Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tarımsal üretimde modern makineler daha fazla tercih edilmeye başladı. Bu değişim, geçmişte kırsal yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer alan birçok el aletinin kullanımını azaltırken, bu alanda sürdürülen geleneksel zanaatları da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
1985 yılından bu yana aynı iş yerinde esnaflık yapan Abdulvehap Karayel, uzun yıllardır nalbur ve hırdavat sektöründe faaliyet gösteriyor. Geçmişte soba imalatı da yapan Karayel, hem tırpan satışındaki düşüşe hem de usta-çırak ilişkisinin zayıflamasıyla kaybolmaya yüz tutan mesleklere dikkat çekti.
“Makine giremeyen yerde tırpan hâlâ kullanılıyor”
Tırpan satışlarının geçmişe göre ciddi oranda düştüğünü ifade eden Karayel, bu geleneksel tarım aletinin tamamen ortadan kalkmasının mümkün olmadığını söyledi.
Karayel, “Yurttaş ihtiyacına göre tırpan alıyor. Kimi küçük bahçesinde, kimi yazlığında kullanıyor. Kimi de traktörün veya iş makinelerinin giremediği engebeli alanları temizlemek için tercih ediyor. Makineleşme tırpan satışını düşürdü ama tırpan tamamen bitmez. Çünkü dağlık, tepelik ve çukur alanlarda hâlâ bu alete ihtiyaç duyuluyor” dedi.

“Kalite çeliğinde saklı”
Piyasada birçok tırpan çeşidinin bulunduğunu belirten Karayel, yerli üretimlerin yanı sıra yabancı tırpanların da tercih edildiğini söyledi. Yerli üretimde Güneş ve Kartal markalarının öne çıktığını aktaran Karayel, yabancı tırpanlar arasında ise Koca Mahmut, Şembil, Şahinşah ve Şeytanok gibi çeşitlerin bulunduğunu ifade etti.

Karayel, “Halk en çok Güneş marka yerli tırpan ile Koca Mahmut’u tercih ediyor. Koca Mahmut’un kökeni Çeçenistan’a dayanıyor. Daha sonra patentinin Avusturya’ya geçtiği biliniyor. İran sınırından getirildiği için halk arasında ‘İran tırpanı’ ya da ‘Şembil’ olarak da adlandırılıyor. Tırpanda en önemli unsur çeliğin kaliteli ve ince olmasıdır. Çelik ne kadar ince olursa otu kesmede o kadar etkili olur” diye konuştu.
“Eskisi gibi usta kalmadı”
Geçmişte köylerde tırpan döven ustaların yaygın olduğunu belirten Karayel, bugün bu işi bilenlerin çok azaldığını söyledi. Usta-çırak ilişkisinin zayıflamasının birçok geleneksel mesleği olumsuz etkilediğini vurgulayan Karayel, “Eskiden her köyde, her mahallede tırpan döven birkaç usta bulunurdu. Tırpanlar çekiç ve örslerle dövülerek keskinleştirilirdi. Bugün bu ustalar neredeyse kalmadı. Biz de kendi imkânlarımızla bileme taşı ve çarkla tırpanların ağzını açıp vatandaşa sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan fiyatlara da değinen Karayel, yerli tırpanların işçilikle birlikte yaklaşık 1.000 TL’yi bulduğunu, yabancı tırpanların ise 3.000 TL civarında satıldığını söyledi.
“Üretim sayısı 50 binden 5 bine düştü”
Makineleşmenin yalnızca satışları değil üretimi de etkilediğini belirten Karayel, geçmişte çok daha fazla üretilen tırpanların bugün sınırlı sayıda üretildiğini söyledi. Karayel, “Eskiden fabrikalar yılda 50 bin adet tırpan üretirken bugün bu sayı 5 binlere kadar düştü. Tırpancılıkta da sobacılıkta da aynı değişimi görüyoruz. Teknoloji ilerledikçe eski mesleklerin alanı daralıyor. Bu durum üreticiden satıcıya kadar herkesi etkiliyor. Yine de bu zanaat henüz tamamen yok olmuş değil” dedi.

“Makineleşme imece kültürünü de zayıflattı”
Teknolojik dönüşümün kırsaldaki sosyal yaşamı da etkilediğini dile getiren Karayel, geçmişte yaygın olan imece geleneğinin büyük ölçüde azaldığını belirtti. Karayel, “Eskiden köylüler birbirine yardım ederdi. Birinin bahçesinde ürün erken yetiştiğinde herkes toplanıp yardıma giderdi. Sonra o kişi de başkasının buğdayına, otuna destek olurdu. Böyle güzel bir dayanışma vardı. Makineleşme bu kültürü yüzde 90 oranında bitirdi. Yine de az da olsa bazı yerlerde bu gelenek sürüyor” diye konuştu.

“Gençler toprağından uzaklaşıyor”
Kırsaldaki genç nüfusun geçim sıkıntısı nedeniyle büyük kentlere gitmek zorunda kaldığını ifade eden Karayel, usta-çırak kültürünün erken yaşta başlaması gerektiğini söyledi.
Karayel, “Gençler il dışına, inşaatlarda çalışmaya gidiyor. Kendi toprağını ve bahçesini bırakmak zorunda kalıyorlar. Okuyan genç üniversiteyi bitirdiğinde 20’li yaşlara geliyor. Bu yaştan sonra köye dönüp ne yapacak? Ben ilkokuldan sonra sobacılığa başladım. Çırak oldum, kalfa oldum, usta oldum ve iş yeri sahibi oldum. Kendi oğlum da yıllarca okudu, mesleğine umut bağladı ama atanamayınca boşta kaldı. Şimdi birlikte çalışarak geçimimizi sağlıyoruz” dedi.





