Van Gölü Havzası'ndaki küçük göller ve sulak alanlar, iklim krizinin etkilerinin en şiddetli ve en erken hissedildiği noktalar haline gelerek alarm vermeye başladı. Yağış rejiminin düzensizleşmesi ve kar örtüsünün azalmasıyla birlikte, havzanın "ekolojik sigortaları" olarak nitelendirilen bu hassas su kütleleri hızla geri çekiliyor. Büyük su kütleleri değişime karşı belirli bir direnç gösterse de göletler ve baraj gölleri gibi zayıf halkaların kaybı, sadece suyun değil, ekosistemdeki canlı yaşamının ve besin zincirinin de kesintiye uğraması riskini taşıyor.
Havzadaki doğal dengeyi değerlendiren Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş; su kaybının yalnızca son yılın kuraklığıyla açıklanamayacağını, bunun 35 yıllık yağış eksikliğinin kümülatif bir sonucu olduğunu vurguladı. Benzer süreçleri yaşayan İran’daki su krizini tehlikenin boyutlarına örnek gösteren Akkuş, artık az suyla yaşamaya adapte olunması gerektiğini belirtti. Acil önlem ve bütüncül yönetim çağrısında bulunan Akkuş, aksi takdirde geriye sadece "çatlamış toprakların" kalacağı uyarısını yaptı.

"İklim değişiminin ilk kurbanları küçük su kütleleri"
Havzadaki küçük su kütlelerinin iklim değişimine karşı en hassas noktalar olduğunu vurgulayarak önemli uyarılarda bulunan Akkuş, "Ülkemizde son yıllarda yağışların giderek azalması ve düzensizleşmesi, Van Gölü Havzası'nda da etkilerini bariz bir şekilde gösteriyor. Özellikle kapalı bir havza olması, bölgenin hidrolojik yapısını derinden etkileyen bir durumdur. Bu etkinin en açık ve en erken görüldüğü alanlar ise havza genelindeki küçük göller ve sulak alanlardır," dedi.
"Her santim gerileme büyük krizin habercisi"
Van Gölü Havzası'nda DSİ kayıtlarına göre 6 baraj ve 5 göletin yanı sıra Keşiş, Tuz ve Akgöl gibi kritik sulak alanların bulunduğunu belirten Akkuş, "Bu alanlar, Van Gölü’ne kıyasla iklim baskısını en erken yansıtan hassas doğal göstergelerdir. Sadece birer su kütlesi değil, havzanın ekolojik sigortaları olan bu küçük göllerin çekilmesi; besin zincirinde kopma ve biyoçeşitliliğin yok olması demektir. Bu bölgelerdeki her santim gerileme, havzanın gelecekte yaşayacağı büyük su sorunlarının en net erken uyarı sinyalidir," ifadelerini kullandı.
Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş
"Bu 35 yıllık birikmiş bir eksikliktir"
Su kaybının geçici bir durum olmadığını ifade eden Akkuş, sürecin uzun vadeli bir kriz olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Bu göllerde gözlenen su kaybı, sadece bir kurak yılın sonucu değildir. Yani '2025 yılı kurak geçti, dolayısıyla bu göllerde küçülme yaşanıyor' gibi bir durum söz konusu değil. Bu kayıplar; en az 35 yıl üst üste biriken yağış eksikliğinin, artan buharlaşmanın ve mevsimsel kar örtüsündeki azalışın kümülatif sonucudur. Bir yıl normalin üzerinde yağış alınması, bu göllerin eski seviyelerine dönmesi için yeterli olmayacaktır."
"İran örneği önümüzde duruyor"
Gelecekte yaşanabilecek büyük su sorunlarına karşı toplumsal ve idari bir hazırlık yapılması gerektiğini belirten Akkuş, "Eskisi gibi kar yağışı yok ve yazlar çok sıcak geçiyor. Eğer bu değişime uyum sağlayamazsak, yanı başımızdaki İran örneği ortadadır. İran bugün deniz suyunu arıtma tesisleri kurmaya çalışıyor. Bizim krizi değil, riski yönetmemiz lazım. Artık az suyla yaşamayı öğrenmeli ve bu değişime adapte olmalıyız," dedi.




