Van’da Bedesten Çarşısı, yaklaşık bir buçuk yıl önce açılarak kentin tarihsel çarşı kültürünü canlandırmayı amaçladı. Selçuklular döneminden başlayıp Osmanlı’da gelişen bedesten geleneği, Anadolu’nun pek çok kentinde olduğu gibi Van’da da önemli bir ticaret ve zanaat merkezi olarak biliniyordu. Kentte geçmişte var olan bedesten yapılarının izlerini taşıyan bu yeni çarşı, geleneksel esnaf kültürünü yeniden ayağa kaldırmak için kuruldu. Açılış sürecinde binlerce başvuru içinden yalnızca 10 esnafın seçilmesi, buraya verilen önemi de ortaya koydu. Bugün çarşı, geleneksel üretim yapan zanaatkârları bir araya getiren bir merkez niteliği taşıyor.
Bedesten’in taş yapısı ve tarihsel dokusu, yerli ve yabancı turistlere geçmişle bağ kurma imkânı sunarken, burada çalışan zanaatkârlar hem üretimi sürdürüyor hem de Van’ın kültürel hafızasını yaşatıyor. Ancak ekonomik koşullar, malzeme fiyatları, düşük turist yoğunluğu gibi nedenler esnafın günlük faaliyetlerini zorlaştırıyor.

Geleneksel sabunculuk faaliyeti
Sabun üretiminde aile mirasını sürdürdüğünü anlatan Murat Sait Yaşar, “Bedestan çarşı demek Selçuklulardan kalma bir gelenek. Osmanlı’da da devam etmiş. Buraya 6.000 kişi müracaat etti, 10 kişi seçildi; onlardan biri de biziz. Bizim burada yaptığımız şey sabun üretip satmak. Dedemden kalma Osmanlıca evraklar var; hangi yağ neye yarar, hangisi hangisiyle karışırsa ne etki eder hepsi yazıyor. Çok önemli bilgiler,” dedi.
Murat Sait Yaşar
Doğal yağlarla üretilen sabunlar
Yaşar, ürettikleri sabunların içeriğini ve talebi de değerlendirerek, “Biz genelde zeytinyağı bazlı sabun yapıyoruz ve farklı yağlarla destekliyoruz. Cilt sabunlarımız çok satılıyor, saç dökülmesine karşı sabun da yapıyoruz. Alan müşteri tekrar geliyor,” ifadelerini kullandı.
“Bedesten esnafı zor durumda”
Yaklaşık 30–35 yıllık dokumacılık deneyimiyle Bedesten’e 6–7 ay önce geldiklerini belirten kilim ustası Necat Toprak, “Bedesten henüz yeni bir çarşı ama esnaf zor durumda. Kış sezonunda turist yok denecek kadar az, sadece İranlı geliyor ama onların da kilim satın almadıkları için bize pek katkısı olmuyor,” dedi.
Necat Toprak
Dokuma maliyetlerinin artışı
Toprak, maliyet baskısının üretimi durma noktasına getirdiğini vurgulayarak, “El dokuma kilim maliyetleri satış fiyatlarının çok üstüne çıkmış durumda. İki ayda dokunan bir kilimi 10–12 bin liraya satıyorsun ama maliyeti 70–80 bin lirayı geçiyor. Bu nedenle dokuma faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldık,” şeklinde konuştu.
Urartu’dan Selçuklu’ya uzanan motif geleneği
Gümüş işlemeciliğini yaşatmak için çalıştığını belirten Selma Uçar, “Bedesten çarşısı yaklaşık bir buçuk yıl olacak açılalı. Biz burada unutulmaya yüz tutmuş gümüş sanatını icra ediyoruz. Ustamız Kültür Bakanlığı Devlet Sanatçısı Sadık Binici. Yaklaşık 18 yıldır bu işi yapıyorum. Üretim 23–24 aşamadan geçiyor, meşakkatli ama ortaya çıkan ürünler ilgi görüyor,” ifadelerini kullandı.
Selma Uçar
El işçiliğinde yoğun emek
Zanaatın tasarım çeşitliliğine değinen Uçar, “Urartu, Osmanlı, Selçuklu motifleri kullanıyoruz. Küpe, kolye, bilezik, tespih gibi birçok ürün tasarlıyoruz. Her yaş grubundan talep var, bir gelen bir daha geliyor,” dedi.





