Gelişen teknolojiyle birlikte arama motorları ve yapay zeka araçları bilgiye erişimi kolaylaştırsa da uzmanlar, kağıttan okumanın bilişsel gelişim açısından önemini koruduğuna dikkat çekiyor.
Valencia Üniversitesi araştırmacılarının yaptığı çalışmaya göre, basılı materyallerden okuyan bireylerin anlama ve kavrama düzeyleri dijital ortamda okuyanlara kıyasla ciddi oranda daha yüksek. Araştırmada, 10 saat boyunca basılı kitap okuyan bir öğrencinin metni anlama düzeyinin, dijital ortamda okuyan bir öğrenciye göre 6 ila 8 kat daha fazla olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, dijital metinlerde “tarayarak okuma” alışkanlığının yaygın olduğunu, bunun da metnin derinlemesine anlaşılmasını zorlaştırdığını vurguluyor.
İsveç eğitim politikasını gözden geçiriyor
İsveç, okullarda uzun yıllar uygulanan “dijital öncelik” stratejisinin ardından okuma becerilerinde yaşanan düşüş üzerine basılı materyallere yeniden yöneliyor. Bu kapsamda ülke, 2023-2028 döneminde basılı ders kitaplarına 100 milyon avronun üzerinde yatırım yapmayı planlıyor. Ayrıca 2026’dan itibaren okullarda akıllı telefonların yasaklanması hedefleniyor.
Okuma beyni nasıl etkiliyor?
California Üniversitesi’nde eğitsel nörobilim alanında çalışmalar yapan Rebecca Gotlieb, okumanın beynin birçok bölgesini aynı anda çalıştıran karmaşık bir süreç olduğunu belirtiyor. Görme, işitme ve dil merkezlerinin birlikte çalıştığı bu süreçte, beynin iki yarımküresi de aktif rol oynuyor.
Gotlieb’e göre, özellikle edebi metinler okuyucuyu farklı dünyalara taşıyarak daha geniş bir düşünme kapasitesi kazandırıyor.
Kağıt daha kalıcı öğrenme sağlıyor
Uzmanlar, ekrandan okumanın çoğu zaman hızlı ve yüzeysel bir tüketim alışkanlığına dönüştüğünü belirtiyor. Sürekli kaydırma ve dikkat dağıtıcı unsurlar, metinle kurulan bağı zayıflatıyor. Kağıt üzerinde okumanın ise daha yavaş ve dikkatli gerçekleştiği, bu durumun öğrenilen bilgilerin hafızada daha uzun süre kalmasına katkı sağladığı ifade ediliyor.



