Toplumda hem kadınlarda hem de erkeklerde sıkça rastlanan idrar kaçırma ve idrar yapma fonksiyon bozuklukları, yaşın ilerlemesiyle birlikte artış gösteriyor. Lokman Hekim Akay Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Huri, bu tür üriner sistem rahatsızlıklarının sadece fiziksel bir problem olmadığını, bireyleri sosyal hayattan kopararak yaşam kalitesini ve psikolojisini de derinden sarstığını vurguladı. İleri yaşta kadınlarda daha sık görülen bu durumun, erkeklerde ise genellikle prostat hastalıkları sonrasında ortaya çıktığı ifade edildi.
Prof. Dr. Huri, modern tıpta "sakral nöromodülasyon" olarak bilinen mesane pili tedavisinin, özellikle diğer tedavilerden yanıt alamayan hastalar için yüksek başarı sağlayan güçlü bir alternatif olduğunu belirtti.
Sağlıklı mesane için idrarınızı tutmayın
Genç yaşlarda edinilen yanlış alışkanlıkların ilerleyen yıllarda büyük sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Emre Huri, uzun süre idrar tutma alışkanlığının mesane fonksiyonlarını kalıcı olarak bozabileceğini söyledi. Bilinçli şekilde idrar tutmanın üriner sistem problemlerine ve enfeksiyonlara davetiye çıkardığını hatırlatan Huri, sağlıklı bir mesane yapısı için bireylerin ortalama 2-3 saatte bir idrara çıkmalarını önerdi.
Tedavide iki aşamalı "Pil" dönemi
İdrar kaçırma tedavisinde ilk basamakta davranışsal yöntemler, pelvik taban egzersizleri ve ilaç tedavilerinin yer aldığını belirten Prof. Dr. Huri, bu yöntemlerin yetersiz kaldığı kronik vakalarda mesane botoksu ve mesane pili (sakral nöromodülasyon) gibi ileri cerrahi çözümlere başvurduklarını kaydetti.
Mesane pili tedavisinin temel amacının mesane ile beyin arasındaki kopuk veya hatalı sinir iletişimini yeniden düzenlemek olduğunu ifade eden Huri, operasyonel süreci şu sözlerle aktardı:
"Mesane pili tedavisi hastaya iki aşamalı olarak uygulanıyor. İlk aşamada geçici bir elektrot yerleştirilerek hastanın tedaviye verdiği yanıt test ediliyor; eğer hastanın şikayetlerinde belirgin bir düzelme sağlanırsa ikinci aşamada kalıcı pil yerleştirme işlemine geçiliyor. Doğru hasta seçimi yapıldığında bu yöntemin başarı oranı yüzde 85-90 seviyelerine kadar ulaşıyor."
Üç boyutlu modelleme ile güvenli cerrahi
Gelişen teknolojinin üroloji ameliyatlarına entegre edilmesiyle operasyon risklerinin de minimuma indirildiğini dile getiren Prof. Dr. Emre Huri, kendi geliştirdikleri üç boyutlu modelleme ve cerrahi planlama sistemleri sayesinde süreçlerin çok daha güvenli hale geldiğini müjdeledi. Ameliyat öncesinde hastanın kişisel anatomisini üç boyutlu olarak bilgisayar ortamında planladıklarını belirten Huri, bu yenilikçi yaklaşım sayesinde hem cerrahi başarıyı maksimuma çıkardıklarını hem de operasyon esnasında hastanın ve ekibin maruz kaldığı radyasyon oranını ciddi ölçüde azalttıklarını vurguladı. Tedavinin başarısında kişiye özel yaklaşımın ve hastanın süreç hakkında doğru bilgilendirilmesinin kritik rol oynadığı ifade edildi.


