Van’ın Tuşba ilçesinde yükselen üretim sesleri, kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Tuşba Kadın Kooperatifi bünyesinde açılan kurslar, sadece meslek edindirmekle kalmıyor; ev ortamının stresinden uzaklaşmak isteyen kadınlar için adeta bir rehabilitasyon merkezi görevi görüyor. 15 yaşından 60 yaşına kadar her kesimden kadının bir araya geldiği merkezde, geleneksel el sanatları modern dokunuşlarla birleşerek ekonomiye kazandırılıyor.
Kimi evladı için çeyiz hazırlıyor, kimi öğrendiği tekniklerle aile bütçesine katkı sağlıyor. "Öğrenmenin yaşı yoktur" mottosuyla hareket eden merkez, şehre yeni taşınan kadınlar için de sosyal bir çevre ve dost kapısı olmuş durumda. Merkezde dikiş-nakıştan filografiye, yöresel gıda ürünlerinden takı tasarımına kadar geniş bir yelpazede üretim yapılıyor.

Hayaller ipliğe dökülüyor
Hem eğitim veren usta öğreticilerin hem de kursiyerlerin yoğun mesai harcadığı kooperatifte, el emeği göz nuru ürünler titizlikle hazırlanıyor. Bu çatı altında üretilen her eser, kadınların sosyal hayata katılımını artırırken aynı zamanda yerel kalkınmanın da önemli bir parçası haline geliyor.

"Gurbetçi kadınların sosyal çevresi olduk"
Eğitmen Sevgi Alğaç, kursların yoğun bir ilgiyle karşılandığını ve sabah-öğle olmak üzere iki grup halinde eğitim verdiklerini şu sözlerle belirtti: "Sabah 9'da başlayan eğitimlerimiz öğleden sonra 16.30’a kadar devam ediyor. Buraya gelen kadınlar sadece nakış öğrenmiyor; aynı zamanda çok güzel dostluklar ediniyorlar. Özellikle Van’da kimsesi olmayan gurbetçi arkadaşlarımız burada kendilerine bir çevre oluşturdu. Pike, bebek battaniyesi, çanta, iğne oyası ve tablolar gibi akla gelebilecek her alanda üretim yapıyoruz."
Sevgi Alğaç
“Üretilen el emeği ürünler yurt dışına ihraç ediliyor”
Alğaç, kooperatifleşmenin gücü sayesinde kadınların emeğinin sınırları aştığını şu sözlerle ifade ediyor: "Ürettiğimiz bu ürünleri kooperatifimiz üzerinden yurt dışına satışa sunuyoruz. Kadınlar ev ortamından çıkıp stres atarken, ürettiklerini gördükçe daha çok mutlu oluyorlar. Evdeki çocuk kargaşası ve iş yoğunluğundan uzaklaşmak onlara heyecan veriyor. Daha çok üretmek ve daha farklı şeyler öğrenmek istiyorlar."

“Beş ayda dikişin her aşamasını çözüyorlar"
Yöresel el sanatları ve dikiş üzerine eğitimler veren Eğitmen Yıldız Gülgör, her yaş grubundan öğrencisi olduğunu belirtiyor: "60 yaşındaki annelerimizden 20 yaşındaki gençlerimize kadar geniş bir yaş aralığına hizmet veriyoruz. Kursiyerlerimiz önce dikmeyi öğreniyor, ardından kesim aşamasına geçiyorlar. Yaklaşık 5 ay gibi bir sürede her şeyi çözmüş oluyorlar. Pijama takımlarından çocuk kıyafetlerine kadar her şeyi dikebilir hale geliyorlar."
Yıldız Gülgör
"Her ilçede böyle bir kurum olmalı"
Kursiyer Gülistan Yaşar, “Yaklaşık 2 buçuk aydır buradayım ve şu an günlük kıyafetler, çocuk kıyafetleri ve yöresel elbiseler dikebiliyorum. Burası benim için sadece bir kurs değil, stres attığım bir sosyal alan. Bence her yerde böyle bir kurumun olması gerekiyor. Ev hanımlarının sosyalleşmesi ve desteklenmesi çok önemli,” dedi.
Gülistan Yaşar
"Öğrenmenin yaşının olmadığını anladım"
Kursiyer Evin Eker, “Kanaviçe, bargello ve rokokonun da aralarında olduğu pek çok nakış türünü öğreniyoruz. Bir iki günde nakışı çözebiliyorsunuz. Başta 'Acaba yapabilir miyiz?' diye bir ön yargımız vardı ama o kadar da zor değilmiş. Yeni insanlar tanımak ve yeni bir ortama girmek bize psikolojik olarak çok iyi geldi,” ifadelerini kullandı.
Evin Eker
El emeği ürünler ticarete dönüşüyor
Eker, eğitim sürecinin sonunda kazandığı becerileri bir iş modeline dönüştürme hedefini ise şu sözlerle belirtti: "Şu an kendim için yapıyorum ama ileride bunu ticarete dökebilirim. Yapıp satarak aileme destek olmayı ve sevdiklerimle hediyeleşmeyi düşünüyorum. Eskiden 'Gençler yapsın' diyordum ama hayır, öğrenmenin yaşı yokmuş. Bence bütün kadınlar gelip burada bir şeyler öğrenmeli."





