Van’da unutulmaya yüz tutan dokuma geleneği, Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde yeniden hayat buluyor. Bölgeye özgü Norduz koyunundan elde edilen ve çoğu zaman değerlendirilmeyerek çöpe atılan yünler, usta öğreticilerin emeğiyle geleneksel halı ve kilimlere dönüşüyor. Doğal boyalarla renklendirilen yünler, Van’ın asırlık motiflerini geleceğe taşıyan kültürel mirasın en önemli unsurlarından biri haline geliyor.
Enstitüde görev yapan 18 usta öğretici, Ertoşi aşireti halısından Lüleper kilimine kadar Van’a özgü birçok geleneksel deseni aslına uygun şekilde dokuyor. Annelerinden öğrendikleri mesleği sürdüren ustalar, yeni kursiyerler yetiştirerek bu kadim zanaatın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlıyor.

Anneden kalan mirası yaşatıyorlar
Usta öğretici Nurten Babat, kilim dokumayı annesinden öğrendiğini belirterek yaklaşık 20 yıldır bu sanatı sürdürdüğünü söyledi. Enstitüde ipliklerin tamamen kendi imkânlarıyla hazırlandığını anlatan Babat, yünlerin doğal boyalarla renklendirildiğini ve hem geleneksel motifleri hem de özgün tasarımları dokuduklarını ifade etti.

Kilimlerin büyüklüğüne göre 25 gün ile 1,5 ay arasında tamamlandığını, halıların ise çok daha uzun sürede dokunduğunu belirten Babat, “Ortaya güzel bir eser çıktığında bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Bu kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasını istiyoruz.” dedi.

Her motif bir hikâye anlatıyor
Usta öğretici Sinem Bilban ise Van’ın zengin motif geleneğinin yalnızca estetik değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı da yansıttığını dile getirdi. Bilban, şu anda yalnızca Doğu Anadolu’da yetişen bir çiçekten adını alan Lüleper kilimini dokuduğunu belirterek, “Küpe motifi genç kızların evlilik isteklerini ailelerine dolaylı yoldan anlatmasını simgelerken, beştaş motifi düzen ve dengeyi ifade ediyor. Her motifin ayrı bir hikâyesi var.” diye konuştu. Enstitüde halı, kilim ve kumaş dokuduklarını aktaran Bilban, kumaş üretiminden arta kalan iplikleri de geri dönüştürerek yeniden değerlendirdiklerini söyledi.

Asırlık desenler yeniden hayat buluyor
Usta öğretici Ayşe Koşut da AR-GE ekiplerinin saha çalışmalarında ulaştığı tarihi desenlerin birebir aynı tekniklerle yeniden dokunduğunu anlattı.
Norduz koyununun yünlerinin eğrilerek ip haline getirildiğini ifade eden Koşut, “Şu anda Ertoşi aşireti halısını dokuyoruz. Geçmişimizi, kültürümüzü ve nenelerimizin bizlere bıraktığı mirası tezgâhlarda yaşatıyoruz.” dedi.

“Yünü çöpe atmayın”
Usta öğretici Güler Durman ise günümüzde birçok kişinin yünleri çöpe attığını belirterek bunun büyük bir kayıp olduğunu söyledi. Eskiden bölge ekonomisinin önemli gelir kaynaklarından biri olan yünün bugün hak ettiği değeri görmediğini ifade eden Durman, “Norduz koyunundan elde ettiğimiz yünleri kendimiz temizliyor, tarıyor, eğiriyor ve iplik haline getiriyoruz. Bazı ürünlerde hiç boya kullanmıyoruz. Kahverengi tonlarını ise ceviz kabuğuyla elde ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yünün hazırlanmasının yaklaşık 10 gün sürdüğünü dile getiren Durman, hem sağlık açısından faydalı hem de tamamen doğal olan bu malzemenin yeniden değer görmesi gerektiğini belirterek özellikle gençleri bu geleneksel sanata sahip çıkmaya davet etti.





