Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Akran Zorbalığı Alt Komisyonu’nun ön raporu, siber zorbalığın Türkiye’deki çocuklar ve ergenler arasında ciddi boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi. Verilere göre, gençlerin dörtte biri son yıllarda siber zorbalık yaparken, lise öğrencilerinin yüzde 16’sı bu zorbalığa maruz kaldı.
Rapor, siber zorbalıkla mücadele kapsamında, Avrupa’daki uygulamalara benzer şekilde 13 yaş altına akıllı telefon yasağı önerisini tartışmaya açtı. Ayrıca, çocuklara erken yaşta dijital güvenlik eğitimlerinin verilmesinin kritik önemi vurgulandı.
Kapsamlı araştırma sonuçları
Habertürk'teki habere göre, Türkiye genelinde internet kullanım alışkanlıklarını incelemek amacıyla 2021 yılında başlayan ve 2022’de genişletilen kapsamlı bir çalışma yürütüldü. Çalışmaya 81 ilde 10.475 öğrenci ve 10.475 ebeveyn katıldı. 2023 yılında yayımlanan araştırma sonuçları dikkat çekici bulgular içeriyor.
Araştırma, çocukların internet güvenliği ve gizliliği konularında yeterli becerilere sahip olmadığını ortaya koydu. Özellikle istenmeyen e-postalar, pop-up reklamlar ve yasadışı içerikleri engelleme konusunda çocukların zayıf kaldığı görüldü. Çocukların internette karşılaştıkları sorunlarda en çok annelerinden veya arkadaşlarından yardım aldıkları, öğretmenlere başvurma oranının ise düşük olduğu belirtildi.
Siber zorbalık tanımı ve türleri
Siber zorbalık, dijital teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen zorbalık olarak tanımlanıyor. Bu zorbalık türünün en büyük risklerinden biri, zorbalık yapan kişilerin kimliklerini gizleyebilmesi (anonimlik) ve etkilerin hızla çok geniş kitlelere ulaşarak büyük mağduriyetler yaratma potansiyeli taşımasıdır. Siber zorbalık, dijital şiddetin bir türü olarak öne çıkıyor.
Siber zorbalık temel olarak iki türde incelenmektedir:
- Teknolojik Zorbalık: Kimlik hırsızlığı, şifre ve kişisel bilgilerin ele geçirilmesi, virüs gönderme, hesapların ele geçirilmesi gibi teknolojiye bağlı zorbalık biçimleridir. Bilinçli ve güvenli internet kullanımı eğitimleriyle önlenmesi görece daha kolaydır.
- İletişimsel Zorbalık: Kişisel bilgilerin ve görüntülerin tehdit amaçlı yayınlanması, hakaret, tehdit, şantaj, ifşa, sosyal medya linçleri, itibar suikastları, alay etme, sürekli olumsuz yorumlar yapma ve ısrarlı takip gibi davranışlarla ortaya çıkar.
Siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda sosyal, duygusal ve fiziksel açıdan yıkıcı sonuçlar görülebilir; bu durum iletişimde ilgi kaybına, okul başarısının düşmesine, depresyona, agresif davranışlara ve kaygı bozukluklarına yol açabilir.
BTK farkındalık çalışmaları ve komisyon önerileri
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) da bilinçli ve güvenli internet kullanımı farkındalığını artırmak için çalışmalar yürütüyor. 2024 yılında 120 eğitim düzenlenerek yaklaşık 23 bin öğrenci, öğretmen ve ebeveyne ulaşıldı. 2017’den bu yana ise toplamda 210 bin kişiye eğitim verildi.
TBMM Akran Zorbalığı Alt Komisyonu ön raporu, dijital zorbalığın sadece akranlar tarafından değil, sistemler, reklamlar ve içerik dayatmalarıyla da gerçekleşebileceğine dikkat çekerek bu alanların da düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Komisyonun siber zorbalıkla mücadele için sunduğu diğer öneriler şunlardır:
- Ailelerin dijital okuryazarlıkla güçlendirilmesi.
- Çocuklara duygusal destek sağlanması ve güvenli iletişim ortamlarının oluşturulması.
- Dijital zorbalığa karşı güçlü hukuki düzenlemelerin yapılması.
- Çocuklara yönelik dijital okuryazarlık eğitimlerinin okul öncesi döneme çekilmesi.
- Güvenli şifre kullanımı, tehdit içeren mesajları yanıtsız bırakma gibi temel dijital güvenlik bilgilerinin edinilmesinin sağlanması.
- Dijital dostluk günü gibi etkinliklerle grup dayanışmasının artırılması ve zorbalığa maruz kalan çocuklar için akran destek gruplarının kurulması.




