AP’nin yıllar sonra yaptığı Tahran ziyareti, İran’da kadınların kamusal alandaki görünürlüğünde sessiz ama köklü bir dönüşümün yaşandığını ortaya koyuyor. Van sınırına kadar yansıyan bu değişim, bölgedeki kadınların özgürlük arayışını ve cesaretini yeniden gündeme taşıyor.
ABD merkezli Associated Press’in gözlemlerine göre, artık Tahran’da “ahlak polisi” korkusu eskisi gibi hissedilmiyor; kadınların başörtüsüz biçimde sokaklarda dolaşması ise bir direniş biçimi olmaktan çıkıp “yeni normal” haline gelmiş durumda.
‘Bir zamanlar imkânsız denilen’ görüntüler artık günlük yaşamın parçası
Tahran’ın kuzeyindeki hareketli caddelerde ve Veliasr’da kadınlar, saçlarını örtmeden özgürce yürüyebiliyor. Birkaç yıl önce “hayal bile edilemez” kabul edilen bu tabloyu, Washington Enstitüsü araştırmacısı Holly Dagres şu sözlerle anlatıyor:
“1999 yılında İran’dayken saçınızın bir telinin görünmesi bile gözaltı sebebiydi. Bugünkü manzara inanılmaz.”
Sokaklarda özgürlük, ekonomide derin bir karanlık
AP muhabirinin izlenimlerine göre, okuldan çıkan genç kızlar başörtülerini çıkarttıklarında polis müdahale etmiyor. Çarşılarda, pazarlarda ve hatta muhafazakâr mahallelerde bile başı açık kadınlar artık sıradan bir görüntü.
Ancak bu özgürleşme havasının yanında İran halkı, ağır bir ekonomik fırtınanın içinde yaşıyor. Elektrik kesintileri, su krizi ve tarihî seviyelere gerileyen para birimi nedeniyle yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor. Bir yandan özgürlük nefesi genişlerken, diğer yandan ekonomik buhran ve yaklaşan savaş ihtimali toplumu ciddi bir belirsizliğe sürüklüyor.
Pezeşkiyan’ın yumuşak mesajı ve halkın güvensizliği
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın “İnsanların seçme hakkı vardır” sözleri, devlet dilindeki tonun yumuşadığını gösterse de anketler halkın kurumsal güveninin giderek azaldığını ortaya koyuyor.
AP’nin değerlendirmesine göre, İranlı kadınların üzerindeki ahlak polisi baskısı zayıflamış olsa da, insanların üzerine yeni bir gölge çökmüş durumda: Yaptırımların derinleştirdiği yoksulluk ve savaş korkusu.
Van sınırına kadar uzanan bu değişim hikâyesi, bölgedeki kadınların da hissettiği ortak bir gerçeği büyütüyor:
Baskı dönemleri geçse bile özgürlük sesi sınır tanımıyor.




