Kumbala'da anlamlı konser: Zehra Dilsiz Çakır ve Alkan Akıncı
Kumbala'da anlamlı konser: Zehra Dilsiz Çakır ve Alkan Akıncı
İçeriği Görüntüle

Van’da son dönemlerde sulak alanlar ve sazlık bölgeler, çeşitli gerekçelerle sık sık yangın ve tahribatlarla gündeme geliyor.

Özellikle sonbahar aylarında kuruyan sazlık alanların yakılması, göçmen kuşlardan mikroorganizmalara kadar çok sayıda canlıyı doğrudan etkiliyor.

Van B (1)-1

Daha önce Edremit ilçesine bağlı olan Çiçekli mahallesinde ve Gevaş ilçesinin çeşitli yerlerinde de benzer olayların yaşanmasının ardından bu kez Tuşba ilçesi sınırlarında bulunan Amik bölgesinde geniş bir sazlık alanın yaban domuzlarının içinde saklanması sebebiyle yakıldı.

Van B (3)-1

Bölgede bulunan yurttaşların yaban domuzlarının artması ve tarım alanlarına zarar vermesi gerekçesiyle sazlıkları yaktığı bilinirken Van Ekoloji Derneği Üyesi Erdoğan Ödük, bu yöntemin sorunu çözmediği gibi daha büyük ekolojik yıkımlara sebep olabileceğine dikkat çekiyor.

Van B (2)-1

“Sazlıklar Göçmen Kuşların Üreme Alanlarıdır”

Sazlıkların ekosistem açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Erdoğan Ödük, “Bu sazlık alanlar zaten göçmen kuşların yuvalanma ve üreme alanlarıdır. Sazlıkların yakılması göçmen kuşların üremesine çok ciddi anlamda zarar veriyor,” dedi.

Van B (9)

“Orada Birçok Mikroorganizma Ve Yabani Hayvanlar Yaşıyor”

Yangınların yalnızca kuşları değil gözle görülmeyen canlıları da yok ettiğine değinen Ödük, “Orada birçok mikroorganizma, kurbağalar ve farklı yabani hayvanlar yaşıyor. Sazlıklar aynı zamanda kurtlar ve vaşaklar gibi hayvanlar için de doğal bir koruma alanı sağlıyor,” ifadelerini kullandı.

Van B (6)

“Yakmanın Temelinde Ticari Bir Bakış Var”

Sazlık yangınlarının arkasında yalnızca domuz gerekçesinin olmadığını savunan Ödük, “Buralar hem domuzlara karşı hem de hayvancılık ve tarım alanına açmak için yakılıyor. Bahar döneminde filiz atan sazlıklar hayvanlar için iyi bir otlak oluyor. Yani mesele tamamen ticaridir,” sözleriyle devam etti.

Van B (6)

“Bedelini Yine Toplum Ödeyecek”

Bu sürecin Van gölünün çekilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren Ödük, “Van gölünün suyunun çekilmesiyle bataklık alanlar kurutuluyor ve tarım alanlarına çevrilmek isteniyor. Bu alanlarda pestisitli tarım yapılacak ve bunun bedelini yine toplum ödeyecek,” dedi.

Van B (6)

“Sazlıkların Yok Edilmesi Domuz Sorununu Çözmez”

Amik bölgesinde yanan sazlıkların da benzer bir gerekçeyle yok edildiğini belirten Ödük, “Sazlıkların yok edilmesi domuz sorununu kesinlikle çözmez. İnsanlar gözle gördükleri için sayılarının arttığını düşünüyor ama aslında yaşam alanları daraldığı için belli bölgelerde yoğunlaşıyorlar,” ifadelerini kullandı.

“Sorun Hayvanlarda Değil, İnsan Politikalarında”

Ekolojik kırılmalara değinen dikkat çeken Ödük, “HES’ler, GES’ler, RES’ler, orman tahribatları hayvanların göç yollarını kapattı. Bu hayvanlar bir nevi tuzağa düşmüş durumda. Sorun hayvanlarda değil insanlarda,” sözleriyle devam etti.

“Doğa Ortak Yaşam Alanımız”

Yaban hayvanlarıyla mücadelede farklı bir bakış açısına ihtiyaç olduğuna değinen Ödük, “Doğayı ortak bir yaşam alanı olarak görmeliyiz. Domuzlarında ekosisteme katkıları var. Sadece zarar üzerinden değerlendirmek doğru değil,” dedi.

“Sivil Toplum Susmamalı”

Sivil toplum kuruluşlarının rolüne de değinen Ödük, “Bu sadece Van’ın ya da Amik ’in meselesi değil. Karadeniz’de çıkan bir orman yangını da buradaki hayvan göçlerini etkiliyor,” ifadelerini kullandı.

“Doğaya Karşı Bir Savaş Açmanın Anlamı Yok”

Ödük, “Doğaya karşı bir savaş açmanın anlamı yok. Hukuki düzenlemeler yapılmalı. Doğa için adalet sağlanmalı,” dedi.

Muhabir: TÜLAY GÜVEN