Toplumun ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri üreten birçok meslek, teknolojinin gelişmesi ve yaşam koşullarının değişmesiyle birlikte ya ortadan kalktı ya da modern dünyanın ihtiyaçlarına göre dönüşerek varlığını sürdürdü.
At arabacılığından taksiciliğe, kervancılıktan lojistik sektörüne, daktiloculuktan bilgisayarcılığa uzanan bu değişim, mesleklerin geçirdiği dönüşümün en somut örnekleri arasında yer alıyor. Postacılığın dijital iletişim ve kargo hizmetlerine, sepetçiliğin ambalajcılığa, sakaların su bayilerine dönüşmesi bu değişimin dikkat çeken başlıkları arasında bulunuyor.
“123 meslek yok olma riskiyle karşı karşıya”
İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Mesut Şengün, yaptığı açıklamada, mesleklerin “yok olmaya yüz tutan” ve “dönüşerek devam eden” olarak iki gruba ayrıldığını belirtti.

Şengün, Ticaret Bakanlığı verilerine göre 123 mesleğin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, birçok geleneksel mesleğin artık geçmişte kaldığını söyledi.
Nalbantlık, sayacılık, odunculuk ve hallaçlık gibi mesleklerin giderek ortadan kalktığını vurgulayan Şengün, arzuhalcilik gibi mesleklerin ise dijitalleşmeyle birlikte farklı bir forma evrildiğini belirtti.
“Meslekler dönüşüyor, ihtiyaçlar değişiyor”
Teknolojik gelişmelerin ve yaşam konforunun artmasının meslek yapısını doğrudan etkilediğini söyleyen Şengün, esnafın değişime hızlı adapte olduğunu ancak usta-çırak ilişkisinin zayıfladığını dile getirdi.
Şengün, özellikle gençlerin mesleki zanaatlara yönelmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Eskiden at arabacısı vardı, şimdi kamyonlar var. Eskiden arzuhalci vardı, şimdi bilgisayarda dilekçe yazılıyor. Meslekler değişiyor ama ihtiyaçlar ortadan kalkmıyor.”
Açıklamada, güzellik, ulaşım, gıda ve kargo sektörlerinin dijitalleşmeden olumlu etkilendiği, özellikle kurye ve hızlı teslimat hizmetlerinde büyük artış yaşandığı belirtildi.

“Ustalık hâlâ vazgeçilmez”
Şengün, teknolojinin gelişmesine rağmen el işçiliğinin değerini koruduğunu vurgulayarak, fabrikasyon ürünlerle usta işi üretim arasındaki farkın belirgin olduğunu ifade etti:
“Bir esnaf kendini dönüştürebiliyor ama o konuda altyapıdan gelen birileri olmadığı için onların da eğitimi maalesef sıkıntı yaratıyor. Bu konuda da Milli Eğitim Bakanlığımızla işbirliği yaparak mesleki eğitim konularında hocalarımızdan da yardım alıp eğitimlerimizi veriyoruz. Çırak, kalfa, ustaları yeni mesleklerde de yetiştirmeye çalışıyoruz.”
Dünya genelinde sanatkar açığı bulunduğuna dikkati çeken Şengün, şu ifadeleri kullandı:
“Ülkelerin artık sanatkara ihtiyacı var. Yani bir ampulünüz söndüğü zaman onu tamir edecek, elektrik işiniz olduğu zaman onu tamir edecek, musluğunuzun bir yerinden su aktığı zaman onu tamir edecek birine, ev eşyasında yaratıcı olacak bir marangoza ihtiyacınız var. Fakat alttan gelmediği için, gençlerimiz mesleğe yönelmediği için maalesef burada bir açığımız var. Bu konuda Bakanlığımızdan 4+4'ten (eğitim sistemi) sonra meslek konusunda daha çok kardeşimizi, öğrenciyi yönlendirmelerini talep ediyoruz. Yani haftanın 4-5 günü pratik eğitim alıp, haftanın bir günü diğer eğitimini alırlarsa o zaman alttan çırak yetişir. Neticede çırak kalfa olacak, daha sonra da ustalaşabilecek. Her meslekte maalesef böyle açığımız var. Bu, sadece Türkiye'nin problemi de değil, Avrupa'nın da problemi. Avrupa'da da artık mesleğe teşvik etmek için veya iyi ücret verdiklerinden oturumu bile serbest bıraktılar. 'Meslek sahibiyseniz gelin bizde size olanaklar var.' diyen ülkeler var. O nedenle hepimizin mesleki konularda çırak, kalfa ve usta ihtiyacımızın karşılanacağı ortamı yaratmamız lazım.”

İSTESOB Başkanı Şengün, yorgancılar, sayacılar, terlikçiler, saraçlar ve hamamcıların mesleki dönüşümden en fazla etkilenen ve üye sayısı en fazla azalan odalar arasında yer aldığını söyledi.
Şengün, üye sayısı 100'ün altına düşen meslek odalarının bulunduğunu vurgulayarak, “Dönüşüm daha çok güzellik, ulaşım, gıda sektörümüze yaradı. Gıda sektörümüzde daha çok eve getirme, ayağa kadar hizmet etme konularında. Güzellik uzmanlarında, teknolojinin ilerlemesi ve sosyal medyada görünürlüğün artması nedeniyle insanlar kendilerini daha bakımlı hale getirmeye uğraşıyor. Bu tür teknolojinin getirdiği değişimler oldu. Ulaşımda da özellikle kuryeler bizde çok daha ön planda, bu konuda üye sayımız arttı. Bu tür alanlarda üye sayımız teknolojinin gelişmesiyle beraber yükseldi.” dedi.

El işçiliği ile teknolojinin yarış halinde olduğunu belirten Şengün, şunları kaydetti:
“Bazen bir dolabı fabrika ortamında hızlı bir şekilde çıkarabiliyorsunuz ama hiçbir zaman o el işçiliğinin verdiği tadı, zevki vermiyor. Ondan dolayı böyle bir ayrıcalık var tabii ki. Ustalık ayrı bir şey. Usta mobilyacılarımız, sanatkarlarımız el işçiliğiyle ahşabı işliyor. İşledikleri ahşaba hem zaman ayırıyor hem de onun uzun süre gitmesini sağlıyor. Fabrikadan aldığınız suntadan, birbirine ekleme ürünler ucuz görülebilir, maliyet açısından vatandaşımıza cazip de gelebilir ama usta ile fabrikasyon ürünün farkı göz ardı edilemez. Aynı şey terzilerimiz için de geçerli. Belki şu anda kumaşı ayrı, dikimi ayrı, düğmesi ayrı. Belki size bir maliyet olarak çıkıyor ama bir takım elbise dikildiğinde onu 10 yıl kullanabiliyorsunuz.”




