Van Barosu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlara verilen cezalarla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, söz konusu uygulamaların savunma hakkına yönelik bir müdahale olduğunu savundu.
Baro, avukatlara yönelik cezalandırma süreçlerinin bireysel yargılamaların ötesinde, savunma mekanizmasını baskı altına almaya yönelik bir yaklaşımın parçası olduğunu ifade etti.
Açıklamada, avukatların mesleki faaliyetleri ve müvekkilleriyle kurdukları ilişkiler nedeniyle cezalandırılmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ifade edildi
. Van Barosu, bu tür uygulamaların adil yargılanma hakkını ve savunmanın bağımsızlığını zedelediğini, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın hedef haline getirildiğini kaydetti.
Baro tarafından yapılan değerlendirmede, savunmanın susturulmasının yalnızca avukatları değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir sorun olduğu vurgulandı. Açıklamada, yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiği hatırlatılarak, siyasal saiklerle hareket eden bir baskı aracına dönüştürülmesinin kabul edilemeyeceği belirtildi.
Van Barosu, savunma hakkına ve avukatlık mesleğinin onuruna yönelik hukuksuz uygulamaları reddettiklerini ifade ederek, ÖHD’li avukatlara verilen cezaların kaldırılması çağrısında bulundu. Açıklamanın sonunda “Savunma yargılanamaz, savunma susturulamaz, avukatlar yalnız değildir” ifadelerine yer verildi.
Olayın Arka Planı | Ne Olmuştu?
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi 12 avukat ve kapatılan Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 50 kişinin yargılandığı davada karar (28 Ocak 2026) açıklandı.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 28 sanık hakkında hapis cezası, 11 sanık hakkında beraat kararı verilirken; bazı sanıklar hakkında yargılamanın dosyadan ayrılmasına (tefrik), bazıları hakkında ise davanın düşmesine karar verildi.
Mahkemeden 28 Kişiye Hapis Cezası
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, “silahlı terör örgütüne üye olma” (TCK 314/2, TMK 7/1), “örgüt propagandası” (TMK 7/2), “örgüte yardım” (TCK 220/7) ve “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” gibi suçlamalardan toplam 28 sanığı hapis cezasına çarptırdı.
Verilen cezalara göre:
Zübeyde Teker: 10 yıl 6 ay (örgüte yardım + örgüt propagandası) – hakkında ayrıca yakalama kararı çıkarıldı.
Ramazan Demir: 10 yıl 15 ay (örgüt üyeliği + örgüt propagandası)
Mahmut Doğu: 10 yıl (örgüt yöneticiliği) – hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Selahattin Kaya, Nurettin Kılıç, Sinan Zincir: 9’ar yıl
Hasan Elyakut, Hüseyin Boğatekin, Recep Belek, İmam Demir: 7 yıl 6 ay
Ruhşen Mahmutoğlu, Ayşe Acinikli, Ayşe Yavuz, Ayşe Gösterişlioğlu, Behçet Çiçek, Kadriye Nargili, Kandile Yeşilfidan, Cahide Temel, Hakkı Sonsuz, Raziye Öztürk, Şengül Kaçar, Mehmet Kaçar, Mehmet Halil Olçay, Nihat Daş, Abdulgafur Çeber: 6 yıl 3 ay
Tamer Doğan: Toplam 6 yıl (örgüt propagandası
Gülistan Çelik: 5 yıl (örgüte yardım)
Şefik Çelik, Adem Çalışçı: 1 yıl 3 ay (örgüt propagandası)
Mahmut Taşdan ve Mehmet Halil Olçay, ayrıca 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet suçundan da hapis ve adli para cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, Ahmet Dursun, Beşir Akın, Güler Dündar, Hıdır Mayda, İlga Berfin Başar, İrfan Arasan, Mustafa Rüzgar, Şemşihan Şimşek Kurt ve bazı sanıklar hakkında “suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi. Ahmet Kaya (Kapçak) hakkındaki dava ise reddedildi.



