Hava sıcaklıklarının düşmesi ve kış mevsiminin etkisini iyice hissettirmesiyle birlikte, solunum yolu enfeksiyonlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Özellikle son haftalarda acil servislerdeki yoğunluğun temel sebebi olan ve halk arasında "grip" olarak bilinen influenza virüsü, bu yıl da oldukça hırçın bir seyir izliyor.

Birçok kişi burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı gibi şikayetleri "ayakta atlatırım" düşüncesiyle geçiştirse de influenza, sıradan bir nezleden çok daha derin ve sistemik etkiler bırakabiliyor. Yanlış tedavi yöntemleri ve bilinçsiz ilaç kullanımı ise hastalığın iyileşme sürecini uzatmakla kalmıyor, toplum sağlığını tehdit eden ilaç dirençlerine de zemin hazırlıyor.

Konuyla ilgili merak edilen tüm detayları, bulaş yollarını ve hayati uyarıları Lokman Hekim Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. İbrahim Aydın, Vanhaber.tr’ye anlattı.

"İnfluenza şekil değiştiren bir şeydir"

Hastalığın tanımını ve virüsün yapısını anlatan İbrahim Aydın, şu ifadeleri kullandı:

"Şimdi influenza dediğimiz aslında bir virüstür. İnfluenzanın birkaç tipi var; A, B, C dediğimiz tipleri var. A tipi genelde insanlarda, domuzda, kanatlı hayvanlarda enfeksiyon yaratan bir çeşididir. Bizim genelde grip dediğimiz şey aslında influenza virüsüyle oluşan durumdur. Influenza A ve B özellikle bu mevsim geçişlerinde mevsimsel salgınlar yapan bir virüs enfeksiyonudur. Genel semptomları aslında bütün viral enfeksiyonların genelde baş ağrısı, eklem ağrısı, ateş; bu tarz şikayetlerle gelir hastalar. İnfluenzadaki temel şey şu aslında: İnfluenza şekil değiştiren bir şeydir. İnfluenzanın 200 tane proteini var. Sürekli influenza bu proteinleri yenileyip kendini bağışıklık sistemine karşı bir savunma mekanizması geliştirerek yeni yeni salgınlar yapabilmektedir."

"Net bir tedavisi yok, kendini sınırlar"

Edremit'te muhtarlardan Eşbaşkan Cemil Komi'ye bayram ziyareti
Edremit'te muhtarlardan Eşbaşkan Cemil Komi'ye bayram ziyareti
İçeriği Görüntüle

Tedavi süreci ve risk grupları hakkında bilgi veren Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

"Viral enfeksiyonların net bir tedavisi yok açıkçası. Antiviral dediğimiz bazı ilaçları uyguluyoruz ama tam olarak etki eden bir şey yok. Genelde viral enfeksiyonlar kendini belirli oranda sınırlar, sonradan da düzelir. Sadece bizim risk grubu dediğimiz bazı gruplar vardır. Bunlar özellikle gebeler, yeni doğanlar ve yaşlılarda, kronik hastalığı olanlarda bazen ağır seyredebilmektedir; ölümle sonuçlanabilmektedir."

Ibrahim Aydın Lokman Hekim HastanesiLokman Hekim Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr İbrahim Aydın

"10 güne kadar bulaştırıcılık oranı vardır"

Aydın, "Özellikle 2-3 hafta öncesinde acillerde çok yoğun olarak biz grip vakaları görüyoruz. Aslında hemen hemen her yıl böyle vakalar görünüyor. Yoğunluğun artış sebebi daha çok

şuna bağlı: Özellikle soğuk dönemlerde insanlar daha çok toplu alanlarda kaldığı için ve bu enfeksiyonların çoğu damlacık yoluyla, çoğu el temasıyla bulaştığı için bulaşı fazla olmakta. Ortalama viral enfeksiyonlarda inkübasyon süresi dediğimiz uyku dönemi 10 güne kadardır. Yani bir kişi grip olduğunda 10 güne kadar bulaştırıcılık oranı vardır ve bulaştığı kişinin semptom göstermesi 10 güne kadar olur. O yüzden bu 10 gün boyunca bu kişi biraz daha maske kullanımı falan kullanırsa iyi olur,” dedi.

"Bitki çayları böbrek yetmezliği yapabilir"

Doğru bilinen yanlışlara ve istirahatin önemine dikkat çeken Aydın, "Açıkçası bitki çayları için net bir şey demek zor çünkü onların net bir dozunu bilmiyoruz. Onların bir kısmı faydalı olurken bir kısmı karaciğer enzimlerini, böbrek enzimlerini yükseltip böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği yapabilir. Bu dönemde hastalardan istediğimiz şey yatak istirahati. Olabildiğince toplu alanlardan uzak durup en azından bunun başka kişilere bulaşmasını engellemelerini istiyoruz. Israrla ateş devam ederse, beraberinde öksürük, nefes darlığı gibi şeyler de oluşursa bu kere 'zatürre olmuşlar mı' diye hastaneye başvurmalarını istiyoruz."

"Antibiyotiklerin hiçbir yeri yok"

Aydın, "Halkımıza şunu belirtmek isterim; bu dönemde en çok bizim sıkıntı çektiğimiz şey şu oluyor: Hastalar bir an önce antibiyotik kullanıp hemen iyileşmek istiyorlar. Aslında viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin hiçbir yeri yok. Gereksiz yere kullanmış oluyoruz. Hatta hastalığın başlangıç döneminde gereksiz kullanılan antibiyotikler bu kere sonrasında antibiyotiğe ihtiyaç varsa da antibiyotik direnci geliştirdiği için mevcut antibiyotikler de işe yaramıyor. Antibiyotiğe direnç geliştikten sonra yeni bir antibiyotiğin çıkması en az bir 15-20 yıl sürdüğü için gereksiz yere antibiyotik kullanmamak gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Muhabir: BÜŞRA TAMAN