Uzmanlara göre çocukların suça yönelmesinde yalnızca bireysel davranışlar değil, içinde bulundukları yaşam koşulları da belirleyici rol oynuyor. Sevgi ve güven ortamından yoksun büyüyen, kendini değersiz hisseden çocukların ihmal, göç, eğitimsizlik ve yoksulluk gibi nedenlerle suçla temas riskinin arttığı belirtiliyor.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Deniz, çocukların suçla temasında aile yapısı ve sosyoekonomik etkenlerin kritik önemde olduğunu ifade etti. Deniz, ebeveynlerin eğitim düzeyi, psikiyatrik sorunlar, ev içi ihmal ve istismarın çocuklar açısından ciddi riskler oluşturduğunu söyledi.

91 yaşındaki hayırseverden Milli Eğitim’e 500 milyon liralık bağış
91 yaşındaki hayırseverden Milli Eğitim’e 500 milyon liralık bağış
İçeriği Görüntüle

"Suça sürüklenen çocuk kavramı öylesine geliştirilmiş bir kavram değil. Kişilik ve kimlik gelişimini henüz tamamlamamış olan 18 yaşının altındaki çocukların da bu konularda birtakım hataları olabileceğini veya düşüncelerini çevirebileceğini, yanlış hareketlerde bulunabileceğini aslında hesaba katmak gerekiyor. Fiziksel şiddet görüyorsa, cinsel istismar yaşadıysa, çok zorbalık yaşadıysa elbette bu travmatik olaylar da çocuğun aslında beyin gelişimini oldukça bozan faktörler. Travmatik bellek her zaman alarmda tutar, bu kişiler her zaman daha reaktiftir. Dış dünyada olan olayları tehdit olarak algılama eğilimi çok daha fazladır. Dolayısıyla hayatta kalma moduyla devam ettiği için saldırganlık çocuklarda ve yetişkinlerde ortaya çıkabilir."

Göç olgusunun da önemli bir faktör olduğuna işaret eden Deniz, yeterli denetim ve gözetim sağlanamadığında çocukların sokakta daha fazla vakit geçirdiğini ve bunun suça sürüklenme ihtimalini artırdığını belirtti. Çocukların “değerli hissetme, görülme ve geleceğe dair umut” gibi duygusal ihtiyaçlarının karşılanmamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Deniz, bu boşluğun çeteler ve illegal gruplar tarafından doldurulabildiğini ifade etti. Deniz, çocukların güç, kimlik ve adalet duygusunu bu yapılarda arayabildiğini kaydetti.

"Hem çocuklarda hem gençlerde çok önemli bir mevzumuz var. Değerli olma hissi, kimlik meselesi, görülmek, kıymetli olmak veya gelecekle ilgili umudunuzun olması. Eğer sizin ailevi şartlarınız bunu çok fazla karşılayacak gibi durmuyorsa, hayat şartları bunu getirecek gibi durmuyorsa, çocuklar değerli olma, önemli olma veya kendisini güçlü hissetme gibi birtakım hisleri başka yerlerde aramaya başlayacaktır. Dolayısıyla yetişkinlerin kurduğu çeteler, bazen illegal başka gruplar da olabiliyor, çocukları çok çabuk manipüle edebilir veya onlara özendirebilir. Günün birinde onlar gibi olmayı isteyebilirler. Dolayısıyla hayatta kendi adaletini sağlama, kimliğini geliştirme, değerli olma duygusunu bu çocuklar illegal yollardan sağlamaya çalışıyorlar."

Cezalandırmadan önce önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini belirten Deniz, toplumsal refahın artırılması, eğitim seviyesinin yükseltilmesi ve çocuk yaşta evliliklerin önlenmesinin suç oranlarını düşürdüğünü söyledi.

“Rehabilite edici süreçler elbette çok gerekli ancak önleyici tedbirler üzerine daha fazla konuşmak ve düşünmek gerekir. Yani bataklığı önce kurutmak gerekir. Bataklık dediğimiz şeyde ne var? Sosyal refahın eşit paylaşılamaması. Ekonomik sınıflar arasında meydana gelen ve gün geçtikçe artan uçurumlar. İnsanların kendisini bu koşullarda çok çaresiz hissetmesi. Gelecekle ilgili umutlarının azalmış olması. Bir işte çalışarak veya işte çok fazla çalışarak eğer hayallerine ulaşamayacağını düşünüyorsa insanlar daha kestirme yollara sapmaya daha yatkın olabilir. Dolayısıyla toplumsal refah önemli bir konu.

Çocuk evliliklerinin önlenmesi. Çocuk yaşta yapılan evliliklerde doğan çocuklar pek çok sıkıntıyla büyüyorlar çünkü anne baba olmak için de belli yaşa gelmiş olmak gerekiyor. Anne babanın eğitimli olması. Zaten dünyada ve Türkiye'de gözlemlediğimiz bir şey var. Hem toplumsal refah hem de eğitim seviyesi arttıkça suç oranının her zaman düştüğünü görüyoruz.”

Sosyal medya ve dizilerdeki aşırı güç ve zenginlik temsillerinin de çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çeken Deniz, çocukların kolay ve “kestirme” yollarla başarıya ulaşma algısına sürüklenebildiğini ifade etti.

“Aşırı zenginlik veya güç gösterisinin olduğu, böyle rollerin ortaya çıktığı yerlerde doğal olarak çocuklar onları kendisine bir rol model olarak seçebilir. Öyle gözükmek isteyebilir. Genellikle insanlar çaresizliklerini güçlü gözükmekle kapatmaya çalışıyor. Ne kadar çaresizseniz o kadar güçlü gözükmek istersiniz, bir telafi şeklidir. Bu toplumsal hiyerarşi içerisinde en altta kalırsanız, kaldığınızı hissederseniz, en üste çıkmaya çalışırsınız ama o yol kolay değildir. Bu defa ne olur? Kestirme yollar cazip gelmeye başlar. O kestirme yolların çoğu da aslında çok çamurlu ve kötü yollardır. Öyle bir kariyere doğru çocuklar çok rahatlıkla kayabilir.”

Kaynak: AA