Son günlerde bilim insanlarının gündeme getirdiği yaklaşık 250 kilometre uzunluğundaki fay sistemi, Van’da deprem riskine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, Doğu Anadolu’nun aktif tektonik kuşağında yer alan kentte deprem gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtirken, yapı güvenliği ve kentsel planlama konularında daha dikkatli adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor.

2011 yılında yaşanan büyük deprem sonrası kentte önemli bir yeniden yapılanma süreci yaşansa da, uzmanlar Van’daki tüm yapı stokunun güvenli olduğunu söylemenin mümkün olmadığını ifade ediyor. Özellikle eski yapıların bulunduğu bölgelerde detaylı risk tespiti çalışmalarının yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnşaat Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Yakup Ebiri, Van’ın deprem tehlikesi yüksek iller arasında yer aldığını belirtti.
“Van aktif deprem kuşağında”
Van’ın Doğu Anadolu’nun aktif tektonik kuşağı üzerinde bulunduğuna dikkat çeken Yakup Ebiri, “Van ili, Doğu Anadolu’nun aktif tektonik kuşağı üzerinde yer alan ve deprem tehlikesi yüksek olan illerden biridir. Özellikle 2011 Van Depremi, kentin deprem gerçeğini çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Son günlerde bilim insanları tarafından gündeme getirilen yaklaşık 250 kilometre uzunluğundaki fay sistemi, bölgedeki tektonik hareketliliğin devam ettiğini ve deprem tehlikesinin sürdüğünü göstermektedir,” dedi.

Bu tür fay sistemlerinin varlığının tek başına kısa vadede büyük bir deprem olacağı anlamına gelmediğini belirten Ebiri, “Bu tür fay sistemlerinin varlığı tek başına kısa vadede büyük bir depremin kesin olarak gerçekleşeceği anlamına gelmez; ancak bölgenin sismik açıdan aktif olduğunu ve her zaman hazırlıklı olunması gerektiğini ortaya koyar,” ifadelerini kullandı.
“Yeni binalar daha güvenli ancak eski yapı stoku risk taşıyor”
Kentte yeni yapılan yapıların büyük bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun şekilde projelendirildiğini ifade eden Ebiri, “Van’daki yapı stokuna bakıldığında, özellikle son yıllarda yapılan binaların büyük bir kısmının güncel deprem yönetmeliklerine uygun olarak projelendirildiği ve mühendislik hizmeti aldığı görülmektedir. Bu durum yeni yapıların deprem güvenliği açısından daha olumlu bir tablo ortaya koymaktadır,” dedi.

Ancak eski yapıların önemli bir kısmının güncel yönetmelik kriterlerini karşılamayabileceğine dikkat çeken Ebiri, “Kent genelinde 2000 yılı öncesinde yapılmış ve mühendislik hizmeti sınırlı olan çok sayıda yapı da bulunmaktadır. Bu yapıların önemli bir kısmı güncel deprem yönetmeliklerinin öngördüğü performans kriterlerini karşılamayabilir,” şeklinde konuştu.
“Eski binaların tamamı yıkıldı söylemi gerçeği yansıtmıyor”
Kamuoyunda sık sık dile getirilen eski binaların tamamen yıkıldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını belirten Ebiri, “2011 Van Depremi sonrasında kentte önemli bir yeniden yapılanma süreci yaşanmış olsa da hasar gören yapıların tamamı yıkılmamış ve bir kısmı çeşitli güçlendirmeler ya da onarımlar sonrası kullanılmaya devam etmiştir,” dedi.
Bazı yapılarda ise hasar görmesine rağmen yeterli teknik değerlendirme yapılmadan kullanımın sürdüğüne yönelik gözlemler bulunduğunu belirten Ebiri, “Bu nedenle Van’daki yapı stokunun tamamının güvenli olduğu yönünde bir değerlendirme yapmak mümkün değildir,” ifadelerini kullandı.

Yurttaşlar binalarındaki riskleri nasıl anlayabilir?
Bir binanın deprem güvenliğinin dışarıdan bakılarak kesin olarak anlaşılmasının mümkün olmadığını belirten Ebiri, “Kolon ve kirişlerde geniş çatlakların bulunması, beton dökülmeleri, donatıların görünür hale gelmesi, zemin katta dükkân açmak amacıyla kolonların kaldırılması ya da zayıflatılması ve binada belirgin eğilme veya oturma belirtileri dikkatle değerlendirilmesi gereken durumlardır,” dedi.
En doğru yöntemin teknik inceleme olduğunu belirten Ebiri, “En doğru yöntem, yetkili mühendisler tarafından yapılacak teknik inceleme ve performans analizidir. Bu tür incelemeler binanın deprem güvenliği hakkında bilimsel ve güvenilir sonuçlar ortaya koyar,” ifadelerini kullandı.

Deprem için hazırlık çağrısı
Deprem riskinin azaltılmasının afet gerçekleşmeden önce yapılacak hazırlıklara bağlı olduğunu ifade eden Ebiri, “Kent genelinde riskli yapı envanterinin çıkarılması, hasarlı veya riskli yapıların tespit edilmesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının bilimsel planlama doğrultusunda yürütülmesi ve toplumun deprem konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır,” dedi.
Yurttaşlara da çağrıda bulunan Ebiri, “Oturdukları binalar için risk tespiti yaptırmaları, ev içinde deprem güvenliği önlemleri almaları, acil durum çantası hazırlamaları ve aile afet planı oluşturmaları önemli adımlar olacaktır,” ifadelerini kullandı.




