Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Bakraçlı köyünde, Erek Dağı eteklerinde yükselen tarihî Yoncatepe Sarayı, başkenti Tuşpa (Van) olan güçlü Urartu Devleti'nin görkemli mimari izlerini günümüze taşıyor. Erken Demir Çağı ile M.Ö. 7. yüzyıl arasına tarihlenen bu görkemli kale ve saray yapısı hem stratejik konumu hem de barındırdığı kültürel zenginliklerle dikkat çekiyor.
Doğu Anadolu'nun incisi Van, tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve özellikle Urartu Devleti’ne başkentlik yapmış kadim bir kenttir. Urartulardan miras kalan devasa kaleler, saraylar, kaya mezarları ve Şamran Kanalı gibi gelişmiş su mimarisi örnekleri, Van Gölü çevresini adeta bir açık hava müzesine dönüştürmektedir. Asur, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların egemenliğine giren Van, jeostratejik konumuyla her dönem önemini korumuştur.
Tur rehberi Engin Pişkin, bu zengin mirasın önemli bir parçası olan Yoncatepe Sarayı'nı, Urartu krallarının kullandığı özel bir yazlık kraliyet merkezi olarak tanımlıyor. Sarayın konumu ve işlevi hakkında bilgi veren Pişkin, bu yapının Urartu döneminin sosyal ve dini yaşamına dair eşsiz veriler sunduğunu belirtiyor.
İki başkente bakan muazzam bir görünüm
Yoncatepe Sarayı'nın, Urartuların iki başkentine de hâkim eşsiz manzaralı bir yapı olduğunu vurgulayan Engin Pişkin, "Yoncatepe Sarayı, Urartuların en önemli merkezlerinden biri kabul ediliyor. Erek Dağı’nın eteklerinde yer alan bu yapı; Toprakkale ve Tuşpa’ya bakan muazzam bir görünüme sahip. Bütün kent, ova, Van Gölü ve Süphan Dağı ayaklarınızın altında kalıyor. Burası sadece bir yönetim merkezi değil, aynı zamanda kralların dinlendiği ve törenler yaptığı bir merkezdi. Diğer kalelerde olduğu gibi burada da çok güçlü bir tapınak kültürü mevcuttur," dedi.

Gelişmiş su mimarisi ve gizli yerleşim
Sarayın çevresindeki kadim yerleşime ve Urartu mühendisliğine dikkat çeken Pişkin, "Sarayın alt kısmında küçük bir Urartu şehir yerleşmesi olduğunu biliyoruz. Hemen yakınında ise özellikle ilkbaharda Erek Dağı’ndan eriyen kar sularının toplandığı, baraj niteliğinde muazzam bir su sistemi mevcut. Urartuların ileri düzey su mimarisi örneklerini bugün bile burada gözlemlemek mümkündür," ifadelerini kullandı.
Saray mimarisinin günümüz Van'ındaki izlerine değinen Pişkin, çarpıcı bir örnek paylaşarak şunları söyledi: "Bugün Van Kalesi yolu üzerinde bulunan ve Urartu takılarının üretildiği Arubani Art binasının mimarisi, birebir Yoncatepe Sarayı’ndan alınmıştır. Yoncatepe’deki tapınak mimarisinin modernize edilmiş halini o yapıda görebilirsiniz."
Kadim medeniyetin izleri ön plana çıkarılmalı
Van’ın bir Urartu başkenti olduğu gerçeğinin günlük hayata yeterince yansımadığını belirterek tarihi bilinç çağrısı yapan Pişkin, "Urartu medeniyeti çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda ancak Vanlılar olarak biz bu mirası yeterince değerlendiremiyoruz. Kente gelen ziyaretçiler, bir Urartu başkentinde olduklarını tam olarak hissedemiyorlar. Bunu onlara hissettirmek ve bu kadim izleri ön plana çıkarmak gerekiyor. Selçuklu ve Osmanlı gibi diğer medeniyetlerle olan etkileşimi de kapsayan etkinliklerin artırılması, bu mirası daha anlamlı kılacaktır," diyerek sözlerini tamamladı.




