Van, iklim değişikliğinin etkisiyle azalan kar yağışları ve düzensizleşen yağış rejimi nedeniyle 2026 yılı itibarıyla su kaynakları açısından hassas bir döneme girmiş bulunuyor. Kentin temel içme suyu kaynağı olan Bejingir’deki su seviyesinin önceki yıllara oranla önemli ölçüde azaldığı ve şebekedeki kayıp-kaçak oranının %50 seviyelerinde seyrettiği belirtiliyor.
Van Büyükşehir Belediyesi ve VASKİ’den gelen açıklamalarda; özellikle kış aylarında tesisatların donmasını engellemek amacıyla muslukların açık bırakılmasının mevcut su rezervleri üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekilerek, su yönetiminin sürdürülebilirliği adına tasarrufun önemi vurgulanıyor.
Mevcut tabloyla ilgili değerlendirmede bulunan ve kentin su geleceğine dair kritik öngörülerde bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu ise bölgedeki sıcaklık artışı ve buharlaşma oranlarındaki yükselişin yer altı su kaynaklarının beslenmesini güçleştirdiğini ifade ediyor.
Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin devamlılığı ile bölgesel ekonomik dengelerin korunması açısından suyun verimli kullanılmasının şart olduğunu belirten Alaeddinoğlu, çözüm yolu olarak bir "Havza Su Yönetim Merkezi" kurulmasını ve havzanın geleceğini kapsayan elli yıllık bir stratejik planlamanın hayata geçirilmesini öneriyor.
“Kar yerine yağmur riski”
Yağış şeklinin değişmesinin en büyük risk olduğunu ifade eden Van YYÜ Öğretim Üyesi Faruk Alaeddinoğlu, durumu şu sözlerle özetledi: "Yer altı su kaynaklarını besleyen asıl yağış şekli kar şeklindeki yağıştır. Ancak son yıllarda kar artık yağmur şeklinde düşüyor. Yağmur toprağa sızmıyor, eğim doğrultusunda akıp gidiyor. Bu da yer altı suyunu beslemiyor. Önümüzdeki yıllarda yer altı su seviyesi giderek düşecek. Kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan kaynaklar büyük ölçüde tükendiği için şehir içme suyu sorunu yaşayacak; bu kaçınılmaz bir şey".
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu
"2025'te yaşandığı gibi kurak dönem uzuyor"
Dünyadaki sıcaklık artışının havzada çok daha şiddetli hissedildiğini ve bölgenin hızla Akdeniz ikliminin etkisine girdiğini vurgulayan Alaeddinoğlu, "Dünyada ortalama sıcaklık 1,6 derece artarken havza, denizden yüksek olmasından dolayı sıcaklığı çok daha fazla hissediyor. Buharlaşma şiddeti geçmişe oranla üç kat arttı. Eskiden havzada yağışsız dönem bir ay iken, bugün bazı yıllar bu 3-4 aya kadar çıkabiliyor; örneğin 2025'te olduğu gibi. Artık haziran ortasından eylül sonuna kadar neredeyse hiç yağış kaydedilmiyor. Bu durum, su talebinin en yüksek olduğu yaz aylarında krizi katlayacaktır" diye konuştu.
"Güneydeki karstik sahalara yatırım yapılmalı"
Çözüm için özellikle Kavuşşahap Dağları'na ve Bejingir gibi stratejik noktalara dikkat çeken Alaeddinoğlu, "Güneydeki Kavuşşahap Dağları'nın belli noktaları karstik bir saha. Bu alana yatırım yaparak yer altına sızan su kaynaklarını yönetmemiz lazım. Başta Bejingir olmak üzere bu alanlardan gelen suyu depolarımıza aktaracak yatırımları şimdiden yapmalıyız. Aksi takdirde sadece su kesintilerinin haberlerini yapmaktan öteye gidemeyeceğiz" şeklinde konuştu.
"Su kayıp-kaçağı %50 seviyesinde"
Kentin mevcut su sistemindeki verimsizliğe de değinen Alaeddinoğlu, acil eylem planını şöyle sıraladı: "Van'da %50'ye varan su kayıp-kaçağı var. Yapmamız gereken ilk iş, bu kaçağı önleyecek taşıma sistemlerini revize etmektir. Ayrıca bir 'Havza Su Yönetim Merkezi' kurulmalıdır. Havzaya düşen yağışın ne kadarının toprağa sızdığını bilmiyoruz. Güncel verilerle önümüzdeki 50 yılı planlamalıyız. Halkımıza su zengini olmadığımızı, aksine su fakiri olduğumuzu anlatmak zorundayız".
"Tarım ve hayvancılık tehlikede"
Susuzluğun ekonomik ve sosyal bir yıkıma yol açabileceği uyarısında bulunan Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayalı. Kuraklık devam ederse otlaklar kuruyacak, yer altı suyu düştükçe toprağın nemi azalacak ve bitki örtüsü yetişemeyecek. Köylü üretim yapamazsa mecburen göç edecek. Gelecekte köylerin bugünkü halinden bile %50 daha fazla boşalacağını söylemek mümkündür. Van Gölü Havzası kapalı bir havzadır; dışarıdan su getiremeyiz. Elimizdeki suyu yönetmekten başka şansımız yok".




