Van’da yayın yapan Tutku Radyo, "Dört Duvar Ailesi" programıyla uzun süredir mahkûmlar ve aileleri arasında sarsılmaz bir bağ kuruyor. Her hafta gerçekleşen yayında, cezaevlerinden gelen mektuplar okunurken ailelerin sesli mesajları da parmaklıklar ardına ulaştırılıyor. Amerika’dan Avrupa’ya kadar geniş bir kitleye ulaşan radyo, Türkiye genelindeki cezaevlerinden gelen mektupları dev bir arşivde topladı.

Bu mektuplardaki şiirler, mahkûmlara moral sağlamak amacıyla "Dört Duvardan Tutku’ya" ismiyle kitap haline getirildi. Kapağında bir mahkûmun çizdiği "özgürlüğe uçan kuşlar" görseli bulunan kitap, geliri tamamen mahkûmlara aktarılmak üzere basılarak cezaevlerine ulaştırıldı.

"Dünyanın Dört Bir Yanından Mesajlar Alıyoruz"

Radyo yayıncılığının ötesine geçerek bir toplumsal hafıza oluşturduklarını belirten Tutku Radyo Müdürü M. Salih Geçken, "İlk yayınımızı başlattık. O zamanlar ilgi uyandırmak adına ilk haftanın mektuplarını kendimiz yazdık; ancak kısa süre sonra mektuplar gerçekten gelmeye başladı. Öyle ki bazı haftalar 150 mektup aldığımız oluyordu. O günden beri bu işi gönülden yapıyoruz. Bugün artık sadece yerel değil; Amerika, Kanada, İran ve Almanya gibi dünyanın dört bir yanından mesajlar alıyoruz," ifadelerini kullandı.

"Bizi Ailelerinden Biri Olarak Görüyorlar"

Hiçbir maddi menfaat gözetmediklerini vurgulayan Geçken, "Kar, kış, sıcak, soğuk demeden her pazar onlara seslendik ve bundan büyük bir haz alıyoruz. Onlara gerçekten çok değer veriyoruz; bazen sitem işitsek de hiç pes etmedik ve onları asla kırmadık. Mektuplar genellikle özlem ve pişmanlık temalı oluyor. Beni en çok, babasıyla beraber aynı araçta bulunan ve uyuşturucudan haberi olmadığı hâlde ceza alan bir çocuğun, annesine duyduğu özlem etkilemişti. Her hafta aldığımız yüzlerce mektubun hepsi birer şiir tadında ve çok özel. Onlarla ve aileleriyle artık güçlü bir empati kuruyoruz; bizi ailelerinden biri olarak görüyorlar," diye konuştu.

"Şiirle Kurulan Köprü"

Pandemi döneminde açık görüşlerin yapılamaması üzerine mahkûmları motive etmek amacıyla bir proje başlattıklarını belirten Geçken, "86 mahkûmun şiirini 'Dört Duvardan Tutkuya' isimli kitapta topladık. Bu kitabın tüm geliri mahkûmlara gidiyor; biz bunu bir kazanç kapısı olarak görmüyoruz. Suçun üretildiği yer toplumdur; suçluyu dışlamak yerine kendimizi de eleştirme cesaretimiz olmalı. Asıl suçlunun, aileden başlayarak toplumun yapısı olduğunu görmeliyiz. Bu program toplumun içinden doğdu ve devam ediyor," dedi.

"Sen Yayına Başladın, Odamız Isınmaya Başladı"

2008 yılında radyoculuğa adım atan ve 2014 yılında mahkûm programını devralan Program Sunucusu ve Halkla İlişkiler Müdürü Çiğdem Batmaz, süreci şu sözlerle özetledi: "Bizi o kadar çok benimsediler ki kardeşleri ya da ablaları gibi gördüler. Bu program formatını başka radyolar da denedi ancak o samimi hissiyatı yakalayamadılar. Hatta 2015-2016 yıllarında Cezaevi Okuma Komisyonu, bu kadar çok mektubun kime gittiğini merak ederek bizi radyoda ziyaret etti. İşledikleri suç ne olursa olsun, bu insanların da duyguları var; üzülüyorlar, ağlıyorlar ve pişmanlık duyuyorlar."

"Pişmanlığı Varsa Bizim İçin Masumdur"

Toplumdaki "kötü insan" algısına farklı bir pencereden bakan Batmaz, "WhatsApp hattımızdan 'Aç mısın, yemek getirelim mi?' diye soranların nezaketi bizi mahcup ediyor. Ben yasalardaki cezadan ziyade kalpteki vicdanın ve pişmanlığın daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bir hata yapmış olabilir ama pişmanlığı varsa bizim için masumdur. Bir mahkûmun çocuklarını, babalarının doğum gününde radyoya davet edip pasta kestim. Bir mahkûmun, 'Sen programa başladın, odamız ısınmaya başladı' demesi beni derinden etkilemişti. İşte bu derin yaşanmışlıkları, pişmanlıkları ve dört duvar arasındaki o saklı dünyayı kaleme aldığım, mahkûmlar üzerine hazırladığım kitabım şu anda basıldı," şeklinde konuştu.

Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
Erciş Belediyesi muhtarlarla mahallelerin sorunlarını masaya yatırdı
İçeriği Görüntüle

Muhabir: SEMİH SARMA