Van Hakkâri karayolunda yaşanan son heyelan, bölgenin yalnızca mevsimsel bir doğa olayıyla değil, aynı zamanda deprem ve zemin koşullarıyla bağlantılı risklerle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gündeme getirdi.
Doğu Anadolu’nun önemli ulaşım güzergâhlarından biri olan yol, aktif fay hatlarına yakınlığı, sarp coğrafyası ve dar vadilerden geçmesi nedeniyle zaman zaman ulaşıma kapanıyor. Van üzerinden batıya açılan tek ana bağlantı olması ise bu güzergâhı bölge için hayati hale getiriyor.
Yol üzerinde yaşanan her aksama, yalnızca ulaşımı değil, bölgedeki ticareti, sağlık hizmetlerine erişimi ve günlük yaşamı da doğrudan etkiliyor. Özellikle olumsuz hava koşullarında ve yoğun yağış sonrası meydana gelen kapanmalar, sürücüler ve yol güzergâhını kullanan yurttaşlar için belirsizlik yaratıyor. Geçmiş yıllarda da benzer olayların yaşandığı hat üzerinde, geçici müdahalelerin kalıcı bir çözüm sunmadığı yönündeki değerlendirmelerin gerekliliği uzun vadeli bir planlamaya ihtiyaç duyduğunu bir kez daha hatırlattı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkâri Milletvekili Onur Düşünmez, Van- Hakkâri karayolunda yaşananların âdeta makus bir talihe dönüştüğünü aktarıyor.
“Bölgede Daha Önce De Birçok Afet Yaşandı”
Onur Düşünmez, “Yaşanan son heyelandan önce de bölgede heyelan, çığ ve kaya düşmesi kaynaklı birden fazla afet yaşandı. Afet risklerini azaltmak ve toplumun yaşam çevresinin direnç derecesini arttırmak için tehlikeyi barındıran duyarlı alanların açık bir şekilde ortaya koyan planların yapılması gerektiğini göstermektedir,” dedi.
“Kritik Deprem Uyarıları Var”
Düşünmez, “Uzmanlar sürekli olarak Hakkâri bölgesi ve Erzincan’ın doğusundaki Yedisu segmenti için kritik deprem uyarılarında bulunmaktadır. Bu uyarılar, yapı güvenliği konusunda hızlıca kontrollerin yapılmasını, ilgili kurumların denetim ve güçlendirme çalışmalarını artmasını ve kentteki toplanma alanlarının görünür, erişilebilir ve güncel tutulması gerektiğini hatırlatmaktadır,” ifadelerini kullandı.
“Hakkâri Deprem Riski Çok Yüksek Bir Bölge”
Düşünmez, “Hakkâri, aktif fay sistemlerine yakın konumdadır ve zor bir topografik yapıya sahiptir. Dolayısıyla Hakkâri deprem riski çok yüksek seviyededir. Hakkâri çevresinde bulunan en önemli aktif fay hattı ise Yüksekova-Şemdinli Fay Zonu’dur. Bu fay İran sınırına kadar uzanmakta ve hâlâ aktiftir. Uzmanlara göre fayın uzun kısımları kırılmamış durumdadır ve büyük bir enerji biriktirmektedir,” diye devam etti.
“Bakanlıktan Yanıt Alamadık”
Düşünmez, “Alüvyon bir ova üzerine kurulu olan ve fay hattının geçtiği Yüksekova ilçesinde sismik risk katsayısı oldukça yüksektir. Yoğun faylanma alanlarında deprem riski yüksek olduğundan gerekli önlemlerin alınması şarttır. İlgili bakanlığa bu konuyla ilgili defalarca soru sormamıza rağmen henüz cevap alabilmiş değiliz,” sözlerini belirtti.
“Van-Hakkâri Yolu Tek Ana Arter”
Düşünmez, “Hakkari’de deprem olduğunda en büyük sorun ulaşım olur. Büyük bir sarsıntı olduğunda ulaşım ve lojistik faaliyetleri durma noktasına gelir. Şehri batıya bağlayan yolun derin vadilerden, yüksek dağ geçitlerinden geçmektedir. Deprem sarsıntısı köprüleri yıkar, tüneller zarar görür ya da heyelanlar yolların kapanmasına neden olur. Bu durum Hakkari’nin dış dünyayla bağını tamamen keser. Van-Hakkâri karayolu tek ana arterdir ve çok önemlidir,” dedi.
“Alternatif Yol Tamamlanmalı”
Düşünmez, “2023 seçim döneminde Hakkâri-Van alternatif yolunun yapılmasına ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. Ancak seçimden sonra herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. Berçelan mıntıkasından geçmesi planlanan alternatif yolun bir an önce bitirilerek faaliyete geçirilmesi gerekmektedir,” ifadelerini kulandı.
“Depin Ve Serê Solan İçin Tünel Gerekli”
Düşünmez, “Serê Solan mevkiinde yol keskin virajlardan oluşmaktadır. Özellikle yağışlı havalarda heyelan ve kaya kopmaları yaşanmaktadır. Depin’den sonra şehir merkezine bir tünel ile bağlantı sağlanması gerekmektedir,” diye sözlerine devam etti.
“Bu Bir Ulaşım Değil, Yaşam Hakkı Meselesidir”
Düşünmez, “Bugün geldiğimiz noktada tek yol gerçeği hem heyelan hem de deprem senaryosunda ‘kader’ gibi ele alınmamalıdır. Bu durum kamunun önüne şeffaf bir programla konulmalıdır. Deprem riski, coğrafya ve yolların sık kapanması bir araya geldiğinde bu mesele yalnızca ulaşım yatırımı değildir; bu konu yaşam hakkı ve kamu hizmetlerinin sürekliliği meselesidir” sözlerini belirtti.





