Türkiye’nin son 55 yılın en sıcak dönemini yaşaması, özellikle kapalı havzalarda buharlaşmayı dramatik biçimde artırarak su kaynaklarını kritik seviyeye çekti. Ülkenin en büyük gölü olan Van Gölü de bu süreçten en fazla etkilenen alanların başında geliyor. Önceki yıllarda 900–1200 milimetre civarında seyreden yıllık buharlaşma miktarı, bu yıl olağanüstü sıcaklıklar nedeniyle 2 bin milimetrenin üzerine çıktı.
Yağışların azalması ve kuraklığın derinleşmesiyle birlikte artan buharlaşma, gölde ciddi su kaybına yol açtı; bazı kıyı bölgelerinde metrelerce çekilme meydana gelirken, normalde su altında bulunan mikrobiyalitlerin büyük bölümü yüzeye çıkarak görünür hale geldi. Bu tablo, Van Gölü havzasındaki kuraklığın boyutlarını gözler önüne serdi.
Van ve çevresinde son dönemlerde kısa süreli yağışlar görülse de bu yağışlar uzun vadeli su açığını kapatmaya yetmiyor. Bölgeyi besleyen akarsuların debisi yıl yıl düşerken, yeraltı su seviyeleri de alarm veriyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nden Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü’nün son yıllarda ciddi ölçüde çekildiğine ve kıyı şeritlerinde gözle görünür daralmalar yaşandığına dikkat çekiyor.

İklim değişikliği ve Van’da kuraklığın sebepleri
Van’daki kuraklığın temel nedenlerinden birinin küresel iklim değişikliği olduğunu belirten Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, “Dünya genelinde sıcaklıklar yaklaşık 1,6 derece arttı. Önümüzdeki yıllarda bu artış devam edecek. Van havzasında da sıcaklıklar yükseliyor, bu da yağış miktarını ve şeklini değiştiriyor,” dedi.
Su döngüsünde bozulma ve Van gölüne etkisi
Van Gölü havzasındaki su döngüsünün ciddi şekilde bozulduğuna değinen Alaeddinoğlu, “Geçmişte kar şeklinde düşen yağışlar toprağa sızarak yeraltı sularını besliyordu. Şimdi ise yağışlar büyük ölçüde yağmur şeklinde ve yoğun bir döneme sıkışıyor. Toprağa sızmadığı için yeraltı suları beslenmiyor ve Van Gölü’nü besleyen kaynaklar azalıyor,” ifadelerini kullandı.,
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Coğrafya Bölümü-Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu
Tarım ve balıkçılık tehdidi
Havzadaki tarım ve balıkçılık faaliyetlerinin kuraklıktan doğrudan etkilendiğini belirten Alaeddinoğlu, “Havzada tarımla uğraşan insanlar, yaz aylarında bitkilerin en çok suya ihtiyaç duyduğu dönemde akarsular yeterince su taşımadığı için ürünlerini sulamakta zorlanıyor. Van Gölü’nde balıkçılıkla geçinen aileler de gölü besleyen akarsuların azalması nedeniyle balık popülasyonunun düşmesiyle karşı karşıya,” sözleriyle devam etti.
“Göl seviyesi düştükçe sulak alanlar ve sazlıklar ortadan kalkıyor”
Kuraklığın yalnızca insanları değil, bölgedeki tüm ekosistemi etkilediğini vurgulayan Alaeddinoğlu, “Göl seviyesi düştükçe sulak alanlar ve sazlıklar ortadan kalkıyor. Bu durum, göldeki balıkların göçünü ve üremesini olumsuz etkiliyor. Ekosistemdeki denge bozuluyor ve tüm canlılar bundan zarar görüyor,” dedi.
Van Gölü havzasının su yönetiminin acilen bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Alaeddinoğlu, “Su yönetimi sadece içme ve kullanma suyunu değil, tarım, sanayi ve ekosistemi de kapsamalı. Bilimsel veriler ışığında sürdürülebilir bir yönetim uygulanmazsa, insanlar ve doğadaki tüm canlılar ciddi su sorunuyla karşı karşıya kalacak,” ifadelerini kullandı.





