DEM Parti tarafından İstanbul'daki Cem Karaca Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı"nın açılış konuşmalarından birini Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları yaptı. Hatimoğulları, barışın cesaret, dayanışma ve ortak mücadeleyle geleceğine işaret ederek, güncel siyasi ve küresel gelişmeleri değerlendirdi.
"Öcalan’ın çağrısı çok tarihi ve kıymetli"
Hatimoğulları, dünyanın Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın yansımalarını yaşadığı, adeta "3. dünya savaşının arifesinde" olunduğu bir dönemde barışa dört elle sarılmak gerektiğini ifade etti. Bu bağlamda Abdullah Öcalan’ın çağrısının önemini vurguladı:
"Bizler bugün Sayın Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısını tam da coğrafyamızın ve dünyanın içinden geçtiği, bu kadar savaşın ve çatışmanın konuşulduğu ve sömürünün arttığı bir dönemde bu çağrıyı çok tarihi ve çok kıymetli buluyoruz."
Hatimoğulları, barışın kalıcı olabilmesi için Öcalan'ın pozisyonunun herkes tarafından farkına varılmasının son derece önemli olduğunu savundu.
"Yine barışın kalıcılaşabilmesi için Sayın Öcalan’ın pozisyonunun, öneminin herkesin farkına varması da son derece önemli. Sayın Öcalan silahların sustuğu, fikirlerin konuştuğu bir siyaset öneriyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin çözümüyle birlikte düşünen yaklaşımı bu topraklar için son derece büyük bir şanstır."
Suriye ve bölgesel gelişmeler
Hatimoğulları, Suriye'deki durumu da değerlendirerek, Kürt halkının diğer halklarla oluşturduğu öz yönetimin Şam hükümeti tarafından elimine edilmeye çalışılmasını kabul etmenin mümkün olmadığını belirtti.
"Demokratik bir Suriye’nin inşasında Kürt halkının öz yönetiminin orada oynamak istediği rol engellenmemeli, tam tersi önü açılmalıdır. Seküler, kadın özgürlükçü, demokratik karakteriyle sadece bir demokratik Suriye’nin inşası değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun en çok ihtiyaç duyduğu demokratikleşme modelini oluşturmaktadır."
Kadınların barış mücadelesindeki rolü
Barışın en temel öznelerinin kadınlar olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, kadınların rolünün sadece izleyici değil, doğrudan sürecin kurucusu ve inşacısı olması gerektiğini söyledi.
"Kadınlar olarak barışın daha fazla öznesi olacağız. Buradan da kadınlara çağrımızdır. Barış için elini uzatan iradeyi hep beraber güçlendirmeliyiz. Barış ve demokratik toplum sürecinin başarısı için daha çok dayanışmalı, daha çok mücadele etmeliyiz."




