik üretimini yakından etkileyeceği uyarısında bulundu.

TerrArctic Mega Grand Projesi Bilimsel Direktörü Prof. Dr. Orhan İnce
Kritik su kaybı senaryoları ve riskler
İklim değişikliği senaryolarına göre, buzulların erimesinin Türkiye üzerindeki olası etkileri şöyle özetlendi:
İçme suyu ve tarımsal sulamada 2050'ye kadar yüzde 20-25 mevsimsel akım azalması yaşanacak.
Himalayalar'da 1,9 milyar insanın su kaynağı risk altına girecek; küresel hidroelektrik üretiminde 2050'ye kadar yüzde 8-12 düşüş görülecek.
İnce, dağ buzullarının "iklim sisteminin en hassas sensörleri" olduğunu belirterek, 2023'ün "ölçülmüş en hızlı buzul kayıp yılı" olduğunu ve Alpler'deki buzulların 1970'e göre yüzde 65 kütle kaybettiğini hatırlattı. Bu verilerin, buzulların artık sadece küçülmediğini, bazı dağ sistemlerinde yok oluş eşiğine geldiğini gösterdiğini vurguladı.

Buzulları korumak için üç öncelik
Prof. Dr. İnce, buzul kayıplarının geri döndürülemez olduğunu ancak yavaşlatılabileceğini ifade ederek, alınması gereken önlemleri üç kritik başlıkta topladı:
- Yüksek Çözünürlüklü İzleme Sistemleri: Lidar, GNSS ve uydu analizleriyle yıllık buzul değişimlerinin sürekli ve yüksek çözünürlükle izlenmesi.
- Hidrolojik Erken Uyarı Modelleri: Ani taşkın ve debi değişimi risklerini izleyen ulusal bazlı modellerin geliştirilmesi.
- Karbon Emisyonlarının Azaltılması: Buzulların uzun vadeli korunması ancak küresel karbondioksit ve siyah karbon emisyonlarının acilen azaltılmasıyla mümkün.




