Barış Araştırmaları Derneği (QAD) tarafından bugün Almanya’nın Bonn kentinde, “Birlikte Yaşamı Şekillendirmek: Türkiye’de Çözüm Süreci ve Gelecek Perspektifleri” başlıklı bir konferans düzenleniyor.
Konferansa, DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü gibi siyasetçiler, akademisyenler ve gazeteciler konuşmacı olarak katılım sağladı.
Konferansın dikkat çeken anlarından biri, tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'ın gönderdiği mesajın okunması oldu.
Öcalan: Negatiften pozitife dönüş evresi
Öcalan, mesajında barışın sürekli emek ve kararlılık isteyen toplumsal bir inşa süreci olduğuna inandığını belirtti. Kürt meselesi bağlamında yürütülen barış çabalarının sadece Kürtler için değil, bölgedeki tüm halklar için umut verici ve değerli olduğunu ifade etti.
Bugün gelinen tarihsel eşiğin, Türkiye, Ortadoğu ve Kürt toplumunun kaderini etkileyecek nitelikte olduğunu belirten Öcalan, bu dönemin bir fırsat sunduğunu dile getirdi:
"İçinden geçtiğimiz dönem, negatif devrim sürecinden pozitif bir dönüşüm evresine geçişin mümkün olduğu; çatışmanın, dışlanmanın ve hukuksuzluğun aşılabileceği bir fırsat sunmaktadır. Bu geçiş yalnızca politik bir tercih değil, aynı zamanda tarihsel ve evrensel gerçekliklerin zorunlu kıldığı bir yönelimdir."
Öcalan, kalıcı barış ve gerçek çözümün anahtarının hukuki ve siyasi reformlardan geçtiğini net bir şekilde vurguladı:
"Kalıcı barış ve gerçek çözüm için, hukukun yeniden inşa edilmesi ve demokratik siyasetin kurumsallaştırılması, vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu açıdan keyfi uygulamalara son verilmesi, evrensel hukuk ilkelerinin ve uluslararası kurumların kararlarının ivedilikle yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır."
Abdullah Öcalan'ın konferans mesajının tam metni:
"Değerli katılımcılar, kıymetli dostlar
Barışın sürekli emek ve kararlılık isteyen toplumsal bir inşa süreci olduğuna inanan herkesin buluştuğu bu anlamlı toplantıyı içtenlikle selamlıyorum. Bu amaç doğrultusunda çalışmalar yürüten QAD’ın, özellikle Kürt meselesi bağlamında barışın sağlanması ve korunmasına yönelik çabaları büyük bir önem taşıyor. Barış, sadece Kürtler için değil, bölgedeki tüm halklar için umut verici ve değerlidir. Bu çabalar, halklar arasında karşılıklı anlayışı güçlendiren; onurlu bir birlikte yaşamı ve barışın toplumsal zeminini besleyen önemli bir katkı niteliğindedir.
Negatif devrim sürecinden pozitif dönüşüm
Bu tür çalışmalar, farklı kimliklerin, farklı acıların ve farklı gelecek hayallerinin ortak bir barış ufkunda buluşabileceği sağlıklı zeminler yaratabilmelidir. Barış, aynı zamanda adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve karşılıklı saygının kurumsallaştığı bir toplumsal uzlaşı halidir. Bugün bulunduğumuz tarihsel eşik, Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve Kürt toplumunun kaderini etkileyecek niteliktedir. İçinden geçtiğimiz dönem, negatif devrim sürecinden pozitif bir dönüşüm evresine geçişin mümkün olduğu; çatışmanın, dışlanmanın ve hukuksuzluğun aşılabileceği bir fırsat sunmaktadır. Bu geçiş yalnızca politik bir tercih değil, aynı zamanda tarihsel ve evrensel gerçekliklerin zorunlu kıldığı bir yönelimdir.
Kalıcı barış ve gerçek çözüm
Kalıcı barış ve gerçek çözüm için, hukukun yeniden inşa edilmesi ve demokratik siyasetin kurumsallaştırılması, vazgeçilmez bir gerekliliktir. Bu açıdan keyfi uygulamalara son verilmesi, evrensel hukuk ilkelerinin ve uluslararası kurumların kararlarının ivedilikle yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu konferansın, barışın imkânlarını çoğaltan, çözüm yollarını derinleştiren ve halkların ortak geleceğine dair yeni kapılar aralayan bir adım olmasını diliyorum.
Barış için emek veren herkesi saygıyla selamlıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum."



