Dijitalleşen dünyada çocukların ve gençlerin sosyal medya kullanımı, son dönemde yasaklama önerileriyle gündemdeki yerini koruyor. Bir sorunu yasaklayarak yok sayma geleneği yerine, gençlerin bu mecraları bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanmalarını sağlayacak eğitim politikalarının hayata geçirilmesi gerektiği savunuluyor.
Teknolojik gelişmelere ayak uydurmanın ve gençleri dezenformasyondan korumanın yolunun yasaklardan değil, müfredata dahil edilecek doğru bir planlamadan geçtiği belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Van Şube Eşbaşkanı Murat Atabay, görüşlerini Vanhaber.tr ile paylaştı:
Eğitim-Sen Van Şube Eşbaşkanı Murat Atabay
"Sorunu görmezseniz yoktur gibi bir yaklaşımları vardı"
Murat Atabay, yasaklama politikalarına dair şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin genel anlamda, bir yerde problemler varsa onu tamamıyla yasaklama gibi uzun yıllardır süregelen bir politikası var. Bu durum Kürt sorunu için de öyleydi; Kürt sorununu görmezseniz veya yok sayarsanız ortada yoktur gibi bir yaklaşımları vardı. Şimdi sosyal medyaya yaklaştıkları zaman da esasında sosyal medyadan çok ciddi bir korkuları var. Çünkü sosyal medya aracılığıyla yapılan bütün yolsuzluklar ve hukuksuzluklar çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Hatta neredeyse 'sosyal medya mahkemesi' diye bir ifade ortaya çıkmış durumdadır. Birçok sorun ve sıkıntı, sosyal medya baskısıyla çözülme yoluna gidiyor."

"Kontrol edebildikleri bir alan değil"
Sosyal medyanın bağımsız bilgiye ulaşmadaki rolüne dair Atabay şunları söyledi:
"Bu sorunların tamamını görünmez hale getirmek ve biraz daha kontrol altına almak istiyorlar; çünkü burası kontrol edebildikleri bir alan değildir. Gençler ve çocuklar, kendilerine bağlı basın yayının dışında bağımsız haberlere ulaşabiliyorlar ve bağımsız araştırmalar yapabiliyorlar. Biraz bunun önüne geçme isteği, biraz da eğitime yaklaşımlarıyla alakalı bir durum söz konusudur. Yasaklama düşüncesi aslında bu noktada onların zihin altlarını ve bilinçaltlarını yansıtıyor."

"Müfredata bir ders olarak yerleştirilmeli"
Çözümün eğitimden geçtiğini vurgulayan Atabay, şöyle devam etti:
"İktidarın yapması gereken; sürekli bir sorunu yasaklarsam ortada yoktur zihniyetinden ziyade, bunu kendi siyasetim ve ideolojim yararına değil, çocukların yararına en doğru şekilde nasıl kullanabilirim mantığıyla yaklaşmaktır. Toplumun ve gençlerin dezenformasyona çok maruz kalmamasını sağlayarak; doğru kullanımı ve eğitim için bu konunun önü açılmalıdır. Bu da yasaklamadan geçmiyor; doğru bir planlamayla çocuklara müfredatta belki bir ders olarak yerleştirerek veya bu noktada çalışmalar yürüterek önünün açılması gereken bir konudur."

"Teknik yasaklama pratikte gerçekçi değil"
Teknik kısıtlamaların aşılabilir olduğuna değinen Atabay, sözlerini şöyle tamamladı:
"İşin açıkçası sosyal medya yasakları aşılabilen şeylerdir. İnsanlar VPN ile bir şekilde giriş yapabiliyorlar ve kullanabiliyorlar. Bu yasaklamanın çok ciddi sonuçları olmayacak ve insanlar bir şekilde buna ulaşacaklar. Zaten ulaşabilecekleri ve içinde yer alabilecekleri bir platform var; sizin bu platformu çocukların üstün yararını gözeten bir noktadan onlara faydalı olabilecek bir alana dönüştürmeniz gerekiyor. Yasaklamak yerine doğru kullanımı nasıl olmalı üzerine, gerçekten çocukların ve gençlerin yararına olan bir politikayla bu konu geliştirilmelidir."




