Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, son yıllarda artan su çekilmesi ve kirlilik sorunlarıyla ciddi bir çevresel tehdit altında.
Kapalı havza özelliği nedeniyle kirleticilerin seyrelme süresinin uzun olması, göldeki su kalitesini ve ekosistemi olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, bu durumun devam etmesi halinde gölün ekolojik dengesinin geri dönülmez biçimde bozulabileceğine dikkat çekiyor.
Van Gölü’ndeki çevresel risklere karşı harekete geçen Van Gölü Aktivistleri Derneği, gölün korunması için “bilimsel ve sürdürülebilir bir yol haritası” oluşturulması çağrısında bulundu.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, gölün mevcut durumunun endişe verici boyutlara ulaştığı vurgulandı.
Van Gölü Aktivistleri, sadece kısa vadeli temizlik çalışmalarıyla değil, uzun vadeli ekolojik planlama, denetim ve arıtma yatırımlarıyla sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, yerel yönetimlerden sivil topluma, üniversitelerden vatandaşlara kadar herkesin bu sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekilerek, “Van Gölü yalnızca Van’ın değil, tüm insanlığın ortak mirasıdır. Onu korumak hepimizin sorumluluğudur.” ifadeleri yer aldı.
“Dip Çamuru Temizliği Önemli Ancak Kalıcı Çözüm Değil”
Vanbölgegazetesi’nin haberine göre Dernek açıklamasında, gölün korunması amacıyla yürütülen dip çamuru temizliği çalışmalarının büyük maliyetlerle sürdürüldüğü ve bu çalışmaların önemli bir başlangıç olduğu vurgulandı.
“Van Büyükşehir Belediyemiz ile Tatvan Belediyemiz tarafından yürütülen bu çalışmalar bölge açısından desteklenmesi gereken çabalardır. Gölün temizlenmesi ve yeniden canlandırılması yönündeki bu adımlar değerli bir başlangıç teşkil etmektedir.”
Ancak dernek, kalıcı koruma için önceliğin kirletici unsurların ortadan kaldırılması olması gerektiğini belirtti.
“Doğa Kendi Kendini Onarıyor”
Açıklamada, iklim değişikliği ve kuraklığın etkisiyle göldeki su seviyesinin düşmesinin, bazı alanlarda doğal yenilenme sürecini başlattığı ifade edildi.
“Gölün çekilen alanlarında yeni bitki örtüsü gelişmekte, kötü koku kaynakları kuruyarak doğa kendini onarmaktadır. Bu durum, gölün ekolojik dengesini destekleyen önemli bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.”
Dernek, bu süreçte dip çamuru çıkarma çalışmalarının geçici olarak durdurulması ve ayrılan bütçelerin gölü kirleten kaynakların ortadan kaldırılmasına yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Kanalizasyon Gölden Uzaklaştırılmalı”
Van Gölü Aktivistleri Derneği, göl çevresindeki belediyelerin bütçelerinin kanalizasyon ve atık su sistemlerinin gölden uzaklaştırılması için kullanılmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti.
“En gelişmiş arıtma sistemleri dahi kullanılsa, arıtma tesisleri de dâhil olmak üzere tüm kanalizasyon ve kirli akıntıların gölden tamamen uzaklaştırılması birincil öncelik olmalıdır. Böylelikle hem kirliliğin kaynağı ortadan kaldırılacak hem de gölün doğal ekosistemi desteklenecektir.”
Bilim Kurulu Önerisi
Dernek açıklamasında, Van Gölü Koruma ve Eylem Planı kapsamında gölün sürdürülebilir şekilde korunabilmesi için Van ve Bitlis üniversiteleri başta olmak üzere akademisyenlerin yer aldığı güçlü bir Bilim Kurulu oluşturulması gerektiği belirtildi.
“Bu kurul yalnızca danışman değil, aynı zamanda ilgili kurumları ve vatandaşları bilgilendirecek, göldeki olumlu veya olumsuz gelişmeleri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşacak sürekli bir yapı olarak işlevlendirilmelidir.”
Ayrıca, dip çamuru temizliği çalışmalarının ekolojik etkilerinin de bu kurul tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“Bilimsel Temellere Dayalı Koruma Modeli Şart”
Açıklamanın sonunda, Van Gölü Aktivistleri Derneği, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Yüksek maliyetli dip çamuru çalışmalarının yeniden gözden geçirilmesini, gölü kirleten kaynakların tespit edilerek gölden uzaklaştırılmasını, kanalizasyon ve atık su sistemlerinin bütüncül biçimde yeniden düzenlenmesini, doğal ekosistemin kendi kendini yenileme sürecinin değerlendirilmesini ve tüm bu adımların bilimsel temellere dayalı, sürdürülebilir bir koruma modeli çerçevesinde yürütülmesini talep ediyoruz.”




