Ramazan ayıyla birlikte değişen beslenme düzeni, bilinçli yönetilmediğinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uzman Diyetisyeni Zeynep Yaşar, oruç sürecinde yapılan hatalar ve sağlıklı beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Yaşar, Ramazan’da en sık yapılan hatanın sahuru atlamak olduğunu belirterek, bu durumun gün içinde halsizlik ve kan şekeri dengesizliğine yol açabileceğini söyledi. Özellikle iftarda hızlı yemek yemenin hazımsızlık ve şişkinliği artırdığını ifade eden Yaşar, aşırı yağlı ve tuzlu gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Sahurda protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Yaşar, yumurta, peynir, süt ve yoğurt gibi besinlerin tercih edilmesini, ekmek grubunda ise tam tahıllı ürünlere yer verilmesini önerdi. Tuzlu ve kızartılmış yiyeceklerin susuzluğu artırabileceğini belirtti.
İftara hurma ve su ile başlanabileceğini kaydeden Yaşar, ardından bir kase çorba tüketilmesini, ana yemeğe geçmeden önce ise 9-10 dakika ara verilmesini tavsiye etti.
"Çorbadan sonra en azından 9-10 dakika ara vermek gerekiyor. Bu ara içerisinde kişiler orada sabredemiyorsa sofradan kalkmalılar. Namaz kılan kişiler bu arada namaz ibadetlerini yapabilir veyahut evin içerisinde özellikle dik durarak bir yürüyüş yapmak kişiye faydalı olacaktır. Mide o çorbadan sonra artık sindirime başladığında ve kendine geldiğinde de ana yemekle devam edilebilir."
Tatlı tüketimi için ise iftardan en az 2 saat sonra tercih yapılması gerektiğini belirten Yaşar, şerbetli tatlılar yerine sütlü ya da meyve bazlı tatlıların daha sağlıklı olduğunu dile getirdi.
"Tatlıyı yiyebilmek için üzerinden en az 2 saat geçmesi gerekir. Şerbetli tatlı mı sütlü tatlı mı dersek tabii ki sütlü tatlıyı öneririm. Çünkü kalorisi daha düşük oluyor ve içerdiği süt neticesiyle, proteini açısından bizi destekliyor. Ama bundan daha iyi bir alternatif meyve tatlıları olabilir. Meyveyi şekerle birleştirmeden fırınlayıp, üzerine kan şekerini dengelemek için tarçın ve kuruyemiş ekleyerek daha sağlıklı bir tercih yapabiliriz."
Sıvı tüketiminin önemine de değinen Yaşar, günlük su ihtiyacının kilo başına 30-35 mililitre olduğunu, çay ve kahvenin su yerine geçmeyeceğini vurguladı. Gazlı içeceklerin ise mide problemlerini artırabileceği uyarısında bulundu.
"Normal şartlarda 5-6 fincanın üstünde çay, kahve tüketimini önermiyoruz. Her tükettiğimiz fincan başına ekstradan o fincan kadar su içmeyi faydalı buluyoruz. Ama kesinlikle şunu net bir şekilde söylemeliyim ki suyu su olarak tüketeceğiz. Yani 'Ben su yerine çay içtim, kahve içtim.' bu şekilde olmuyor. Direkt olarak su olarak tüketmemiz gerekir. Gazlı içeceklere gelecek olursak da zaten normal şartta da asla önermiyoruz. Bir de ramazanda midenin uzun süre boşalmasıyla birlikte midenin gerginliği ya da bir anda yemek yemeyle birlikte hazımsızlık problemleri zaten çok fazla gözlemleniyor. Bununla birlikte biz gazlı içeceği de tüketirsek bu problemleri daha da artırmış oluruz. Bu yüzden gazlı içecekleri kesinlikle önermiyoruz."
Kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin oruç öncesi mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirten Yaşar, spor yapmak isteyenler için en uygun zamanın iftardan 1-2 saat sonrası olduğunu söyledi.
Ramazan sonrası beslenme düzenine ani dönüş yapılmaması gerektiğini ifade eden Yaşar, özellikle lifli gıdaların sindirim sistemi sağlığı açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.



