Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı gelir dağılımı verileri, tarım sektörünün müteşebbis gelirleri içindeki payının yüzde 2,8’e gerileyerek son yılların en düşük seviyesine indiğini ve üretimin ekonomik bir çıkmaza girdiğini tescilledi. Van gibi ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı illerde derin bir sosyal krizin habercisi olan bu tablo; üre gübresinde yüzde 65,5, mazotta litre başına 55 TL ve yem fiyatlarında torba başına 700 TL’yi bulan fahiş maliyet artışlarının, üretici kâr marjını tamamen eritmesinden kaynaklanıyor. Devlet desteklerinin GSYİH içindeki payının yüzde 0,2’lere gerilediği bu süreçte, son kırk yılın en şiddetli kuraklığıyla boğuşan Van’da Sarımehmet Barajı gibi su kaynaklarının tükenme noktasına gelmesi, bitkisel üretimi ve meraları doğrudan tehdit ediyor.
Son 4 yılda DAP gübresine gelen zamlar ve mazottaki yüzde 636 oranındaki fahiş artışların tarım sektörünü en düşük gelir grubuna gerilettiğini vurgulayan Van Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İskân Işık, bu tabloyu üretimde "ekonomik bir kırılma noktası" olarak nitelendirdi. Yüksek maliyetler, yetersiz destekler ve şiddetli kuraklık nedeniyle anaç hayvanların kesime gönderildiği; Norduz koyunu ile arıcılık gibi stratejik değerlerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı Van özelinde, gıda güvenliğini kurtaracak acil bir eylem planı ve sahada aktif mühendis istihdamı çağrısında bulunuldu.
"Üreticinin kâr marjı sıfıra indi"
Tarım ve hayvancılıkta yaşanan derin krize dikkat çekerek, mevcut tablonun Van gibi ekonomisi tarıma dayalı iller için adeta bir “ekonomik çöküş ilanı” olduğunu belirten Van Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İskân Işık, şunları dile getirdi:
"TÜİK verileri, tarım sektörünün yüzde 2,8’lik pay ile en düşük gelir grubunda yer aldığını gösteriyor. Bu tablo, ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı Van gibi iller için derin bir ekonomik krizin ilanıdır. Bu keskin düşüşün temel nedeni; üretim maliyetlerindeki fahiş artış ile nihai ürün satış fiyatları arasındaki makasın üretici aleyhine açılmasıdır. Saha tespitlerimize göre son bir yılda üre gübresi yüzde 65,5, DAP gübresi ise yüzde 50 civarında zamlanmıştır. Tarım Kredi Kooperatiflerinde ton fiyatları 35 bin TL seviyelerine çıkarken, mazot fiyatları litre başına 55 TL bandına yükselmiştir. Bu maliyetler sulama ve nakliyeyi doğrudan vurdu. Hayvancılıkta ise maliyetin yüzde 70'ini oluşturan yem fiyatları yıllık yüzde 30 zamlanarak elli kiloluk torbası 700 TL’ye ulaştı. Girdilerdeki bu kontrolsüz artış çiftçinin kâr marjını sıfıra indirmiş, üreticimizi zarar etme noktasına getirmiştir."
"Gelecek karanlık görünüyor"
"Destekler azalıyor, kuraklık artıyor; su ve yanlış uygulamalar Van tarımını çöküşe sürüklüyor" diyen Işık, sözlerine şöyle devam etti: "2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde, tarımsal destekleme programlarının finansmanının bütçe ve dış kaynaklardan sağlanacağı, bütçeden ayrılacak kaynağın ise gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamayacağı belirtilmesine rağmen; kanun çıktığı günden bugüne dek bu oran ancak bir kez yüzde 0,83’e yaklaşmış, genellikle yüzde 0,2-0,5 aralığında kalmıştır. Mevcut uygulamalar ışığında 2026 yılında bu desteğin daha da azalacağı tahmin edilmekte ve maliyetlerin arttığı bu ortamda gelecek maalesef karanlık görünmektedir."
"Planlı üretim ve su tasarrufuyla toprağımızı ve geleceğimizi kurtarmalıyız" diyen Işık, şu ifadeleri kullandı: “İnsanların barınma, gıda, giyim ve sağlık gibi dört temel ihtiyacının sağlayıcısı olan tarımın devasa sorunları yalnızca desteklerle çözülemez; bu noktada havza bazlı üretim yapılması, tarımsal teknik personelin etkin şekilde istihdam edilerek sahaya indirilmesi ve kalıcı bir tarım politikası oluşturulması elzemdir. Üstelik Van, son kırk yılın en kurak dönemini yaşarken Sarımehmet ve Zernek barajlarındaki su seviyesinin yüzde otuzun altına düşmesi sulu tarımı tehdit edip çiftçiyi maliyetli yeraltı sularına yönlendirmektedir. Bu nedenle acilen su envanterimizi çıkarıp mısır gibi çok su tüketen bitkiler yerine iklime uygun üretime geçmeli, rastgele ilaçlama ve yanlış gübreleme ile toprak verimliliğimizin azalmasının önüne geçmeliyiz.”
"Anaç hayvanlar kesiliyor, arıcılık tehdit altında"
Van’ın Türkiye’deki küçükbaş hayvan varlığının yaklaşık yüzde 5,8’ine sahip olduğunu hatırlatan ve hayvancılığın sürdürülemez noktaya geldiğini belirten Işık, yem fiyatları nedeniyle besicilerin anaç hayvanlarını kesime göndermek zorunda kaldığını aktararak şunları söyledi:
"Türkiye’nin küçükbaş hayvan varlığının yaklaşık yüzde 5,8’ine ev sahipliği yapan Van’da hayvancılık sürdürülemez hale geliyor. Yem fiyatları maliyetleri karşılayamadığı için besiciler, geleceğinin teminatı olan anaç (dişi) hayvanlarını kesime gönderiyor. Bu, gelecek 5 yılın üretim potansiyelini yok eden kritik bir hatadır. Canlı hayvan ve et ithalatı yerel üreticinin fiyatını baskılayarak rekabet gücünü tamamen bitiriyor. Aynı tehlike arıcılık için de geçerli. Van’da on bin kişinin geçindiği arıcılık sektörü, iklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle yok olma noktasında. Eğer önlem alınmazsa, yerel gen kaynağımız olan Norduz koyununu ve zengin flora çeşitliliğimizi kaybedeceğiz."
"Ziraat mühendisleri sahaya inmelidir"
Çözüm için acil eylem planı çağrısı yapan; gübre, yem ve mazotta üreticiye doğrudan sübvansiyon sağlanması gerektiğini ve vahşi sulamadan kapalı sistemlere geçişin hızlandırılmasının şart olduğunu vurgulayan Işık, şunları kaydetti: "Bu tablodan çıkış için acil eylem planı şarttır. Gübre, yem ve mazotta üreticiye doğrudan sübvansiyon sağlanmalı, vahşi sulamadan kapalı sistemlere hızla geçilmelidir. En önemlisi, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimler sahada, köylerde istihdam edilmelidir. Mühendisler sadece danışman değil; verimi artıran, maliyeti düşüren ve sistemi ayağa kaldıran kilit aktörlerdir. Çiftçiyi bilimsel rehberlikle buluşturmalı, tarımı 'ilkel bir iş' olmaktan çıkarıp itibarını geri kazandırmalıyız. Gençlerin köyde kalması için köydeki yaşam standartlarını şehir seviyesine çıkarmak zorundayız."
"Gıda güvenliği bir halk sağlığı sorunudur"
Yaşanan üretim düşüşünün yalnızca çiftçiyi değil, esnaftan gıda güvenliğine kadar tüm toplumu etkilediğini belirten Işık, "Sonuç olarak, yeterli düzeyde gıda üretimi yapılmaması ve sağlıklı gıdaya erişimin zorlaşması bir halk sağlığı sorunudur. Protein ve vitamin açısından fakir bir diyetle beslediğimiz çocuklarımızdan dünya çapında başarılar bekleyemeyiz. Bu üretim düşüşü sadece çiftçiyi değil, esnafın cirosundan gıda güvenliğine kadar tüm toplumu ilgilendiren milli bir meseledir. Van'ın kaderi, bereketli topraklarının ve hayvan varlığının sürdürülebilirliğine bağlıdır. Aksi takdirde 2025 verileri, gelecekteki çok daha derin krizlerin sadece bir başlangıcı olacaktır," diye belirtti.




