Van Gölü'nde yaşanan su seviyesi düşüşü, Gevaş, Adilcevaz ve Erciş kıyılarında mikrobiyalit oluşumunda etkili olan daha az tuzlu su altı pınarlarını gözle görülür hale getirdi. Ancak uzmanlar, bu durumun yeni bir kaynak değil, aksine mevcut kaynakların tükenme riskini işaret ettiğini belirtiyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Feray Gökdere, bölgedeki su kaynaklarının ciddi tehdit altında olduğunu vurguladı.
"Mevcut kaynakların tükenme riski büyüyor"
Dr. Gökdere, iklim değişikliği ve insan etkileri yüzünden Van Gölü'nü besleyen tatlı su kaynaklarının tehlike altında olduğunu belirtti. Yağış ile buharlaşma arasındaki dengesizliğe dikkat çeken Gökdere, şunları kaydetti:
"Yağış miktarındaki azalma ve buharlaşmanın artması nedeniyle gölün su seviyesi hızla düşüş göstermeye başlamıştır. Bu düşüş sonucu eski su altı pınarları görünür olsa da bu yeni bir kaynak değil, aksine mevcut kaynakların tükenme riskini göstermektedir."
Gölü besleyen ana kaynakların başlıca akarsular, mevsimsel geçici dereler ve göl altındaki tatlı su çıkışları olduğunu hatırlatan Gökdere, Van Gölü'nün oluşumunda tektonizma ve volkanizma sonucu oluşan çukurluğa akarsuların su boşaltmasının etkili olduğunu söyledi.
Öğretim Üyesi Ayşegül Feray Gökdere
Su altı pınarları ve Van balığı tehdidi
Gökdere, gölü ikincil olarak besleyen su altı pınarlarının özellikle Gevaş-İnköy, Adilcevaz, Edremit ve Erciş gibi sığ kıyı alanlarında gözlemlenebildiğini ifade etti. Bu pınarların, 90’lı yıllarda Alman bilim insanları tarafından haritalanan mikrobiyalitlerin oluşumunda etkin rol oynadığını belirten Gökdere:
"Kıyı şeridindeki mevcut su altı pınarları gözle görünmeye başlamıştır. Bunların ekolojik bir etkisi gözlenmemiştir çünkü bunlar zaten gölü besleyen su altı pınarlarıdır. Yeni bir kaynak söz konusu değildir."
İklim değişikliğinin en sert etkilerinden birinin kuraklık olduğunu dile getiren Gökdere, bu durumu sadece yaz sıcaklığı veya bahar yağışlarının azalması olarak değil, göl için hayati öneme sahip kış mevsiminde kar yağışlarının azalması şeklinde de algılamak gerektiğini söyledi. Azalan kar yağışları ve artan yaz sıcaklıkları, balıkların ürediği derelerdeki su miktarını düşürerek Van balığının neslinin devamını tehlikeyle karşı karşıya bırakmaktadır.
"Bilinçsiz kullanım tehdidi büyütüyor"
Dr. Gökdere, kuraklık ve insan etkilerinin Van Gölü üzerindeki yıkıcı etkilerini şöyle özetledi:
"İklim değişikliğinin uzun süren kuraklık periyotlarını beraberinde getirmesi, bölgede yağış miktarının azalmasına ve bu azalma da gölü besleyen akarsular ile su altı pınarlarının su seviyelerinin düşmesine neden olmakta. Ayrıca, bilinçsiz yapılan tarım faaliyetleri ve su kaynaklarının kontrolsüz kullanımı, yer altı su seviyelerinin hızla düşmesine yol açıyor."
Gökdere, bu tehditlerin temiz suya erişim ve tarımsal üretim gibi hayati ihtiyaçları karşılamada büyük riskler oluşturduğunun altını çizerek uyarısını tamamladı.





