Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş binlerce yıllık değerlerinden biri olan keçe sanatı, Van’da Necmiye Tekin’in ellerinde hem bir zanaat hem de bir yaşam felsefesi olarak hayat buluyor.
Geleneksel yöntemlerle, tamamen doğal malzemeler kullanarak üretim yapan Tekin, atölyesini sadece bir imalathane değil, aynı zamanda gençlerin ve kadınların kadim bilgilerle buluştuğu bir eğitim yuvasına dönüştürmüş durumda.
Keçenin antibakteriyel yapısından insan ruhuna dokunan sabır yolculuğuna kadar pek çok katmanı bir arada işleyen usta sanatçı, yünün su ve sabunla birleşerek tek bir parça haline gelmesini, insanın hayattaki kemale erme süreciyle özdeşleştiriyor.
Van’ın coğrafi zenginliğini ve yerel iş gücünü bu sürdürülebilir sanatla birleştirmeyi hedefleyen Tekin, gelecek nesillere sadece bir ürün değil, doğayla uyumlu temiz bir dünya mirası bırakmayı amaçlıyor.
Necmiye Tekin
Dünyanın ilk tekstil ürünü: Atkısız ve çözgüsüz
"Keçe atkısı çözgüsü olmayan dünyanın ilk tekstil ürünü; ayrıca insanlık tarihi kadar eski, doğa ile uyum içinde var olmuş kadim bir sanat. Tamamen doğal yünden, su, sabun ve emekle şekillenen, doğaya dost ve kimyasalı olmayan bir malzemedir. Vücut ısısını dengelemesi, doğal yapısından dolayı antibakteriyel, antialerjik ve insan sağlığına dost olması beni bu sanata yönlendirdi. Bu yönüyle keçe, hem kültürel mirasımızı yaşatan hem de bize doğa ile uyum içinde yaşamamızın mümkün olduğunu hatırlatan bir unsurdur."

Van’da keçe sanatıyla yeni bir nesil yetişiyor
"Şu an atölyemde Kız Meslek Lisesinden gelen üç tane staj öğrencim var; haftanın 3 günü onlarla çalışıp eğitim veriyorum. Ayrıca hem hafta içi hem hafta sonu halktan gelen öğrencilerim de var. Onlarla beraber atölyemizde keçe sanatını öğretip, inşallah bu vesileyle keçe sanatını Van'da geliştirmeye çalışacağım. Çok doğal ve coğrafyamıza uygun bir malzeme olduğu için, çevremizdeki kadınların ve gençlerimizin bu yünle hemhal olup kendi üretimlerini yapmalarını çok istiyorum."

Keçe: Sabrın, emeğin ve dönüşümün sembolü
"Bu sürdürülebilir bir sanat. Ben keçeyi sadece bir el sanatı olarak görmüyorum; keçe sabrın, emeğin ve dönüşümün bir sembolü. Yün liflerinin su ve emekle bütünleşip tek bir parça haline gelmesi gibi, insanın hayat yolculuğu da olgunlaşarak kemale erer; bu yüzden keçeyi sürekli insana benzetiyorum. Amacım bu kadim sanatı gelecek nesillere aktarmak, onlara sağlıklı bir malzeme ve temiz bir doğa bırakmaktır. Aslında benim için keçe üretmek sadece bir ürünü ortaya koymak değil; doğayla, emekle ve insanın içsel yolculuğuyla kurulan derin bir bağdır."





