Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyon ve gelir adaletsizliğiyle sarsıldığı 2025 yılı, Van gibi yerel ekonomisi hassas olan kentlerde çok daha derin yaralar açtı. Yatırım iştahının azaldığı, işsizliğin ve yoksulluğun tırmandığı bu süreci değerlendiren Van Girişimci İş İnsanları Derneği (VANGİAD) Başkanı Kadri Salaz, Van’ın sosyoekonomik sıralamada son sıraya gerilemesinin alarm verdiğini ifade etti. Salaz, ekonomik darboğazdan çıkış için sadece mali politikaların değil, siyasi ve hukuki adımların da atılması gerektiğini savundu.
"Van 81. sıraya kadar geriledi"
2025 yılının ekonomik açıdan bir yıkım yılı olduğunu ifade eden Kadri Salaz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hem ilimizin hem de ülkemizin ekonomik olarak son derece kötü bir dönemden geçtiğini ifade etmek isterim. 2025 yılı, ekonomik göstergelerde dibe vurduğumuz bir yıl oldu. Daha önce Türkiye genelinde 76-77. sıralarda yer alan Van, geçtiğimiz yıl 81. sıraya kadar geriledi. Bu durum sadece ekonomik değil; sosyal, kültürel ve birçok alanda olumsuz bir yapının oluştuğunu gösteriyor."
"Güvenlik harcamaları enflasyonu besliyor"
Ekonomik krizin temel nedenlerinden birinin bölgedeki harcama tercihleri olduğunu savunan Salaz, "Ülke ekonomisinin kötü yönetilmesi ve bölgemizdeki gereksiz, abartılı güvenlik harcamaları bu olumsuz tabloya ciddi katkı sunuyor. Suriye sınırından Ermenistan sınırına kadar büyük paralar harcanarak duvarlar örülüyor. Bu harcamalar devam ettiği sürece enflasyon düşmüyor, hayat pahalılığı bitmiyor. Asgari ücret artmıyor, emekli maaşları yetersiz kalıyor. Bugün halkın yüzde 70-80’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor," dedi.
"Fiziki yatırımlar görsel olarak iyi ancak ekonomik katkısı sınırlı"
Van’da yürütülen belediye ve altyapı çalışmalarına da değinen Salaz, kentsel düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını belirtti: "Çevre yolunun ve sahil yolunun bitmesi, kısmen trafiğe açılması, şehir içindeki kavşak ve düzenlemeler görsel ve ulaşım açısından olumlu gelişmelerdir. Bununla birlikte bu çalışmaların ekonomik katkısı sınırlı kalmaktadır. Bunun dışında, şehrin merkezinin doğrudan yararlanabileceği, ekonomik getirisi yüksek bir çalışma ne yazık ki göremiyoruz."
"Hukukun olmadığı yerde kalkınma olmaz"
2026 yılına dair beklentilerini barış ve hukuk ekseninde açıklayan Salaz, sözlerini şöyle tamamladı: "En büyük beklentimiz, içinde bulunduğumuz barış sürecinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasal zemine oturtulması ve anayasal düzenlemelerle hızlandırılmasıdır. Ülkenin artık bu kaos ortamından çıkması gerekiyor. Türkiye’de hukukun üstünlüğü kesinlikle egemen kılınmalı, insan hakları ihlalleri sona ermeli. Bu sağlanırsa hem yerli hem de yabancı sermayenin ülkeden kaçışı önlenir. Hukukun olmadığı yerde ekonomik kalkınma da olmaz, sosyal kalkınma da olmaz. Tüm hakların anayasa ile güvence altına alınması şarttır."




