Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılı verileri, Van’ın ekonomik bir yol ayrımında olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kişi başı 6 bin 185 dolarlık gelirle, 15 bin 325 dolarlık ülke ortalamasının çok gerisinde kalan kent; işsizlik ve altyapı sorunlarıyla boğuşarak listenin en sonunda yer aldı. İstanbul gibi zirvedeki illerle arasındaki uçurumun derinleştiği bu tabloyu değerlendiren uzmanlar, Van için "kurumsallaşma" ve "maliyet yönetimi" uyarısında bulundu.

Genç nüfusu ve stratejik konumuyla yüksek potansiyele sahip olan Van; yüksek girdi maliyetleri, sermaye göçü ve üretimsel sorunlar nedeniyle ekonomik olarak TRB2 bölgesinin en yoksul kenti olma riskini taşıyor. Tekstil ve inşaat gibi temel sektörlerin enflasyon ve yüksek faiz kıskacında olduğu kentte, 2026 yılı için hızlı büyümeden ziyade "sağlam durma" ve dengelenme öngörülürken; ekonomik çıkış yolu olarak kurumsallaşma, lojistik projelerin tamamlanması ve sınır ticaretinin canlandırılması işaret ediliyor.

"Meralarımız var ama hayvancılık ölüyor"

Van’ın Türkiye’nin en yoksul kentlerinden biri olmasının temelinde "doğru üretememek" yattığını vurgulayan Mali Müşavir İbrahim Şahin, kentin potansiyelinin heba edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Van, genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen ekonomik bazda maalesef en gerilerde. Tarım öldürüldü, hayvancılık ise gittikçe yok oluyor. Bunun en büyük nedeni tarım ve hayvancılıktaki girdi maliyetlerinin çok yüksek olmasıdır. Üretici, ürettiği malın karşılığını alamayınca üretimden vazgeçip tüketime yöneliyor. Türkiye’nin en büyük meralarına sahip illerinden biriyiz ama meralarımız değerlendirilmediği için hayvancılık ölüyor."

"TRB2 bölgesinin en yoksul kenti olmak bizi üzüyor"

Van’ın Türkiye’nin ekonomik olarak en geride kalan bölgelerinden biri olan TRB2 bölgesindeki (Van, Bitlis, Muş, Hakkâri) merkezî konumuna rağmen yoksulluğu aşamadığını vurgulayan Şahin, kentin potansiyelini şu sözlerle aktardı:

"Türkiye'nin 26 istatistiki alt bölgesinden biri olan TRB2’nin merkeziyiz ama yoksuluz. Bu durumun nedenlerinden biri üretimsel sorunlardır; yani doğru üretmediğimizin bir kanıtıdır. En acısı da sınır ticareti kapsamında Kapıköy’den yeterince faydalanamıyoruz. Yanı başımızdaki Bitlis’te işverenler kentine yatırım yaparken, Van’da zenginleşenlerin parayı başka illere taşıması bizi hakikaten üzüyor. Oysa İran ve Irak’ın tam ortasındayız; lojistik masrafların en düşük olacağı bölgedeyiz. Bu durumdan çıkmak için kurumsal bir yapıya geçmek şart. Kurumsallaşmayan kentlerin ve yerel yönetimlerin başarı şansı yoktur."

Ibrahim ŞahinMali Müşavir İbrahim Şahin

"2026: Hızlı büyüme değil, sağlam durma yılı"

2025 yılında uygulanan sıkı para politikasının kaçınılmaz olduğunu ancak reel sektörü ve yurttaşı ciddi anlamda zorladığını belirten İş İnsanı Seyhan Demir, faizlerdeki düşüşün ancak adım adım olacağını vurguladı. Demir, kentin lokomotif sektörleri olan tekstil ve inşaat için şu analizi yaptı:

"2026, hızlı büyümeden çok dengelenmenin ve sağlam durmanın yılı olacak. Van’da tekstil yatırımları istihdam için kıymetli ancak döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalması ihracatçıyı çok zorluyor. Girdi maliyetleri artarken döviz gelirinin aynı oranda artmaması sürdürülebilirliği imkânsız hale getiriyor. İnşaat sektöründe ise yüksek faiz nedeniyle yatırımcı parasını mevduata yatırmayı daha güvenli buluyor. Pandemi sonrası getirilen kira artış sınırlamaları ev sahibi ve kiracı arasında ciddi sorunlar yarattı, konut yatırımını riskli hale getirdi. Ayrıca deprem bölgelerine yönelen nitelikli iş gücü nedeniyle işçilik maliyetleri çok yükseldi; bu da yeni projelerin başlamasını güçleştiriyor."

"Barış süreci ve lojistik müjdesi"

Van’ın Irak ve bölge pazarlarına bağlanması için barış sürecinin ve ulaşım projelerinin kritik önemde olduğunu ifade eden Demir, bölge ekonomisi için büyük bir eşiğe dikkat çekti:

"Barış süreci başarıyla sonuçlanırsa bölge ekonomisi; sınır ticareti, turizm ve lojistikle şaha kalkabilir. Güvenlik gerekçesiyle tamamlanamayan Şırnak-Van kara yolunun açılması, Van’ı Irak pazarına çok güçlü bağlar. Bu durumda hem ticaret hacmimiz artar hem de Iraklı yatırımcılara Van üzerinden gayrimenkul satışı mümkün hale gelir. Bu, üretim ve bölgesel kalkınma için hayati bir eşiktir."

Seyhan Demir

İş İnsanı Seyhan Demir

"Mesele ücret artışı değil, paranın alım gücü"

Son olarak asgari ücret tartışmalarına değinen Demir, sürdürülebilir bir refah için rakamlardan çok alım gücüne odaklanılması gerektiğini belirtti:

Borsa İstanbul güne nasıl başladı? (3 Haziran 2026)
Borsa İstanbul güne nasıl başladı? (3 Haziran 2026)
İçeriği Görüntüle

"Ücretler artıyor ama enflasyon aynı hızda yükseliyorsa çalışan açısından kalıcı bir refah sağlanamıyor. Bu durum işveren üzerinde de maliyet baskısı oluşturuyor. Asıl çözüm enflasyonu kalıcı düşürüp fiyat istikrarını sağlamaktır. Bugün harcama yapan kesim giderek daralıyor; alt ve orta gelir grubunun alım gücü zayıfladığı için talebi kısmaya yönelik önlemler sahada beklenen etkiyi vermiyor. Bu yapı uzun vadede sağlıklı bir denge oluşturmaz."

Muhabir: SEMİH SARMA