Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yayımlanan Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) kasım ayı haritaları, uzun dönemli kuraklığın Türkiye genelinde yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Prof. Dr. Kadıoğlu, kısa vadede bazı bölgelerde yağışlarla kısmi iyileşme görüldüğünü, ancak orta ve uzun vadeli kuraklığın etkilerinin barajlar, yer altı suları ve göller açısından alarm verdiğini söyledi.

Kadıoğlu, son 3 aylık verilerin meteorolojik kuraklık açısından bazı bölgelerde toparlanmaya işaret etse de, özellikle Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da iki yıllık su açığının kapanmadığını vurguladı. “Bu tablo, 2 yıldır biriken su açığını kapatmaya yetmiyor” diyen Kadıoğlu, geçici iyileşmenin tarım ve içme suyu planlamasında yanlış bir rahatlama algısı yaratmaması gerektiğini ifade etti.

Kuraklik Su Cekilme1

İç Anadolu’da kritik durum

İç Anadolu en kritik bölge olarak öne çıkıyor. Konya Kapalı Havzası’nda yer altı su seviyeleri hızla düşerken, Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray’da tüm zaman ölçeklerinde olağanüstü kuraklık görülüyor. Kadıoğlu, aşırı yer altı suyu kullanımının obruk oluşumları ve tarımsal üretimde sürdürülemez bir yapıya yol açtığını belirterek, suya dayalı kalkınma anlayışının acilen gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Marmara ve Trakya’da uzun vadeli su açığı

Marmara Bölgesi’nde son aylarda yağışlar artsa da iki yıllık yağış açığı kapanmış değil. İstanbul dahil Marmara genelinde kısa vadede nispi bir iyileşme gözlemlenirken, 12 ve 24 aylık SPI verileri ciddi kuraklığa işaret ediyor. Trakya’da Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli olağanüstü kurak sınıfında bulunuyor. Prof. Dr. Kadıoğlu, bölgede yüksek nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle su talebinin fazla olduğunu, kuraklığın etkilerinin diğer bölgelere göre daha hızlı ve sert hissedilebileceğini vurguladı.

Kuraklik Cekilme

Ege ve Akdeniz’de durum

Ege Bölgesi’nin iç kesimlerinde tarımsal kuraklık belirgin. Manisa, Uşak, Kütahya ve Afyonkarahisar’da 9 ve 12 aylık SPI değerleri şiddetli ve olağanüstü kuraklık seviyesinde. Bu durum zeytin, üzüm ve hububat üretimini ciddi şekilde etkileyebilir. Kadıoğlu, yer altı suyu ile sulanan tarım alanlarında maliyetlerin arttığını ve bunun çiftçi gelirleri ile gıda fiyatlarını doğrudan etkileyebileceğini söyledi.

Akdeniz kıyıları görece daha iyi durumda olsa da, iç kesimlerde özellikle Göller Yöresi’nde su kaybı sürüyor. Burdur ve çevresindeki göllerin küçülmesi, iklim değişikliğinin somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu alanlar hem tarımsal hem de ekolojik açıdan kritik eşiklere yaklaşıyor.

Van’da mera var, üretici yok: Hayvancılıkta dramatik düşüş
Van’da mera var, üretici yok: Hayvancılıkta dramatik düşüş
İçeriği Görüntüle

Karadeniz’de yağış fazlası ve yönetim sorunu

Doğu Karadeniz’de Rize, Trabzon ve Artvin’de yağışlar mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Bu bölgelerde sel ve heyelan riski ön planda bulunuyor. Kadıoğlu, yağışın yönetilmesinin kritik olduğunu, aksine yağan suyun depolanamadan denize aktığını vurguladı. Batı Karadeniz’de kısa vadede ciddi bir sorun görülmese de 12 ve 24 aylık veriler hidrolojik kuraklığa işaret ediyor; bu süreç su kaynaklarını ve orman ekosistemlerini yavaş yavaş kırılgan hâle getiriyor. İç Karadeniz’de ise Çorum, Amasya ve Tokat’ta tarımsal kuraklık öne çıkıyor, hububat ve yem bitkilerinde verim kaybı riski artıyor.

Yağmur-2

Su tasarrufu hayati önemde

Prof. Dr. Kadıoğlu, Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkilerini net biçimde yaşadığını vurgulayarak, su yönetiminin kurak yılları esas alacak şekilde planlanması gerektiğini söyledi. “Bireysel ve kurumsal düzeyde su tasarrufu hayati önem taşıyor. Bugün tasarruf edilen her damla su, yarının güvenliğidir. Özellikle İç Anadolu, Marmara ve Ege’de acil su tasarrufu önlemleri hayata geçirilmelidir” dedi.

Kaynak: AA